Kategori: Genel
-
HAYAT…
İnsan, belli bir zaman aralığında ki dünya hayatını yaşar ve ölür. İki kelime arasına sıkıştırılmış bir yaşam formu. Doğum ve ölüm! Her inanç sahibi de, bunu kendi inandığı isim üzere adlandırır. Biz, imtihan dünyası deriz. Hikmetinden suâl etmeden, olanı olduğu ile yaşayıp terki diyar etmenin derdindeyiz! Ne dünya sultanlığına ne de malına gönül bağlayıp, melâl’inden…
-
KISA
📌İyiki biz varmışız, yoksa ülkede ki bütün kötülükleri isnad edecek başka kimse olmayacakmış. 📌Çin, batılı egemenlerin müsade ettiği ölçüde gelişip büyüyebilir. 📌İsrail, dünya’da en nefret edilen ülkedir. Eğer bir güç olsaydı böyle olmazdı. 📌Batı’nın veya egemenlerin din diye bir kaygıları yoktur. Tek kaygıları güç ve egemenlikleridir. 📌Müslümanlık, batı için bizatihi sorun değildir. Asıl sorun, olası…
-
📌KISA
📌Bir toplumdan iyileri çıkartırsanız, toplum çok hızlı bir şekilde bozulur. 📌Bütün terör faliyetlerinin destekleyicileri; devletlerdir. 📌Devletleri, hükümetler değil “istihbarat” teşkilatları yönetir. 📌Rusya veya eski adıyla Sovyetler birliği bu güne kadar Avrupa’nın karşı cephesinde asla yer almamıştır. 📌Dünyada ki bütün siyasetçiler, göbek bağı ile batılı egemenlere bağlıdırlar. 📌Amerika, bir güç değil sadece bir sopadır. 📌İsrail, dünya’nın…
-
BURALAR ORALAR
Kalem bana küs değil, Ama, ben kaleme kırgınım! Yazmadığım sitemimden değil, Ama, bir türlü içim doğrulmuyor kaleme! Bir matemi yaşadım, Tam sekiz sene, Bir ölü dirilir mi diye? Gayret, umut, tecrübe koydum, Her mücadelenin adını, Lakin, yeri yurdu değildi cehdin. Ne suyu ne toprağı Nede mentali uygundu! Dirilir miydi ölü, be adam? Mesih mi sandın…
-
Kısa…
Kısa… İnsan, kendisinde bulunan sevgi ve sevme ihtiyacını deşarj etmek mecburiyetindedir. Herhangi bir canlıya veya metaya karşı duyulan muhabbet bu ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır. Cesedin aldığı zevk ruha zarardır! Ruhun aldığı zevk cesede faydadır. Herkes, kendi devrini yaşar ve herkes, kendi devrinde yaşar!
-
BAZAN…
Bazan, coşuyor duygular! Elime alasım geliyor kalemi, Harfleri, kelimeleri, cümleleri; Mısraları bir araya getiresim geliyor! Sökükleri dikilen bir ceket gibi, Aşınmış dizleri yamanan pantolon, Eskisi gibi olmaz ama; alayım diyorum kalemi elime! Yangından mal kaçırır gibi değil, Yangına pişmesi için ekmek atar gibi. Kelimelerin İçine işlesin ateş, Her bir gözeneği dolsun mısralarla. Ekmek gibi koksun…
-
KISA…
İnsana acı veren, yaşadığı kötü günler değil! Eski güzel günlerdir. İnsan, ölümü düşündekçe hayatın gerçeklerini görebilir. Kainatın, Allah’ı (cc) ispata ihtiyacı yoktur. Anlam gözüyle bakan herkes görür. İnsan, etkilenmeye açık bir varlıktır. Özellikle de birbirinden. Yazmak, görünme arzusu olmamalı! Göstermek olmalı. Algı değişirse, anlayış değişir!
-
Kısa….
Unutmak, insana bahşedilmiş nimet! Unutabilmek, hayata devam sebebidir. Yoksa onca olay sonrasında aciz insan’ın yola devamı mümkün değildir. İnsanların çoğu yüzlerinde bir maske taşır! Ne zaman ki onlara ihtiyaç duyarsınız bir anda maskeleri yüzlerinden düşer. Bundan dolayı anadolu’da şöyle der büyüklerimiz “Kendinden başkasına muhtaç etme Ya Rabbi”. …
-
KISA…
Yazmak mı yorucu? Yoksa bunca düşünceye karşı direnmek mi? Belki yazmanın bir şifası vardır ümidiyle… Kısa kısa! Hiçbir satırın bir önceki ile bağlantısı yok. Politikacın’ın dini yalan, imanı menfaattir. Dünyan’ın her yerinde böyle! Küçük müstesnalar istisna. İnsanlar’ın küçük bir kısmı düşünce, çok büyük bir kısmıda düşünmeme üzerine hayatlarını inşa ederler. Küçük kısım önüne…
-
RIZA
Saz telline dönmüş, Beden içinde ki ruh. Dertlerin üzerinden Mızrab’ın geçtiği gibi geçiyor! Her cümlede, Saklı kalmış derinlikler, Ruh’a değil ama; Kalbe ağır geliyor… Bizâr değilim, Şikayet, kat’a. Olana, olduğuyla rıza; Biz, baba’dan böyle gördük!
-
KISA…
Şartların davranışlarımızı belirlediği kadar, karşıdaki insanın da bize nasıl davranacağını belirliyor. Hayatın, kimse ile belirlenmiş bir anlaşması yoktur. Varlık ve güç, bazan körlük sebebidir. Yokluk ve fakirlik, bazan inkişaf sebebidir. Öldükten sonra en güzel anılan insanlar, tebessüm sahibi insanlardır. İnsan için bütün değişimler önce zihinde başlar…
-
KISA.
Hayatta ki mutluluk, beklentiyle ters orantılıdır. Asgari beklenti azami mutluluk. İnsan yaş aldıkça değil, yaşadıkça anlar ve öğrenir. Herhangi bir hadise, yaşamamış bir insan tarafından tam anlamıyla değerledirilemez. Motivasyon ağır bir ilaçtır, fayda verdiği kadar zarar da verebilir. Hayat, bir isimle adlandırılacak olsa “imtihan” denir. Sadece…
-
KISA…
Keşif, kişiye mahsustur! Kimse, başkasının keşfine tanık olamaz. Anlatırsa dinler, yazarsa okuruz. Her insan, kendini ispat için dünyaya geldiği düşüncesiyle yaşar! İspatın, hiçlik olduğunu anlayana kadar. Kim, hedefine neyi koyarsa; hayatın gayesinin hedefine koyduğu zannıyla hayatını devam ettirir! Kişi, tercihlerinden dolayı önüne konulanların peşinden koşmakla ömrünü sürer! Tercihleri her ne…
-
OLSA(M)
Yarım kalıyor yazılar, Sonu gelmeden sona eriyor! Düşünmek, acı veren taraf, Düşüncesizce yazılmıyor. Ağırlığı, ağrısı kalıyor, Tortusu kalıyor kalbinde, Ruhun gizli bir yerinde! Duyguları coşturmadan, Duygusuzca değil elbet, Duygunun seline kapılmadan, Yalın, sade, sukunet içinde! Yine yarım mı kalacak? Sona varmadan son mu bulacak? Yada, varılacak yere varamadan! Soluksuz mu kalacak? Hiçliğin rüzgarı sarsın, Yalnızlıkta…
-
KİMSE KIZMASIN…
Kimse kızmasın lütfen! Ne gerek vardı böyle bir yazıya da demesin. Ama, dert depreşince yazdırıyor. Bana da zor geliyor yazmak. Ne yaparsın, elden gelen ve de son kalan dert dökme kurnası. Anlaşmıştık kızmak yok. Yazacaklarım da yanlış ta yok! Sadece, bakışta ki açı farklılığı. Müsadenizle. Yirmi üçten sonra başladı. Cumhuriyet’in yaşı ilerledikçe modası günden güne…
-
SUSTUM
Yazmadım! Sustum, Yazamadım. İstemedim, İstenmedim, Sustum. Bekledim, Bilmedim, Ezildim, Ezmedim! Verdim, Almadım, Bakındım, Bakmadım. Gittim, Gelmedim, Gelemedim, Bekledim, Beklendim, Sustum! Konuşmadım, Konuşamadım, Yazmadım, Yazamadım. Sustum, Susturdum.
-
Pencere
Anladığın, anlamadığına karışıyor! Anlamlar çaresizlik çemberinde, Yokluk çalıyor çanlar, Minare’den yükselen ölüm sesleri. Geçen zaman değil, Eskiyen biziz! Binlerce yıldır süren düzen, Bizim için mi değişecek? Ağarmaya yüz tuttu saç, sakal; Çehrelerde kırışıklıklar, Her gün yenisi açılan, Hayat penceresine bakmaktan!
-
Hayat gibi, ölüm gibi
Sebepsiz yere yazılmaz! Yazılırsa da çok yavan olur. Sebepleri tüketeli çok oldu, Yazmalar, belki sonra ki baharlara. Bahar’dan ümidim yok, Olursa, daha fazla borana çalmasın! Ümit, zor bir kapı, Çok ama çok yoruyor insanı. İnsan, yaşaması gerekeni yaşıyor, Yaşamak istediğini değil! Kendini yazar zanneden her insan’ın, Yazması yarım kalmış bir romanı vardır. Ya da yazmaktan…
-
YAŞAR VEYA İNSAN
Yaşar diye yazılır “İNSAN” diye okunur. Aklı yetmeye başladığında annesiz kalmış! Herşeysiz, kimsesiz. Hayat, savurmuş savuracağı kadar. Fakat, Yaşar rüzgarın şiddetine hiç aldırmamış. Sanki bir tüy hafifliğinde, hafife almış hayatı. Ne kadar üstüne gelse de dünyanın tüm fecaatleri; kaşını kaldırıp nedendir bu bana böyle demeyi bile hadsizlik saymış! Yaşar, yaşanması gerekteği gibi yaşamış. Gösteriş, riya,…
-
DEME!
Solmaz deme! Papatyalar da solar, Gençliğin de! Çamlar da yapraklarını döker, Güvercinler uçmaz, Bülbüller de ötmez! Şarkılar susar, Dil susar, Gün gelir kalp susar, Susmaz deme! Biz zamanı değil, Zaman bizi harcar, Bilmezsen kullanmasını, Harcamaz deme! Söyleyecek olsaydım bir söz, Deme derdim kendime! Olmaz deme! Kalır gitmez deme, Olmaz ne varsa, Hepsi olur!
-
Amcam
Anam, söz unutulur; yazı unutmaz derdi! Unutmamak için, bir vesika olsun diye yazıyorum. Lütfen yazıyı da yumşak bir tonda okuyun. Resimde ki insan benim amcam! Baba yarım. Babam var iken bir parça yakındık ama; Babam gittikten sonra hiç elini üzerimden eksik etmedi. Haftada bir kaç kez iş yerine uğrar, hâl hatır eder, durumumu kontrol eder,…
-
8 SENE…
Geçsin diye uğraşılan bir meşkaleye meşale olmadan zoraki sürdürülen zaman mefhumu. Dakikaları, saatlerin insafsızca öğütmesine sessizce şahit olunan; akrep, yelkovan kovalamacası. Kandırmacalarla, zihni algoritmaya müdahale içerisinde, günleri aktarıp döndürme gayreti. Âzami kazançtan ziyade, âsgari ziyan doğrultusunda bir hedef varmışçasına! Sabah kalkınca “Rabbim ne yapacağım dedirmesin” diyerek bizlere dua eden eden Anam’ın, dediklerini aynel yakîn müşehade…
-
ESKİ
Yak! Ne varsa eskiden kalan. Eski değil mi oysa bizi biz yapan? Kandırıyorlar, Sonsuz bir şimdi var diye, Halbuki; şimdi bile geçip gitti. Tutulmuyor, Akıyor gidiyor parmaklarının arasından zaman. Kopuyor uzandığın her dal parçası, Tutmaya kalmadı mı? Bir tek filiz! Gökyüzü parçalanmış, Yağmurlar bile yasta! Kalbim gibi çatlamaya durmuş toprak, Ya yarılacak, Ya da bir…
-
MÜREKKEP
Tükenir! Bahtsız kalemin mürekkebi. Vursa da baltasını, Kırılması mümkün olmayana. Yekinir bir daha, Kağıt kaleme, Kalem kağıd’a küsmüş! Zincire vurulmuş tutsak gibi, Oynatamaz! Ne ayağını ne elini. Gider gelir bir aşağı bir yukarı, Bir damla olsun akmaz, Ne mürekkebi ne de bir göz yaşı!
-
MUTLULUK VE HUZUR
Mutluluk ile huzur; farklı kavramlardır. Mutluluğu yakalasanızda huzurlu olamayabilirsiniz. Mutluluk daha çok başarı esaslıdır. Huzur, tamamiyle bir tatmin duygusudur. Eksiksiz, ihtiyaçsız bir duygu. Kabullenmek, kendini kabul etmeye zorlamak değil. Kabullenecek hiç bir şeye ihtiyaç bile duymamak. Olduğunu, olduğu hali yaşamak. Bir şey olsun veya bir şey olmaya uğraşmadan. Ruh halinin zirvesi…
-
CAHİL
Konuşmak sanattır, Güzel konuşmak; belâgat! Hepsinden ötesi; yaşamak. Sözleri anlamlandıran, Söze değer katan, Sadece yaşamak! Yoksa mesele konuşmaksa, Ben gevezesinde, alâsı mevcuttur! Yaşamla pekiştirilmedikten sonra. Söz sanattır, İcra eden ile değer bulur, Yada yerin dibini. Susmak, bazan edepten; Bazan cahillikten. Cahilliğim’den susarım, Yoksa edepsizliğimi, Gayet iyi bilirim.
-
KEŞKE
Benim ile uğraştığı kadar, Sizler ile uğraşmıyordur kelimeler! Bana fısıldadığı kadar, Fısıdamıyordur sizlere bir şeyler! Keşke beni de kör bir kurşun gibi, Iskalayıp; geçip gitseydi. Döktürmeseydi keşke, Kör kurşun’un kanı akıttığı gibi, Gözüm’den yaşlarımı. Biri; “baba” dese, Biri; dostum dediği bir insan ile, Acılarını, dertlerini paylaşsa, Gözlerim buğulanıp, Yanaklarımdan damlalar süzülüyor! Keşke; Dokunmasa yüreğime her…
-
DOYGUNLUK.
Bir yazı yazmak istersiniz veya bir konuşmaya başlayacak olursunuz. Fakat, düşündüğünüz yazı veya konuşmanın çok ötesinde bir şeyler ile karşılaştığınızı fark edersiniz. Düşündükleriniz ile olanlar arasında kocaman bir boşluk. Hayat ta böyle! Bir de böyle olmadığını iddâ eden ahmaklar. Gayesi, doymamış organların tatmini olunca, küçük doygunlukların mutluluğu sarıyor bedenlerini.
-
ANAM.
Bizim hiç oyuncağımız olmadı! Tüm kardeşlerim oyuncak nedir hiç bilmeden büyüdük. Bisiklet te alamamıştı babam bizlere! Öyle caddelerde büyüdük hepimiz. Kibrit kaplarını çöpten toplar, onlarla koleksiyon yapardık! Gazoz kapaklarının içini çamurla doldurur birbirimizin kapaklarını ütmeye çalışırdık. Komşularımızın bahçeleri vardı. Bazan bahçelerini müsade almadan ziyaret etmek mutat sporlarımızdandı. Kollarımızı kırarak büyüdük. En dik rampalar bulurduk, karların…
-
MERHABA
Geceye bir mısra olsun, Diye yazılmaz ki satırlar! İçten olmalı, Gönülden, kalpten olmalı. Yoksa gelmesin harfler bir araya, Ne onlar cümleleri kursun, Ne de ulaşsınlar mısralara!
-
YAŞADIKLARIN
Her nota biz sızı bırakır oldu, Her söz bir acı. Konaklanıp göçülen bu yerden Kaç yolcu geçti hancı? Kim bilir? Hangi kapıyı kaç misafir açtı? Tokmağına dokunulmadan, Bekleyen kapılar da mı var? Ezbere durduk, Hayatın kaidelerini, Yaşamadan bu dünyadan, Göçüp gidenler de mi var? Öğrenmedik desek te, Yaşadıkların, Yaşadıkların öğretiyor hayatı! Gözle gördüklerin nafile, Asıl;…
-
AYNI VATAN’ın ÇOCUKLARI
Bir kaç kelime süsler Sosyal medyanın duvarlarını; Vatan size minnettâr! Keşke hepimize minnet duysaydı, Yada; biz de size minnet duysaydık! Siyaha bürünmüş bir bayrak, Taziyelerini bildiren üç beş kelam! Birilerinin can verdiği toprak, Birileri için zevk, sefa adası. Şâd olmayan dünya hayatları, Söylenen üç kelimelik dilek, Ruhunuz şâd olsun! Sonra atılan slogan cümleler, Şehitler ölmez,…
-
SEBEPSİZ
Zaman geçmiş, Devir dönmüş, Genç olanlar yaşlı, Yaşlı olanlar ölmüş! Kızlar; ana, Erkekler; baba olmuş! Zaman; Bitip tükenmek bilmeyen, Çarkları arasında Öğütmüş, öğütmüş. Gözün görmediği, Kulakların duymadığı, Aklın almadığını; Görüp, duyup, anlayanlar; Kurtarmış. Zaman’ın umursamazlığı, Bir de zaman’ı umursamayanlar! Zamanla yarışmadan, Kendince yaşayanlar. Varlığı; kendinde bulanlar, İhtiyacını başkasına bağlamayanlar! Hâli, duruma göre ayarlayanlar, Sebeplere bağlanmadan,…
-
ŞİFRE
Yaşam, hayat veya kainat; adını nasıl adlandırırsanız adlandırın, tüm yaşamış ve yaşamakta olan insanların aklını karıştıran, sürekli sorgulamakta oldukları ellerinde ki mecburi yolculuk. İnsan, düz bir çizgi üzerinde hayat sürme şansına sahip olamıyor. Hayat’ın şifreleri var. Fakat; kesinlikle formül kolaylığında elde edilemeyecek şifreler. Herhangi bir şifreyi keşfeden kişi, ancak kendi keşfine mazhar olur. Bunun bir…
-
DAVACI…
Bazan, öyle çoşuyor ki duygular, Yetmeyen kelimelerden davacıyım! Bazan, kabına sığmıyor kalbim, Anlam oluşturmayan zihnimden davacıyım! Aralanan her pencereden, Bir menfez bulamayan gözlerimden davacıyım! Kendini hep bir şey zanneden, Hiç bir şey olmayan kendimden davacıyım! Önüne serilen her hâlden, Öğrenmemek için direnen benliğimden davacıyım! Hayalleri olsa da, Hayallerine tutunmayan azmimden davacıyım! İnsan olduğu halde, İnsanca…
-
Edebiyat
Nedendir bilinmez, biz türkler; rus edebiyatın’ın romanlarını severiz. Belki de bizim gibi yokluk, sefalet koktuğundan olabilir!
-
DEVLET
Bir devlet yazısı yazalım mı? Anlatılan veya inandırılan yönü ile devlet; anlatılmayan vede olması gereken devlet! Aslında devlet; toprak sınırları ile belirlenmiş alanda, halklarının refah ve huzurunu korumakla sorumlu, kaidelerle oluşturulmuş sistemlerin bir araya gelmesinden oluşan yapı. Yani; devleti oluşturan halkların kendi malı. Diğer taraftan herhangi bir kutsiyet atf edilecek veya uğrunda canlar feda edilecek…
-
BELKİ
Yüreği soğutmaz, Yalan yere yazılmış bir kaç satır. Fayda vermez harfler, Ateş’i sönmüş, Kül olmuş tandıra! Siz söyleyin siz; Kaçı, kaç para eder? Yalnızlığa mahpus düşünceler. Hani aşıktı kader, Bedeli ödenmiş her gayrete! Yoksa; Tükendi mi kaderin çizgisi? Belki; yazılacak bir kaç cümle kaldı, Borç ödendi mi dürerler defterini. Ey sonsuzluk, Ey gizli gerçek, Sensin,…
-
KALMAZ
Parçalanmaya yüz tutmuş, Paslı yerleri kabarmış, Her canlının akibeti, Bir son nefes! İçinden bir dilek tutup, Sessizce, Ama; çılgınlar gibi bağırmak! Hani, ey aklı ermişler, Nerde anlattığınız masallar? Yüklenmiş yükünü, Çıkıyor yokuşu yolcu, Hey adam! Bunca acıya nasıl dayanıyor yüreğin? Basamak yok, yollar patika, Her adımda, sanki yüreğini kusuyor! Belli, belirsiz bir uğultu, İnsan, insan…
-
Sen ne yaptın böyle?
Acı, uzaktan yaşanmıyor, Oturmuyor zihnine, Tanımadığına üzülemiyorsun, Tanıyıp ta üzüntüsünü yaşayamamak! Kalbin buruk, Gönlün yorgun, Hâl bu olmamalı, Ağlamalı insan! Yaşamak istersin, Sorar, ararsın; Nasıl olmuş, Ne olmuş, Oktay’ım, ne yaptın sen böyle? Daha bir kaç gün olmadı, Helalliğe mi aradın, Ülkeden kaçtığım günden bu güne, Hiç irtibatını kesmedin, Orda da, burda da; Arkadaşım, yoldaşımdın,…
-
OKTAY ARDIÇ.
Unutmamak için not alıyorum. Oktay’ın vefat günü. Bir gün benim de notumu alan olur. Ölüm çok yakın. Rabbim, cennetine alsın.
-
PARKUR
Her anne, baba; çocuklarını yetiştirip hayata hazırlarken başarının getireceği huzur ve mutluluk üzerine bina ederler! Halbuki hayat; yanlışlar, hatalar, aldanışlar, yıkımlar, zorluklardan oluşan bir parkurdur. Başarının getireceği mutluluk ise çok kısadır. Hayat, galibiyetlerin yanı sıra olabildiğince mağlubiyetleri de barındırır. Başarıya giden yol ise öylesine zorluklarla çevrilidir ki; elde edilen başarı sadece yolda olmanın verdiği hikayenin…
-
VATAN(sız)
Yetersiz kelimelerim’in mahkumuyum, Kurulmayan her cümleden alacaklı! Nefesimle beraber uçup giden her harf’ten davacıyım, Söylenilmedik ne kadar söz varsa, Hepsinin sahibiyim. Herkes söyleyeceğini söylemişte, Bir ben kalmışım söylemeyen! Boşluğa savurur gibi savuruyorum harfleri, Bir çiftçin’in tohum saçtığı gibi değil, Tarlam yok, Toprağım yok, Vatansızım ben!
-
KAL…
Cam’a vuran yağmurun sesi, Benzemiyor melodilerin hiç birine, Mistik, sade ve içten. Doldurur insan’ın ruhunu, Yanızlıktan boş kalmış, Kalbini, gönlünü! Yürür gidersin, Bakmadan arkana, Ne kal diyen olur, Ne de gitme diyen! Beklenmedik bir ses, Cam’a vuran yağmur sakinliğinde, Gitme kal dese!
-
HACI ÖMER GÜMÜŞ…
Beş kendi, Beş te eşi! Ayrı geçen senelerin acısını çıkartıyor, Her saniyen’in kıymetini biliyoruz. Yattık, çıktık çok şükür, Anaları kuzularından ayrılamıyor, Ben pazara geldim, İstekleri var hanım’ın, Hayat yaşarken adil değil, Doğru abi doğru, Ama, ölüm var ya derken, Yeni bıraktığı bıyığının altından gülerek, Herkese aynı davranıyor abi! Hiç adam ayırt etmiyor. Sözler dökülürken ağzından,…
-
13. SENE
Yıllar sonra buralara gelen birisi sordu. Ne getireyim dedi? Babam’ı dedim! Nasıl yani dedi? İş yerinde duvara astığımız resmi vardı onu dedim. Onu, bacısı aldı dedi. Bakta bir kopyasını bul dedim! Tamam dedi. Herkes babasını ne kadar sever nasıl sever bilemem. Ben çok severdim. Hatta bütün kardeşlerim çok severdi. Çünkü, babamız bizleri çok severdi. Ondan,…
-
Hey Haat!
Kalırsın! Canın yanar, Cümleler kalır, İş kalır, Hayat kalır, Geriye sen kalmazsın. Vaz geçersin! Nefes alır verirsin, Düşünürsün, Yer içersin, Bakarsın görürsün, Vazgeçtim demekle; Olmadığını anlarsın! Yanarsın! Pişersin, Kavrulursun, Kıvranırsın, Düşersin kalkarsın, Düşersin düştüğün yerde kalırsın, Hayat dersin, Hey haat dersin, Vaz geçersin! Geçtim demekle, Geçilmediğini anlarsın!
-
Rüzgar
Amacı olmayan hayatlar yaşanır, Karanlık gecelerin izbe sokaklarında! Varlık, yok oluşa sürüklenir, Kıymet bilmezlerin kucağında. Hangi sevdaların müdavimiydik, Bak, ne oldu sonunda? Ne Hint’in kumaşıydık, Ne de kutsal yerlerin toprağı. Beklenen de değildik, Bekleyen de! Gelecek, hiç olmadık! Zihin denilen karmaşanın, Bahtsız çocukları misali, Kırkın’dan sonra, Hayata başlayan fikir işçisi. Tablonun pembe tarafı, Karanlıkta kalıyor!…
-
Arkasından…
Bir hikayesi kalır insan’ın arkasından. Kısa olanı da olur, asırlar süreni de! Yarına kalanı da olur, olmamış gibi olanı da! Herkes, bir hikaye bırakır arkasından! Çehresine yansıyan kırışıklarından, Dizlerine vuran ağrısından, Avuç içine oturmuş nasırlarından, Bir hikayesi kalır insan’ın arkasından. Doğrusu az, yanlışa bezenmiş, Kar’ın soğuğundan al al olmuş yanaklar, Kibr’in sıcak ikliminde, Ben, ben…
-
Mavi boncuk
Her zaman mavi boncuk dağıtmıyor hayat. Hatta; yaş ilerledikçe dağıttığı mavi boncukları bir bir geri alıyor. Görmediğin hangi çehresi varsa, ayan oluyor bakışların arasında. Kendi mi zorlaştırıyor yada aldığımız kararlar mı zorlaştırıyor muamma çemberi. Veya yaş aldıkça önümüze çıkan tümsekleri bozulan gözlerimizin algısından dolayı mı çok yüksek görürüyoruz? Gençken dağları düz etme hevesinde olan biz;…
-
ALTI SENE…
Öyle demiş şair, değişen, sadece yılların getirdiği yenilikler. Altı sene önce, dokuz günlük schipol havalimanı hapishanesinde geçirilen tutukluluktan sonra, açık kampa götürmek için gelecek arabayı; hâlâ hapishanenin kapalı bir bölümünde, başıma ne geleceğinin belirsizliği içinde beklerken çekilen ilk Hollanda fotoğrafı. Ne demiş şair, değişen; sadece yılların getirdiği yenilikler… Altı sene
-
TARAF…
Sosyolog değilim! Ama, insanları anlamak için sosyolog olmaya da gerek yok. Anlamak dediysem de, davranışlarının temel sebebini anlamak! Yoksa, kimse kimsen’in ne kalbin’den ne de aklın’dan geçeni anlama ihtimali yoktur. Davranışların, piskolojik olarak neden böyle bir tepkime verdiğini anlamak. Kendi çapımda elbette! O zaman gördüğüm kadarıyla bir Türkiye portresi analizi yapmamında bir sakıncası olmaz umarım.…
-
REAKSİYON…
Biraz vaktim var! Haftada altı gün çalışıyorum. Fakat yarın çalışmıyacağım. Ne büyük mutlulukuk! Yarın ki boşluğu bu günden değerlendireyim. Ne yapayım? Bir yazı yazayım. Bir kaç aydır elime kalemi almıyordum. Kalem derken, telefon’un yazı yazdığım kısmı! Dişe dokunur bir yazı olsun bari. Hatta suya sabuna da dokunsun. Biraz köpüklensin ortalık. Her kim okursa; nasibi anladığı…
-
ÖYLESİNE
Öylesine doluyum ki, Öylesine! Sahile vuran dalgalar gibi, Köpürüyorum içten içe. Söylemek kolay, Zor olan susmak! İnsan kaybolur mu kendinde? Kendimi arıyorum! Değiştikçe şartların, Sıkıştıran cenderesinde! Bazan kalablıkların arasında, Hangisi benim diye! Yoklukların, yokluğun ortasında, Yırtılmış geçmişinden kalan, Yarım yamalak hatıralarla! Tercih’in kaderini yaşarken, Alışmadığın gri gök yüzünde, Bulanık su diplerinde, Belki bir gün diye…
-
ŞARTLAR
Şartlar, davranışları belirler! Pisikolojinin temel kavramı olarak duvarlara asın bu kelimeyi. Hâlden hâle evrilen insan, şartların kendine sunduğu konforun veya zorluğun yansıması olan davranışları sergiler. Korkuyu, üzüntüyü,mutluluğu, sevinci yaşar farkında olmadan. Farkına varamadan. Birbirine geçmiş zincir halkalarının titremesi gibi. Ruhta sarsıntı, olgunlaşma, gelişmeler meydana getirir. Makam’ın, şöhret’in, paran’ın veya bunların kendinde bulunmadığı bir insan’ın davranışları…
-
Hikaye
Herkesin bir hikayesi var, Dışına sızan, İçinde kalan, Yaşanmayan. Çoğunluk bir kere ölür, Bazıları her gün. Bazısına her gün yaşamak düşer, Yaşamadan ölenler de var. Herkesin bir hikayesi var, Bazısı yarım yamalak, Tamamlanmadan biten, Notasız şarkılar gibi, Tınısız, gürültüsüz! Bazan yaşar gibi olursun, Hiç yaşamamış gibi Kayb olur gidersin!
-
Pusula
Vakti geldiğinde demişler, Vakit gelmeden olmaz! Günü geldiğinde demişler, Fakat; bu gün o gün değil. Tarih, körlerin pusulası, Göremedikleri ayak diplerini görmek için, Görenlere zaman dar bir kalıp, Onlar yolda olmakla meşgul. Ne öldürdüğüne sevinir katil, Ne de bir çocuk dünya’ya getirdiğine anne, Zaman dar bir kalıp, Zihin, altından kalkamayacağı İşlerin peşinde. Öfkeli insan, boğulmaktan…
-
Bağırmak
Deliler bağırır mı bilmem, Bazan deliler gibi bağırasım geliyor, Ciğerlerimi yerinden sökmek istercesine, Boğazım yırtılıp, kan kusmak istercesine, Deliler bağırır mı bilmem, Ben deli miyim? Bunu da bilmem, Düşünceler üst üste bindiğinde, Zihin çıkacak bir yol bulamadığında, Sessizliklerin arasından çıkan Yırtıcı bir hayvan gibi Bağırasım geliyor. Deliler bağırır mı? Ben deli miyim? İkisi de değil.
-
YORAR…
Yorar insan, insan’ı, Bazan bakışlarıyla, Bazan davranışlarıyla, Hiç bir şey yapmasa da, duruşuyla. Yorar insan, insan’ı, Vermediği bir selamı, Göstermediği tebessümüyle, Karşıdakini boğan enerjisiyle. Yorar insan, insan’ı, Bir ben, bi de içimde ki beni, Kendi kendini yorar, Bazan kimseye ihtiyaç duymadan. Yorulur insan dünya’dan, Yerin üstünde dolanmaktan, Kaldırır gözlerini göğe, Yerin altı ne zaman diye?…
-
YARIM
Böyle hesap etmemiştim hayatı, Her düşündüğünüz de olmuyor elbet, İz bırakacak, silinmez bir imza atacaktım; Böyle düşünmemiştim! Burası dünya, Burda her iş yarım kalır! Yarım kaldığı gerçekti, Ya, hesap ettiklerim? Hiç biri hesabıma göre olmadı! Elli’li yaşları böyle düşünmemiştim, Şimdilerde, gelecek günleri hiç düşünmüyorum. Bıraktım! Düşündüğün gibi olmuyor! Aslında, düşünmeyi de bırakmak istiyorum. Düşüncesizce değil…
-
YANSIN…
Yansın gönlün, kavrulsun; Karışsın dumanları, Yağmurdan sonra kalmış son bulutlara, Vermesin bir nebze ne umut ne de teselli, Savrulsun küllerin kasırgaların arasında. Bir daha bir araya gelmesin, Ne dumanı ne de külleri! Yansın yansın yanmakta bulsun, Kalp, ruhun nirvanasını! Koş, yırtılırcasına dünyadan, Atlayayıp kurtulacak gibi, Aç kollarını, boşluklar kucaklasın; Olmayacağını anladığın, İşleri bırak arkanda, Kim…
-
PAZAR YERİ.
Kurulmuş pazar yerleri, Haşa! Alır satarlar Allah’ı, Peygamberi, Marks, Engels, Lenin’i. Düşünce değil ortada konu olan, Bir metadan ibaret; pazar yerinde alınan satılan! Çalar ilahiler kaset gözlerinde, Sokrates’in sözü işlemeli zümrütlerde, Değildir fikre düşkünlük, Pazar yeri burası, burda metadır konu olan! Allah der açarlar ağızlarını, Her Kemal Mustafa dedikleri gibi, Dar ağacına asılan Mesut’u, Deniz’i…
-
Kafam karışık.
Kafam karışık, Notlar, bir umumhane kapısında bekleyen selpakların arasında! Ya kaybolmayacak olanlar? Hepsi bir menengiç kahbe peşinde! İlkbaharın kokusu gelmiyor gözlerime, Körlere bayram, sahillerde ki et pazarından, Kim anlar, kim bakar, kim satar? Karanlığa gömülmüş hovarda gönüllerin okkasını! Suçlu bekler, ama; katil’in gözü yolda, Vurmadan sormazlar faliyetin sebebini, Kafa tasından saçılmış beyin kalıntıları, Ne sende,…
-
İNANSAKTA-İNANMASAKTA
Geçmek gibi bir özelliği var hayatın, Bitmez dediğin her şeyin, İnce ince süzelerek, akarak, Çok sonraları hatırlanacak. Bitmek gibi özelliği var hayatın, İstesen de, bilmesen de; Yıldırımlar gibi bulutlardan ayrılarak, Belki de hiç hatırlanmayacak! Yok olmak gibi özelliği var hayatın, Sanki hiç kaybolmayacak gibi, Ya da hiç yaşanmamışcasına, İhtimal hatıra gelmeyecek. Bir özelliği daha var…
-
VARDI…
Bir sevdam vardı, Kanla yıkanmışçasına, Temiz, duru; Aldılar elimden! Bir gayem vardı, İrinlerin arasında; Parlak bir yakut gibiydi, Yok ettiler! Bir davam vardı, İnsanca, İnsanlık adına yaşamak, Yıkıp viran ettiler. Bir mefkurem vardı, Beni; ben yapan, Ahmakların iş bilmezliğine Kurban edildi gitti. Şimdi yazmak kaldı, Kuru, ruhsuz; Cephe’den, mücahede’den arta kalan; Sona yaklaştık anlaşılan, Ölüme,…
-
BURAYA KADAR.
Şair değilim, Şiir’den de anlamam; Lakin; kimsen kalmayınca, Bir kelam, bir selam olsun! Maksadım yok, Beklemem kimse okusun, Kendimi beğendirmek mi? Ayıp sayarım! Ulaşmaz zaten; Kimselere sözümüz, Ulaşsa da fark etmez, Herkes kendi dünyasında! Eskiden de sevmezdim, Ellime gelince, Çekilmekti hesabım, Buralarda bir şey olur mu diye? Çabaladım çabaladım! Gayret, çaba bana aitti, Neticeyi verecek…
-
DEME…
Yapamam, olmaz deme; Olur herşey, olmaz dediğin; Yaşayamam, katlanmam deme; Katlanır, yaşarsın da! Nefes alamam, kalbim durur; Kalbin attıkça nefes te alırsın! Dizilir boğazımda lokmalar deme, Mideye gider hepsi yutkundakça! Olmaz yok bu fani dünyada, Anam’ın dediği gibi; Yaşa ki neler göresin!
-
HİZMET…
Motive olmaya göresin bir işe, Dal, budak hak getire; Kollamazsın kulağını, gözünü! Ağlarsın, ağlarsın gülüm. *** Dediğin dediktir; söylediğin tek, Görmez olursun gayrısını; Hayatına, ömrüne gaye edersin! Ağlarsın, ağlarsın gülüm. *** Ne ukba kalır gözünde, Ne dünya sevdası, Hiç bir şeye bakmazsın! Ağlarsın, ağlarsın gülüm. *** Yola çıkınca, yolda olunca; Kalmaz kimse ne sağda nede…
-
KÖR…
Hâl değişmedikçe, Göremezsin olup biteni! Kör olarak doğmazsın ama; Görmeden gidersin gerçekleri. *** Varlık; körlüktür, zenginlik te! Yokluğa düşmeli insan, Fakirliğin pençesine, Bak nasıl açılır, Bir bir pencereler! Görmekten korktuğun, Bütün zifiri karanlıklar. *** Hürleşir, özgürleşirsin, Kurtulursun ağırlıklardan, Endişelerden, kayb etmekten, Mahsun ama; gururlu bir gülümseme! Hiç kayb olmayan; izzetinden. *** Gelmesen bilmez, Olmasan anlamazdın!…
-
ULAŞMAK…
Dolaşıyor kelimeler zihnimde, Bulanık suda ki balıklar misali, Birbirine benzemez, Birbirine değmeden. Rüzgar gibi, fırtına gibi; Yıkıp geçmek istiyor! Sonu olmayan yolculuğun, Son durağına! *** Güç yok, Kuvveti kalmamış, Bedenin esaretinde! Zihin tutsak, düşünceler rehin; Erişilemeyen ruh derinliğinde. İspatı vucut; vazgeçilen maslahat, Tükeniyor, ömür denen sermaye! Bu gün var, Yarın, olmayacak olana! *** Gök yüzüne…
-
İNANDI(RILDI)K
Esir ülke’nin Esir insanlarıydık! Baş kaldırdık. Neye, neden? Bilmeden! Başkaldırmamız, Gerekteğine inandık, İnandırıldık! İsyan, Kültürüyle büyümüştük! Bildiğimizden değil, Öyle inandığımızdan! Her isyan, Bir son! Başlangıç değil! Ya başın gider, Yada yurdun! Su’da boy verir gibi, Boy ölçüştük yedi düvel ile! Heyhat! Piyadeler gibi sürüldük öne. Top, tüfek yoktu, Tecrübesizlik hak getire! Pençeleşsek te garp, şark…
-
SUKUNET…
Anlatmak; kitaplar dolusu, Sempozyumlarla, Günlerce. Hiç birisi; Suskunlukta ki azizliği barındırmaz. Suskunluğa saklanmış, Bulutlar’ın arasında ki yağmurlar misalidir kelimeler. Yağmadan geçerler topraklar’ın üstüne. Yağmur, yağmak ister, Bulut, bırakmaz yağmur’u! Yağmur düşmek ister toprağ’ın bağrına, Yağmur vaz geçmez, Bulut da! Suskunluk, bulut’a benzer; Yağmur, kelam’a! İkisi de birbirindendir, Fakat bir diğerinden başka! Konuşmakla susmak, Aynı mecranın…
-
ZLATAN…
Futbol’dan bir Zlatan geldi geçti. Agresif, kavgacı, rakipleri tarafından asla sevilmeyen, deli, tavırlarıyla saha içinde herkesi kendinden uzaklaştıran Zlatan; futbolu bıraktı. Futbol tarihinin de atılabilecek en güzel gollerine de imza atmış olarak. Fakat bunlardan öte çok az futbolcuya nasip olacak şekilde veda etti. İşini çok seven bir insan’ın yaşayacağı ağır baskı altında gözleri dolarak ayrıldı.…
-
VAKİT…
Her şey, ama; her şey. Vakit denilen mefhum’un insiyatifinde. Vakte bağlıdır. Zaman’a, olgunlaşmaya! Birden olmaz. Birer birer olur. Bir bir! Tek tek dizilir tesbih’in taneleri gibi. Tane tane düşer gökyüzünden yağmur misali. Yıkım kolay, yapım; vakte gebe. Doğum gibi. Sancılı, ağrılı. Vakti gelmeden olmaz. Vakit gelmeden namaza durulmaz! Vakit olmadan kıyama kalkılmaz. Vakittir yol veren.…
-
ÖZLEDİM…
Bir gün dönersem memleketime, Zan olmasın, insanlarını özledim, Şöyle veripte sırtımı bir verepe, Memleketimi seyre dalmak isterim! *** Olmaz ama; olurda dönersem, Toprağını, taşını; havasını, suyunu; Dere, tepesini özledim. İnsanlarını değil! *** Sitem değil dediklerim, Kimse küsüp üstüne almasın! İçimden böyle geliyor, Ben, memleketin kendini özledim! *** Alıştığım toprağı, havayı, suyu; Başımı kaldırınca gördüğüm güneşi…
-
OLUR…
Ya haklısındır, ya haksız! Ya doğrusundur, ya yanlış! Ya eğrisindir, yada düz! Kime göre böylesindir? Sen olmayan herkese! Doğru da sensin, yanlış ta, Haklı da, haksız da, Eğri de sensin, düz de! Başkasının ne dediğine aldırma! Eğriler, düz olur; Yanlışlar, doğrulur; Haksızlar, haklı olur! Nasıl mı olur? İnanmakla…
-
……….
Kelam’ın kıymeti vardır, Rast gelene söylenmez öyle. Gönül eri olmayıp, Halden bilmeyene! Edilmez herkes ile muhabbet, Can, canan ile eder sohbet, Konuşsan da olur Sussan da! Kelam, hâl ile kıymetlenir, Hâl, gönül tezgahında dokunur, Hâlden anlamayanlara söz söyleme, Gönlün kırılır, kalb’in hüzne boğulur! Her iş ilim ile yapılır, Söz’ün, kelam’ın ilmi yoktur! Söyleyen ile ya…
-
YOLCU
Kavgasını verirsin, Senin olmayan davan’ın! Yolcu! Sen yoluna bak, Varılması gereken yerler var! Eğme başını, Sen değilsin mesul! Olmadıysa, Olmadığından şartlar lehine. Yolcu, sen yoluna bak! Olmayanların kavgasını verip, Düşme peşine. Bazan dağlar çıkar nasibine, Kayb olmuşçasına düz yollar! Nefes yetmez ama; Daha da çıkmamıştır candan! Ar değil bu halin, Gelmedi, olmadıysa beklediğin, Unutma, kader’in…
-
Şiir
Yazı iyidir! Ama, şiir başka. Akıl baştan gider, Kalem, aşka gelir aşka. Harfler sarılır birbirine, Cümleler yelken açar sonsuzluğa! Yazıda değil, Şiir’de, başkadır aşk başka. Yaşlılar çocuk olur, Güzelleşir ölüm bile, Kalp gelir dile, Yazı iyidir, Şiir, bam başka! Sığdırırsın evren’i, Üç beş kelâma. Hayat verir, Cansız duran encama! Kalem de yetmez kelâma, Şiir başkasır…
-
UMUT…
Anlam ararız! Anlamlandırmak isteriz. Mana katmaya bir mana oluşturmaya çalışırız. İsim koymaya gayret ederiz! Sebep, gaye buluruz. Olmazsa olmazımız; UMUT. Acıkınca bölüp bölüp yediğimiz koltuğumuzun altında ki ekmeğimiz! Her şeyimizi kaybederiz ama; yaşadığımız müddetçe umudumuzu asla. Bir umuttur yaşamak deriz. Ufkumuza, umudumuzla tutunuruz. Tüm şartlar aleyhimize dönse, dönmeyen tek savunma kalemiz. Bir kez daha doğrulup…
-
SONRASI…
Yazmasam olmazdı! Cumhuriyet tarihin’in en uzun iktidarda bulunan insan’ın ardından ülkeyi, daha ziyadesiyle bir müddettir benim gibi bir çok insan’ın mağduriyetine sebep olan Tayip’in gidişi ve sonrasını. Uzman mıyım? Kemdimce evet. Başkalarına göre; kesinlikle hayır. Ben de yazıyı kendimce yazacağım zaten! Demokrasi, önümüze konulan seçeneklerden seçme hakkıdır. Yani; bildiğiniz bir gösteri sanatı. Daha önceden senaryosu…
-
SEÇİM VE SİYASET
Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden bu yana görüp görebileceği en heyecanlı seçim dönemini geçiriyor. Yirmi küsür senedir iktidar’dan bir türlü inmeyen Erdoğan ile bu kadar yıpranmış iktidarı, beceriksizlikleri ve de öyle icap ettiğinden dolayı indiremeyen muhalefetin kıyasıya mücadelesi ile. Her yarışçı kendinin daha milliyetçi daha dindar daha dürüst daha bir çok özellikleriyle, seçilmeye layık olduklarını seçmene…
-
YENİDEN
Kalırsam tükeneceğim. Gidersem ihtimal! Ağır bir karar verdim. Son durak olduğunu düşündüğüm yerden ayrılmaya. Çok sürmez giderim! Ya kendim olacağım ya da buhranlarda boğulacağım. Kendim olmaya gideceğim. Kendimi bulmaya. Çıkış yolu bulamadığım Hollanda’ya veda edeceğim. Hiç düşünmemiştim. Buralara da bir gün veda edeğimi. Kendim olamayınca, olmadı. Ayrılmam gerekiyor. Hatta uzun bile durdum. Tekrardan mücadeleyi canım…
-
HİÇ İŞTE HİÇ…
HİÇ İŞTE HİÇ… Ayrılmaya karar verdiğim yerlerden öylesine hızlı soğuyorum ki. Yarın çıkabilecek olsam çıkarım. Her şeyi batıyor artık. Nasıl bir motivasyonsa? Bir yerde işim bitti ise; en iyi yapacağım şey ordan ayrılmak! Diğer türlü sürdürülemiyor. Tok karnına yenilen bir yemek tadında. Fazladan ve de ağırlık yapıyor. Elin varmıyor bir işe. Ayağın istemeye istemeye gidiyor.…
-
ANAFOR.
Yazmak bir sanat mı? Hayır! Üretmek mi? Evet! Devri daimini yakalayan veya belli bir ısıya ulaşan bir makinan’ın faliyeti neticesinde ortaya çıkabilen bir üretim! Herhangi bir enerji yüklemesiyle dönme hızı; ısıya. Isı da; hedeflenen üretimin meydana gelmesi için belirli kalıplara dökülen materyali, şekil vermesi adına elastiklik kazanmasına sebebiyet verir. Yazın’ın oluşumu da belli reaksiyonlar neticesinde…
-
YAZI
Yazı, bir tecerrüd. Ruh’tan ayrılış. Beden bir yerde, düşünceler yersiz, yurtsuz. Kimlik, kişilik, şahsiyet; bir urba gibi çıkartılır, düşünceden geriye kalan et yığınından. Her yazı bir yükseliş! Sonsuzluğa uzanan helezon. Yaratıcı da, kullarına; yazı ile seslenir. Tevrat, İncil, Kur’an! Yazı, bir devirden tüm devirlere sesleniş. Devir, daim etse de; insan aynı insan. Doğar, büyür, ölür!…
-
HAYAT
Hayat’ın yenisi eskisi olmaz! Hayat baştan sona aynıdır. Hayat, hayattır! Bazan akamete uğrar, bazan iniş çıkışlara. Bazan yüksekler kucak açar, bazan saklanmaya yer ararsın! Hayat’ı tasvir etmeye kimse’nin gücü yetmez! Çünkü; hayat’ı herkes kendi pencerisinden görür. Pencere; küçücük bir menfez. Hayat; koskoca bir boşluk. Doldurmaya çalışır insan! Boşluk nasıl dolacaksa? Var gücüyle, tüm gücüyle! Herkes…
-
HOKKABAZLAR…
Her şey insan’ı oluşturur! Coğrafya, toplum, toprak! Karekterini, kaderini belirler yaşadığı topraklar. Belirlenen çizgilerin dışına çıkmak pek olası gözükmese de! Bazan ayak uydurur, bazan da toplum ona. Sürüklenir herkes, rüzgarın estiği yöne doğru. Yönsüzlük çıkar bazan bahtına. Vermez fayada, pusula da. Beslenirsin, sanki faydalı olduğunu zannettiğin haber ağından! Faydanaymışçasına! Onlar da seni oluşturur! Girdaplarına yön…
-
Tayip Gider.
Her davranışın bir nedeni vardır! Herhangi bir davranışı gerçekleştiriyorsanız bunun temelinde bilinç altında oluşturduğunuz sebepler, sizi o davranışa doğru gitmekten alıkoyamaz. Bir devleti, devlet yapan, onu bir araya getiren; halklarıdır. Halk yoksa; devlet yoktur! Yani; devlet mi halk için yoksa halk mı devlet için sorusu aklınıza geliyorsa? Halk dediğimiz kavram’ın en bariz özelliği ise; sağduyusudur.…
-
DEPREM…
Arz’ın hareketine hali hazırda ki teknoloji müdahale imkanı vermiyor. Yeryüzü, kaideler açısından bakıldığında fay hatlarının kırılmasıyla hareketlenebiliyor. Barınma zorunluluğu hisseden biz insan oğulları hazırlıksız yakalandığımız bu hareketlilik karşısında; malımızla veya canımızla bedel ödemek durumunda kalıyoruz. Hazırlıksızlık: uyku halinde olmak veya bir çatı altında ikamet değil! Olası durumlara karşı tedbir gerektiren önlemleri almamak. Bizim gibi ülkelerde…
-
Sürecin Öğrettikleri
Düşünmeyi, sorgulamayı öğretti. Yokluğu, yok olmayı. Konuşmanın yanında yazmayı. Kendini tanımayı, tanınmamayı öğretti. İçe doğru derinleşmeyi. Varlık’ın kıymetini. Yalnızlığı, yalnız kalmayı. Dibi gösterdi, nefes almadan durmayı. Hayatta olmaz diye birşeyin olmadığını öğretti. Güveni, güvensizliği, güvenmemeyi öğretti. Sana, seni öğretti. Sessizliği, bağıra çağıra ağlamayı da. Sıcak’ın kıymetini. Soğuğu, soğuk kanlılığı. Hislerini dışa vurmamayı. Yalancı tebessümleri. Tahlili,…
-
BATI…
Yıllar önce Cengiz aytmatov’un kitabın’ı Isık göle doğru giderken okumak! Oralarda okumasam bu kadar etkiler miydi diye düşünmüşümdür ? Daha iyi solukluyordum kitab’ı. Nefesi içime çektikçe kitapta ki harfler de onlarla beraber geliyordu. Yazıyı, yazıldığı veya atfedildiği yerde okumak; bahtiyarlığın bir mertebesiydi. Şimdi hangi yazarı açıp okusam batı dünyasından dem vuruyorlar! Veya zihnim’in seçiciliğinde öne…
-
NAZMİYE YENGEM
On’lu yaşlarımızın vazgeçilmez konağıydı. Neden böyleydi? Acaba geniş bahçesinin olması mı yoksa yaştaş dayım’ın çocukları mı veya her şeye rağmen tebessümü yüzünden eksik olmayan yengem mi? Dayım’ın, daha doğrusu yengem’in evinde geçerdi zamanlarımız. Komşu bahçesinin eriklerini yolmak mutat sporlarımız arasındaydı. Yalnız, yaşça ve kalıpça bizden büyük komşu kızı korkulu rüyamızdı. Hiç yakalanmadık. Yoksa komşu kızı;…
-
BEŞİNCİ SENE…
Yol ararsın! Yollar, çıkmaza vardığında. Çıkar yol bulmak için. Karanlıkta, el yordamıyla bir yitiğini arar gibi. Yokladığında anlarsın, dokundukça farkedersin: kayıp olanlar bulunmaz. Gayptır onlar. Önüne bakarsın. Veya; öyle zannedersin. Gözlerini, zihnini bir türlü söküp alamazsın geçmişten. Kalbin değişen ritimleri anlatır, yolun çıkmaza doğru yol aldığını. Anlamların, anlamsızlaştıklarını. Geçmişin rüzgarları dudaklarına yalar geçer. Islak bir…
-
EY KAVMİM…
Aile terbiyesinin üstüne alınan devlet terbiyesi, onu; konuşmalarında daha itidalli yapıyor. Söyleyeceği şeyleri kırk imbikten geçirdikten sonra sarfediyor. Dinleyecisi ben olsam bile. Bazan; yükselen tansiyonuna rağmen, sesinde ki tonlama titreşimleri değişse de; vurgu ifade eden sertliklerde değişim olmuyor. Bütün bu olanlara rağmen hâlâ sakin, hâlâ dengeli. Olaylara hislerini katmadan, profosyonel bakış tarzıyla yaklaşıyor. Bu millet,…
-
TÜRKİYEM’in MİLLETİ
Altı sene’nin acısını çıkartır gibiyiz. Ben, tır’ı yükleyip yola çıkınca başlıyoruz konuşmaya. Ülke’nin bir ucuna varınca bitiyor konuşmamız. Ülke dediğin, bir avuç zaten. Bazan havadan sudan, bazan çol çocuk derken konu dönüp dolaşıp tilki’nin kırk türküsünden biri olan tavuğ’a gelmiyor tabi ki. Bizim türkümüz Türkiye! Ne kadar unutmaya çabalayıp yeni ülkem’e alışmaya çalışsam da, tilki’nin…
-
Ben, Sizler değilim…
Ben, siz değilim… Gurbet ile sürgün birbirine yakın fakat; anlam olarak birbirinden çok uzak iki kelime. Gurbet’e çıkan dilediğinde sılasına dönebilirken, sürgün; sürer gider. Sonu görünmeyen tünelin içinde yol alıyormuşçasına. Bir gelecek kurmaya gelenler, biz de böyleydik ilk zamanlar, çok zordu diyorlar. Memleketinde bir baltanın sapı olamayıp buralara gelenler, çok zorlandık diyorlar. Aş, iş, eş…
-
Hakikat
Zaman en büyük müfessirdir. Onun tefsir ettiğini kimse yalanlayamaz… Zaman çözer, çözülmesi en müşkül halleri. Zaman temizler, temizlenmez gözüken zor kirleri. Zaman ortaya çıkartır, çıkması imkansız gerçekleri. Zaman anlatır, kimsenin anlatamadığı gerçekleri. Zaman söyler kimsenin söyleyemediklerini. Zaman aralar, açılması mümkün olmayan kapıları. Zaman vardırır, varılması imkansız yamaçlara. Zaman izah eder, izahı kabil olmayanları. Zaman anlatır,…
-
ANLAŞILMAYANLAR..
Zaman çok hızlı ilerliyor. Arkaya dönüp bakma fırsatını bile vermiyor. Baktığında flulaşan yaşanmışlıklar. Belli belirsiz. Beyazlaşan saçların arasına saklanmış hatıralar. İçinde patlamaya hazır gezegenler taşırken, sönmüş yanardağların sessizliği. Yarım bırakılmış başlanmışlar. Uhde olarak kalan tamamlanmayanlar. Zaman çok hızlı. Ayak uyduramayacak kadar. Zamana ayak uydurmak diye bir kavram’ın anlamsızlığı çöküyor göz kapaklarına. Yorgun ve manasız. Mânasızlığın…
-
EKONOMİNİN BANA GÖRESİ
Ekonomi’nin belli ve belirsiz parametreleri vardır. Belli olanlar istatistik ve grafikler yoluyla anlaşılır. Bir de belirsiz parametreleri vardır ki; işte orayı hiç bir istatistik ve grafikle anlayamazsınız. Eski ülkemizde yaşananları ilgiyle takip ederken, acaba bu kriz; hükümet’ten bir CAN alacağı olan bizleri ve de yirmi küsür senedir sürekli yenilgiye maruz kalan diğer parti taraftalarını beklediğine…
-
AĞLAMAK
Ağlamak kutsi bir ameliyedir. Son duraktır orası, çıkacak yolun kalmadığı yer. Çaresizliğin son safhası. İnsan’ın acziyetini ortaya koyan göz yaşı damlaları. Yok bundan sonrası dedirten kutsiyet. Yakaracak, sığınacak yer aramak için veya bir işin devamını getirmek adına azimle tekrardan gayrete gelmek. Ahmet Kaya da böyle haykırıyordu; Ağladıkça güneşi tutacağını, dağların yeşereceğini. Ağlamanın kutsallığına inanır insan.…
-
HİKAYE
Hikaye’nin başarısı. Arzulanana ulaştığında anlar insan; kıymetlendirenin ulaşılmak istenen değil, ulaşmak olduğunu. Başarının hikayesi yoktur! Hikayenin başarısı vardır. Başarıyı kıymetlendiren; hikayesidir. Başarı sondur, sonludur. Fakat; hikaye her zaman taze. Başarıyı kıymetli kılan; hikayesidir. Hikayesiz başarı olmaz. Akıllarda kalan hikayeleridir. Sonuç sondur. Hikayeler sonsuz. Nesillerden nesillere. İlla başarmak değildir, mücadeledir onu asil kılan. Dökülen ter, harcanılan…
-
SÜRGÜN
Sürgün… Zorla topraklarından çıkartılmak. Ölümü gösterip kaçmaya razı kılmak. Toplum nezdinde şeytanlaştırıp; toprağından, toplumundan uzaklaştırmak. Sürünsün diye sürgüne göndermek. Yazı, okkalı olsun istiyorum. Bir cümle, yüzlerce mana barındırsın. Sürgünü anlatmaya yetmesin kelimeler! İçimi dışıma çevirmişçesine anlatmak istiyorum. Sürüldüğüm, sürgün günlerimi. Çaresizce, ülke aramak için çıktığım yolculuklarımı. Acemice yeniden hayata başlama çabalarımı. Cümleleri baş aşağı tutup…
-
Bir savunma
Bismillah; Ben verdiğim mülakatın oturum alacağı inancındaydım.fakat siz sanki tutumunuzu bana oturum vermeme üzerine kurmuşsunuz.oysa ki ben bu darbe girişiminde bile yurtdışıdayken her türlü iltica hakkımı kullanabilecekken;yapmamış birisi olarak,bunu ancak türkiyeye gittiğimde anlayabildiğimi ifade etmeye çalıştım.tabi ki sizin sorunuz hep şu yönde oluyor; ispat et?ben size diyorum ki tabancadan kurşun çıkmış geliyordu kaçtım,kendimi kurşunun önünden…
-
ELİF-HERİF
Bismillah; Herif olmak için, elif olmak gerek.inandığı doğrular istikametinde bükülmeden durabilmek ister.dal gibi zel gibi olmamak gerek.gerekirse dışta eğilinir ama içteki duruş hep bi eliftir.onurlu ve asil.zanneden eğdik bilsin.eğildik zannetsin.ama içmizdeki elif asaletini muhafaza etsin.hem bilmeyen ne bilsin ki?asaleti,onuru,idealize edilmiş bir ruhu.ömrünü belli bir kısır döngüde yaşayıp giden bir insanın pek haberi olmazki böyle ulvi…
-
SÖZ
Bismillah; Söz üzerine;çok önemlidir;insanın karekterini gösterir.bir kelamıyla nerdeyse tüm karekterini ortaya döker insanoğlu.sözün özü,özün kendisidir.ele verir onun kim olduğunu.her ne kadar yapmacık, samimi olmayan haller sergilesede bir müddet sonra kimliğini gizleyemez hale getirir söylediği sözler. Fakat bundan öte sözün özü özün kendisi olduğu bir durum vardır ki o da sözün bittiği özün başladığı hâlin sergilendiği…
-
Darlandık
Bismillah; Sıkıştık,hatta tüm dünyada sıkıştırıldık.bir cemaate mensup olmanın dönemsel mağduriyetine maruz kaldık.elbette bu da geçecek,bu da bitecek.fakat kimimizin hayatını derinden etkiliyerek,kimimizi yaralayarak.herkes nasibine düşeni yaşayarak geçecek bu süreç te. Biz;bize düşen yönüyle zaten ayrı olduğumuz vatanımızdan bir de;bağımızı kopartmak suretiyle ayrılığı derinlemesine yaşayarak ödeyecekmişiz.varın halimizi siz hesap edin.insan sıkıştığında veya sıkıştırıldığında kendini rahata kavuşturacağı alanlar…
-
Mazî
Bismillah; Yıllar sonra dönüpte maziye baktığımızda;ne hatırlatacak bize acaba ?hatıraları,hatırlarken hangi acı tebesümler konacak çehremize.veya iyiki de yapmışızmı diyeceğiz?meçhul bir durum.fakat yaşadıklarımızın;üzerimizdeki derin izlerini hatırladığımızda,gözlerimizin boşluğa dalıp gidişine engel olamayacağız herhalde.Kaderimizde ne var ise onu yaşıyoruz.kırgınlıklarımız,kızgınlıklarımız şahsi,fakat kadere rıza tam.öğrenmenin yaşı yok demişler ya.işte şimdi bizde onu ispatı vucud ettirmeye çalışıyoruz.şimdiye kadar öğrendiklerimiz bundan sonrada…
-
İfadesizlik
Bismillah; Dünyanın her türlü şekvasını gören insanlar;başına gelen diğer küçük, büyük tramvalar karşısında hislerini yitirmiş gibi davranırlar.tepki vermezler.tepki vermek içlerinden gelmez.insani vasıf olan hislerini kaybederler.dünyaya ait olan bu haslet,onunla olan ilişkilerini sıfır noktasına indirdiğinden,tepkinin anlamsızlığını anlamaya başlarlar;sessiz kalmayı tercih edeler.öyle hallere şahit oluyorsun ki en sonunda boğazında kalan son tükmüğünüde yutup sessizliği tercih ediyorsun.çünkü yaşadıkların…
-
İsveç-Enes
Bismillah; düşünülüpte yazıldı; Bir emaneti de yerine teslim etmenin gönül rahatlığıyla stockholm havalimanında beni evime götürecek olan uçağın kalkışını bekliyorum.operasyonel işlerin adamı olduk.eskidende iş bitirici hallerim vardı ama,uluslar arası bir boyutta değildi:)).emanet emin ellerde inşallah.kıymetli insanlara benziyorlar.ilk intibam böyle.çile ve ızdırap dolu iki senenin sonunda edinilen birlikteliği sonuna kadar yaşama arzusuyla dolu,birbirine olabildiğince kenetlenmiş,hayatlarını kaldığı…
-
Ramla
Bismillah; Ne yaptığını bilmeden bir şey yapmak nasıl olur diye sorarsan;benim gibilerin şimdi yaptıklarını söylesem anlarsın. Suriye dünyanın en güzel ülkesi deyiverdi Ramla,öğretmen’in sorusuna.Gözleri doldu.Yutkundu!Mecburiyeti okunuyordu.Ama yinede ülkesinden vaz geçemiyordu.O’nu halkı kovmamıştı.O savaştan dolayı çıkmıştı. Fakat biz?Biz öyle değildik!Savaş ülkenin kendi insanları arasındaydı ve bizleri güçsüz bulduklarından dolayı gelen ısırdı giden ısırdı.Isırılmak istemeyenlerde benim gibi…
-
YERKÖY HALKINA
Bismillah; Yerköy halkına; Çıktığım ilk günden beri arkamdan sarfedilen dedikodulara karşı bir şey yazayımmı, bir cevap vereyimmi diye hep aklımdan geçirdim durdum.bir taraftan; olsun,boşver ne dedikodumu ederlerse etsinler dönüp cevap verdiğine değmez düşüncesi;diğer taraftan önce sözü söyleyene, sonrada söze bakarım diyen Mevlana misal,karşılığını vermemimi gerektirecek bir durum olmadığına binaen bu yola tevessül etmeyi hiç düşünmedim.milyonlarca…
-
Az-Uz
Bismillah; Az,uz gittik.dere,tepe düz gittik.geriye doğru baktıkki bir arpa boyu bile yol alamadığımızı farkettik.yaklaşık 23 yıl önce aynı böyle yer değiştirmiş olmanın verdiği zorluklarla boğuşurken “ne yapacam?nasıl olacak bundan sonrası?”diye bu gün düşündüğüm gibi aynı noktaya geri geldiğimi gördüm.yani; bizim yolculuğun arpanın boyu uzunluğuyla aynı olduğunu anladım.aldık,verdik.kaçtık göçtük.yolun uzunluğu başladığımız noktayla birebir aynı. “vara vara…
-
BABAM
Bismillah; Vefalı olabildimmi bilemiyorum?Ama O çok vefalıydı. O’na vefalı olmak davam dediği hizmete sahip çıkmaktı aslında.İnsan olmayı,adam olmayı becerebilmekti.Geriye kalan hiç bir şeyin onun nezdinde ehemmiyeti yoktu.Hal ve tavırlarıyla çok farklıydı.Hep ötelere göre davranırdı.Ötelerde ki hesabı,hesabına katardı.Ondan dolayıda çok hesaplı yaşardı.Bu günleri görmedi;Ama görseydide çok değişen bir şey olmazdı hayatında.İstikameti hep belliidi.Buraya değil ötelere dönüktü…
-
Cesur ve ödlek
Bismillah; Cesurlar ve ödlekler.bu iki kelimenin bir cümle içinde yan yana durmaları bile cümleye karşı yapılmış bir zulümdür.Fakat;kıymet ancak zıttıyla değer kazandığından istinadla,yan yana gelebilirler.Yoksa birinin;diğerinin yanında asla işi olmaz.korkaklar;menfaatçidir.geleceğini planlar.yaş tahtaya basmaz,su ve sabundan uzak dururlar.dünya yansa kendi bir tutam otlarına bir şey olmamışsa,sorun yok demektir.varsa yoksa onların bir tutam otları.cesaretmi?onların semtine bile uğramamıştır!görseler…
-
Bolu BEYİ
Bismillah; İlk kez dağdaki yerinde görmüştüm.asaleti;duruşuna, heybetine yansımıştı.konuşmadık,tanışamamıştık.bir kaç sene sonrasında,otoyoldaki yerinde iken masalarda ki insanlara hoş geldiniz diye nezaket gösterdiği;hem mekan sahibi olmanın hemde insanlığın gereğini yaptığı bir anda,bizede hoşgeldiniz derken,bana yakışacak bir kabalıkta ceketini kenarından tutup”Abi öyle olmaz masamıza buyurun dedim”.Ne kadar kaba bir tavır sergilesemde nezaketini kaybetmeden,tebessüm ederek “diğer insanlara da hoş…
-
Sorgu
Bismillah; Düşüncelerimi sorguladım günlerce.Dışa dönük kimseyi bulamayınca içime yöneldim.konuşacak birini bulamazsanız,içinize konuşur,kendinizle dertleşirsiniz.Her esaretin bir dönüşü,yükselişi olur.Hayatın tabiatında vardır.Düşüş hiç bir zaman sonsuza kadar sürmez.Bir yerde sona ulaşır,çarpar ve geri yükselir.dünyanın tabiatında var.Yaradan böyle yaratmış. Düşünmeyen,sormayan,sorgulamayan bir toplumdaysan işin zor.Gözünün yaşına bakmadan yerler.Küçücük menfaatleri için hepimizi satarlar.Ses bile çıkartmazlar.Korkarlar,korkaktırlar. Dün sana alkış çırpanlar,bu gün çırana…
-
ASIL-FÂSIL
Bismillah; Bir meseleyi en iyi anlatmanın yolu,onu hikayelendirmektir aslında.Anam,bize öyle yapardı.Asıl değil;fasıla bakmamızı önerirdi sonrasında.Fasıl önemsizdi zaten.Asıl ise hemen ortaya çıkmayan,yaşadıkça karşına çıkanlara vereceğin tepkilerdi.Fasıl;hayatın hikaye yönüdür.Fakat asıl olan onu hayata yansıtma şeklidir. İnsan bir müddet gençliğin,güçlü olmanın nimetlerini sonuna kadar kullanır.Bu kısım hayatın fasıl kısmıdır.Fakat bir de elden gençlik gittiği dönem vardır ki;hikayenin bu…
-
YANILGI
Bismillah; Çok söz söylenebilecekken hiç bişey söylememek.Canı bile istememek.Dilini yutmuş gibi davranmak.Konuşmanın faydasına inanamamak.Hatta az konuşup çok iş yapabilmenin peşinde olmak.Ortalık toz duman olunca ne kadarda çok akıl verenler türemeye başlar.Akılları yoktur ama akıl vermede ustadırlar.Bu gün yanılmış olmanın bedelini çemek düştü bahtımıza.Hata değil yanılgı.Tercihler arasında en iyisini seçememe.Bu gün düşülen durum karşısında aklı olan,olmayan…
-
Sukunet
Bismillah; Sukunet,aklıselim,sakinlik.Birbiriyle ters düşmeyen,birbiriyle örtüşen kelimeler.Sukunet zekadan gelir.Sakin insanların fevri tavır sergiledikleri pek rastlanır bir durum değildir.Aklı ile hareket eden önce düşünür,sonra karar verip ona göre tavrını belirler.Sakin olan kazanır.Aceleci kaybetmeye mahkumdur!Yaptığın her hareketin hayata dönük bir maliyeti vardır.Hesabını düzgün yapmadan ortaya koyduğun bir fiiliyatın mutlaka geri dönüşü olur.pozitif veya negatif.İşi oluruna bırakıp sandalı denize…
-
ANAM
Bismillah; Karanlık bir dehlizin içine düşüyor gibi oluyorsun.Etraf;karanlığa boğulurken düşüşteki hıza müdahale bile edemiyorsun.Kuyu dipsizmişçesine içine çekiyor.Bağırıp yardım istiyecek gücü bile kendinde bulamıyorsun.İçin yanıyor,canın öyle bir acıyorki.İçinde düğümlediğin çığlığı atarken;gözlerin dipsiz kuyunun zifiri karalığına bürünüyor.Attığın çığlıklar daha öncekilerin hiç birine benzemiyor.Canın yanıyor,canın.Sana canından,can verenini kaybetmişsin.İçin yerinden sökülüyor.Gözlerin görmez oluyor.Çığlıkların arabanın içinde senin her tarafını sararken…
-
İnanmak..
Nasıl inanayım ki? Göz yaşlarına! İnandığımda her yanılışıma. Nasıl inanayım? Sen söyle. Çekip götürdüğün zifiri gecelere. Uykunun gözüme haram olduğu. Beynim’in kendisini yiyip bitirdiği gecelere. Benliğimin, benime düşman olduğu. Soğuktan titremişçesine histeri halleri. İnanmak? Şimdi bir kez daha yaşamak kendimden iğrendiğim günleri. Sen söyle! Gerek var mı?
-
Sürgün…
Sürgün Zorla topraklarından çıkartılmak. Ölümü gösterip kaçmaya razı kılmak. Toplum nezdinde şeytanlaştırıp; toprağından, toplumundan uzaklaştırmak. Sürünsün diye sürgüne göndermek. Yazı, okkalı olsun istiyorum. Bir cümle yüzlerce mana barındırsın. Sürgünü anlatmaya yetmesin kelimeler! İçimi dışıma çevirmişçesine anlatmak istiyorum. Sürüldüğüm, sürgün günlerimi. Çaresizce, ülke aramak için çıktığım yolculuklarımı. Acemice yeniden hayata başlama çabalarımı. Cümleleri baş aşağı tutup…
-
Gurbet
Bismillah; Acını bile yaşatmıyor gurbet!İçine atıyorsun acını.Kimselerin görmediği yerlerde; gözlerine hakim olamıyorsun.Soluk bir başsağlığının faydasızlığı.Soluk,sade.Cevabı da bi o kadar soğuk”sağol”.Atmak istiyorsun üzerinden o donuk baskıyı.Burda öğrendim derdini kimselere açmamayı.Çünkü onlar senden daha dertli, daha muzdarip. Eksikliğinin ,bir telefon edememek olduğunu anlıyorsun.Hüzün sarıyor etrafını.Aklına her telefon etmek geldiğinde anlıyorsun O’nun yokluğunu.Ahh be Anam diyorsun.İçinden ve sessiz.Halbuki…
-
Hıçkırıklar
Bismillah; Bundan bir kaç gün önceydi.Nuran’ı okuluna ön kayıt yaptırmak için gitmiştim.Ordaki müdür arkadaşın anlattıkları o kadar rikkatimi dokundu ki,ağlmaktan kendimi alamadım ve hıçkıraraklara boğuldum.Beni bu kadar ağlamaya sevk eden abinin anlattıklarımıydı yoksa kendi içimdeki sıkıntı ve ızdıraplarımmıydı bir anlam vermekte zorlandım.Abi’nin yanından ayrılırken o bana sarıldığı halde,ben o’na sarılacak takati kollarımda bulamıyordum.Kafamı bile kaldıramadım…
-
Umut
Bismillah; Bu yaşadıklarımızın hatıra olarak kalacağı,güzel günleri bekliyorum.Bekliyorum,çünkü özlüyorum.Bekliyorum,çünkü zorlanıyorum.Bekliyorum,çünkü bünyem bu kadar ağırlığı kaldırmıyor. Umut ta biterse!Fakirin yegane gıdası olan ekmeğinin elinden alındığı gibi kalmak.Umut garibin ekmeğidir.Acıktıkça böler,böler yer.Ufku karanlık gördükçe bölüp,bölüp yiyeceği bir umut lazım insana.Ruhi ihtiyacımıza karşılıyacak bir gıda;umut.Ya umutta tükenirse! 21.3.2019 Üniversite yolu
-
Netice
Bismillah; Kararı ararken;devamını getirmek için gösterilen gayretve neticeyi Allah’a bırakmak.Her ne kadar;yaşadığımız hayat hep hatalarımızla dolu olsada.Bir kez daha yerinden kalkabilmek.Üstündeki ataleti,sırtındaki ağırlığı atma mücadelesi.Hepsi göstereceğin kararlılığa bağlı.Mücadelenin onuru,asleti vardır.Ve çok kutsaldır.Geceni,gündüzüne katıp gayret sarf etmenin.Geleceğin sana ne getireceğini bilmesende,sana düşenin mücadele etmek olduğunu bilmenin gayreti.Hedefe bir şeyleri koymasanda,ona ulaşmanın mücadele olduğuna inanmak.Her güne kendini…
-
Söz
Bismillah; Söz üzerine!İnsanı diğer varlıklardan ayıran özelliği;söz söyleme kabiliyeti.Sözüdür insanı insan yapan.Ve de içindeki özü.Ama sözün yeri ayrıdır.İnsanlara yaklaşıp onlara bir merhaba diyebilmek bile ancak söz ile olur.Bilmediğiniz bir dilin size verebileceği bir şeyi yoktur.Sağır ve dilsiz olsanız,dili bilmemiş olmanın acısını yaşamazsınız en azından.Fakat duyupta anlayamamanın zorluğu tartışılmaz.İnsan ancak dili ile kendini ifade edebiliyor.Ve bu…
-
Toplum mühendisliği
Bismillah; Üretilip icad edilen her türlü mühendislik harikasına, hak ettiği takdiri vermeyi görev biliriz.Otomobilinden,uzay aracına,en büyük bilgisayar sistemlerinden,bir kağıt inceliğindeki çipe dünyayı sığdıran üstün zeka ve mühendisliğe şapka çıkartırız.Mühendisler elektronik,mekanik alandaki buluş ve icadlarıyla insanlığa hizmet için;kendilerini bir mum misali yakarak tüketmeyi göze alırlar.Ve yaptıkları ilmi hizmetler dolayısylada hep hayırla yâd edilirler.Merdaneli çamaşır makinesini 80…
-
Motivasyon
Bismillah; Kaldığı yerden devam ettirme gayretinin insana yüklediği motivasyon, bir yerlere ulaştırabilir insanı.Badireyi atlattıktan sonra nerde kalmıştık diye kendine sorulan sorular ve yeniden başlama cehdi.Yine, yeniden başlama aşk ve şevkiyle uyanıyoruz her sabahımıza.Belki bu gündür nasibimiz diye.İçimizdeki kıvılcımı söndürmemeye çalışarak.Çok fazla yüklenmeden;ama sürekli üfleyerek.Bir yerlerde bizi bekleyen nasibimizi aramaya devam ediyoruz.Kaldığımız hayatın devamında.Biraz ara verdik;Biraz…
-
İnanmak
Bismillah; İnanmadığı şeyleri konuşmamalı insan.Neye inandığını da iyi bilmeli.Bu gün inandıklarıyla yarın çelişmemeli.Bilerek inanmalı;bildiği ve inandığı doğrultuda hareket etmeli.Yalnızca inanmanın yetmeyeceğini de bilmeli.İnandığı bir meselede geniş kapsamlı düşünemeyen her insan en küçük bir sarsıntıda yerinden ayrılmak durumunda kalabileceğini göz ardı etmemeli.İnanmanın bi zatihi hayatın kendisi olduğunu unutmamalı.Yoksa laf-ü güzaf sanatını herkesin yapabileceği gerçeğini akıldan çıkarmamalı.Ayinesi…
-
Dört kiydik
Bismillah; Biz üç kişiydik der ahmet kaya 5 dakika süren bir parçasında.Bedirhan ,nazlıcan ve ben diye devam eden.suphi imiş onun adıda.başta söylemesede.Özlemini anlatır,özlediği dostlarına.tane,tane.Heyecen ve özlem dolu.Hepside bir kör kurşuna sebep bu dünyadan göçüp gitmişler.Gitmek için olan sebeplerden biri ile..Son kalan,sona kalan anlatıyor onlardan kalanı.”Suphi”. Biz ise dört kişiydik.Hepsi nevi şahsına münhasır,hepsi kendine ip taktırmaz…
-
Dert söyletir
Bismillah; Dert söyletir insanı;veya susturur.Söylemek, insanı rahatlatır.Ya içini dökemeyen suskunlar ne yapsın.Bir gönüldaş bulup,çayın demini boşalttığı gibi derdini dökemeyen! Her dönemin aynı zulümkâr muhteremleri;bir sağdan bir soldan budadılar körpe fidanları.Bir aleviden,bir kürtten,bir ermeniden,bir nurcudan,bir ülkücüden.Budananlar;acıya karşı koymanın,acıyı dindirmenin yolunu söylemekte buldular.Ağıtlar yaktılar.Türküler söylediler.Yaşadıklarını anlattılar.Acılarını dindirmek için. Söyledikleri derd sahibinin bir yandan efkarını dağıtsada bir yandanda…
-
Proje
Bismillah; Günler ayları,aylar da yılları kovalamış ve genç cumhriyetimiz iki binli yıllara ulaşmıştı.İki binli yılların daha ilk senesine derin bir ekonomik krizle boğuşmak zorunda kalarak girmişti;körpe cumhuriyetimiz.Kalın bir anayasa kitabı tüm ülkenin anasını ağlatmıştı.Devamın da IMF bütün devlet mekanizmasını eline aldığı gibi ortalama bir müdürünüde bizi yönetsin diye ülkemizin başına göndermişti.Genç cumhuriyet bu hummalı durumdan…
-
3. Sene
Bismillah; Diyarı gurbette üçüncü sene…Mazi içini sızlatıyor insanın.Yaşanılan acı ve tatlı hatıralarıyla.Mazi hep tazedir.Bilinmeyen gelecek insanı heycanladırsa da;mazi gibi masum değildir.Bilinenden korkulmaz.Bilinmeyen ürperti verir.Mazinin sıcaklığı, bilinmesinde saklıydı belkide.Kapının arkasını görememek insanı heycanlandırdığı kadar;korkutur da.Kapı açılıp ta sevimli bir papağanı gördüğünde;savrulan onca tehdidin sahibinin bir papağan olduğunu görmenin kahkasını atar insan. Evet 3 sene oldu.36 ay…
-
Adnan
Çok kıymetli,çok değerli,çok sevgili Adnan abim. 3 seneyi aştı,ayrılalı.Her ne kadar telefonda yüzyüze görüşsekte sanal dünyanın,sanal hastet gidermesi oluyor işte.Doyuyormuyuz dersen?Kavanozun dışından bala ekmek bandırmak gibi bişi oluyor.Cam var arada.Ne sen benim tadımı alıyorsun ne de ben senin. Duyamadığımız,hissedemediğimiz kokumuzu belki böyle alırız diye;sana ilk defa böyle omuz emeğiyle terleyerek çalıştığım;çok kıymetli bir insandan hediye…
-
Bilmemek
Bismillah; Bilinmez üzerine.Bir bildiğim var,o da hiç bir şey bilmediğim!Bin biliyorsan da;bir bilmeyene danış!Bilmek,bilememek üzerine kurgulanmış.Bildiğini bilmek;bilmediğinin farkına varmakmış.Bilinmezlik mücadelesi,bulmanın yolu olmuş.Her bilinmeyen;yeni bilgilere ulaşmak için basamak,her bilme isteği;öğrenmenin ilk adımı haline gelmiş.Atılan her adım;bilmenin sınırsızlığına doğru yolculuk başlatmış.Fakat bilmenin sonsuzluğu insanı bir yerlere ulaştırsada;netice yine hiç bir şey bilmemeye varmış.Bilmediğini bilen,kazanmış.Bildiğini iddâ eden kaybetmiş.…
-
Söz ve sukut
Bismillah; Söz ile sukut arasında ki mukayesede her zaman sukutun tercihi daha insanidir.Haddi zatında sözün,konuşmanın fayda vermediği hallerde yapılacak en iyi tercihtir.Söylemek dinlenmeye vesile olmasada;susmak belki dinleyen tarafından daha iyi anlaşılabilir.Sesiz kalmak;öylece sessizce.Kenarda;kendi halinde,görünmemeye çalışmak.Sessizlik,sukunet. Dil’in ifade sadedinde ki hükmü bellidir.Akla kapı açar fakat iradeyi elden alamaz.Fakat sukut’un anlatımı hâli izhardır.Neticeyi kelam halim sukutidir.Görünmekten içtinaptır……
-
Sabır
Bismillah; Sabır ile ulaşılamayacak yol yoktur.Beklemektir sabır.Dişini sıkmak,dilini ısırmak; ama yinede beklemek.Bıkmadan,usanmadan.Hedefe doğru;her gün bir adım daha yaklaşmanın adıdır sabır.Başlangıcı ve devamı acı;fakat neticesi itibariyle anlatılamayacak kadar tatlılardan tatlı…Sabır; ızdıraplar içinde kıvranmaktır.Ama ulaşılacak olan hedefin azizliği;bu ağrılardan lezzet almasını öğretir insana.Sabır;içte yaşanır.Dışa yansıyan sadece tebessümdür.Kimseler bilmez,sabır sahibinin içinde yaşadığını…Azimdir,sadakattir.Kimselerin bilemediği yalnızlızlıktır.Yudum yudum içersin sabrı.Tıpkı; bir…
-
Merhaba
Bismillah; Merhaba diyerek başlar insan hayata.Bir selam,bir güven ifadesi.Küçük melmeketimiz de selam alır,selam veriridik.Küçüktü;ama benimdi.Küçüktü; ama şirindi.Kaldırımı,taşı,toprağı her köşesi seni,her köşesini de sen tanırdın.İnsanlardan gayri bunlarla da selamlaşırdık.Yer değiştiren ağacın tekrar şitil atıp tutması gibi şitil atmaya uğraşıyoruz.Caddelerini yeni,yeni tanıyoruz.İnsanlarını da.Merhaba’nın eksikliğini yaşıyoruz bazan.Sağımıza solumuza bakıyoruz.Kendi dilinde alırsak bir kaç merhaba’nın verdiği huzurla yolumuza devam…
-
İstasyon
Bismillah; İstasyona tren beklemeye gitmezdik biz.Çekirdeğimizi alır,kimsenin bizi göremeyeceği yer olarak bilirdik oraları.Şehirden kimseler olmazdı oralarda.Biz kimseyi tanımazdık,kimse de bizi.Saatlerce oturur çekirdeğimizi çitler,bazan birbirimize bakar;bir çift söz söylemeden yine devam ederdik çekirdeğimizi çitlemeye.Sevmezdim çekirdek çitlemeyi;ama O’nunla olunca tatlanıyordu.Çok konuşmazdık.İhtiyaçta yoktu.Konuşmadan anlaşırdık biz O’nunla.Bazan bi tebessüm,bazan küçük bi bakış,her şeyi anlatırdı birbirimize.Gönüller birdi;söze hacet kalmıyordu.İlk okul…
-
İnanç
Bismillah; Konuştuğuna inanmakla,inandığını konuşmanın arasında ki fark;geceyle,gündüz gibidir.Her ikisi de aynı eylemin faliyeti gibi dursada,birinin diğeriyle benzeşen bir yönü yoktur!.Biri konuştuğuna inandıracak insanlar ararken,diğeri sadece inandığını konuştuğundan dolayı kimseye ihtiyaç duymaz.Birinin;doğrularını,doğrulatmaya ihtiyacı varken,diğerinin doğruları kendine aittir ve kimseye ihtiyacı yoktur.İnandığını konuşan;konuştuğu doğrultuda hareket ederken;konuştuğuna inananın yapacağı şey yanılmaktır.Eğer bir olay vuku bulmuşsa olayın faili benim…
-
Tecrübe
Bismillah; İnsan;bilincinin kendisine verdiği edinimlerle hareket eder.Edinilen bu birikimlere kısaca tecrübe denir.Ve hayat; tecrübeler yumağıdır.Öğrendikleriyle bilincini geliştirerek devam eder insanoğlu.İlk gününden,ömrünün sonuna kadar hep böyle gider bu sarmal.Hayatta karşısına çıkan canlılar,insana bir şeyler katarlar.Acı veya tatlı.Bunların hepsi bir müktesebat olurken;bilinç altınıda olumsuzluklara karşı daha temkinli hale getirirler.Bilinç edindiği tecrübelerle kendini hayatta doğru konumlamaya çalışır.Olabilecek yanlışlara…
-
Yazmak
Bismillah; Kelimelerin,cümleye;cümlelerin,yazıya evrilip gittiği mecrada; anlamların,anlatılmak istenenlerin buharlaştığını müşahade edersin..Kalem’in kırıklığı,zihnin yorgunluğu kelimelere mana kazandırmakta zorlanır.Konuşarak,bir kaç tesirli sözle hal olabilecek bir konu,yazın’ın fersizliği yüzünden kifayetsiz kalır!Konuşmak;insan’a verilmiş bir meziyettir.Tarih;kendini iyi ifade edenlerin sahne aldığı bir gösteri yeridir.Yazılar bir yerlere kadar götürür insanı.Ondan ötesi karanlık!Yazı sönüktür.Aklından geçip te söyleyemediklerini söyleme sofrasıdır.Sofrada bir sen varsın,birde sen.Kendinle…
-
Mış gibi
Bismillah; Mış gibi yapmak!Diye bir tabir vardır türkçede.Geliyormuş gibi,gidiyormuş gibi sonrada yokmuş gibi.Mış’ın devamı;gibi ile devam eder.Belirsizlik belirtir.Belli,belirsiz yani.Var ile yok arası.Bişi olursa ben yokmuştum!Sanki hiç olmamış,hep yokmuş gibi.Arada,arafta! Olsammı?Olmasam,daha mı iyi?Biraz korku,biraz çekince!Sonunu düşünen kahraman olamaz!Diye beylik bir söz vardır.Sonu düşüneceksin!Ama sonunu (kendi) düşünmeyeceksin.”Sarımsağı,sirkeyi hesap eden;kelle paçayı içemez” derler bizim oralarda.Ne kadar hesap edersen…
-
Galibiyet
Bismillah; Dünyalık işlerin nerdeyse tamamı ego tatminidir.Ev,araba,başarı,galibiyeet ve daha niceleri.Galip gelmek istersin;bir mücadalede.Yenilmek veya dediğinin dışında iş yapmak düşülmek istenmeyen bir durumdur.Bi dedin ya bir daha dönemezsin.Halbu ki;bulgur pilavı da mercimeklimiymiş diye sofraya oturan çocuğun misali.Bazan üçüncü kez çağırılmayabiliyorsun sofraya.Galip gelmeyi istemek;her insan da bulunabilen bir özellik.Fakat asıl olan iletişime geçebilmeyi bilmektir.Çünkü biz insanız ve…
-
Göz
Bismillah; İnsan’ın dünyaya açılan penceresi.Açtığında gördüğün,kapadığında kendine karanlık ettiğin.Ölüm ile doğum arasında hiç bir değişim göstermeden kapanıp giden;kalbin aynası.Güzel gördüğünde;güzele götüren.Kötüyü gördüğünde;efkarını kararatan.Şarkılara,destanalara konu olan.Her uzvun yalan söyleyebilme ihtimali var iken;o’ndan yalan sadır olmayan.Deveyi deviren,canı yakan.Muhabbetin ifadesi.Dosta itminan,düşmana endişe kaynağı olan. Görme yetisini ifa eden muhteşem uzuv:Göz.. Sevginin,samimiyetin yansıması.İnsan;sözleriyle herkesi kandırdığını zannedebilir.Fakat;gözlerde ki ifade ele…
-
Yalnızlık
Bismillah; Çok değerli bir dostumla sabah telefonda görüşürken;söz yalnızlık üzerine geldi.O zor olduğundan ,ben ise olmayacağından dem vurmaya çalıştım.Aksi teori üreteceğim ya!Fakat kısa süreli bir düşünmeden sonra kendisine mecburen hak vermek zorunda kaldım.Evet;çok zor bir durumdu yalnızlık. Benim kendisini kabullendiğimi gördükçe de acımadan üstüme geldi muhterem.Cümlenin sonunu bağlarken “yalnızlık Allah’a mahsustur’ birader diyerek öldürücü darbeyide…
-
Saygı
Saygı Yolda, yalnız başına. Güneşi saklamış gri bulutların altında; eskisi gibi ellerin cebinde, ne kimseyi umursuyorsun ne de hayatı. Umarsız, umursamazca. Kendinle, ruhunla barışık olduğun günlerde ki gibi. Kuşların cıvıltısını içine çekerek, bazanda onlara eşlik etmek istercesine, ıslığınla melodi tutturma gayreti içinde. Sakin, sessiz ama; vakur. Kaybolmaya yüz tutmuş yılların arkasından el sallayarak yürümek, yasunlaşmaya…
-
Şarkılar
Bismillah; Bazan türkçe şarkılar dinlemek istemiyorum.İçimi yakıyor,yüreğimi kanatıyorlar.Hepsi bir hatıra,hepsi bir… Koşarken kulaklığımı takıyor ve 11 km’yi şarkıların,türkülerin tınılarıyla hiç zorlanmadan katediyorum.Herbirinin hatırasını yaşıyorum;içimde türkülerin.Her biri ayrı koşturuyor… Çok zorlanır içim,içime sığmayacak hale gelirse;bir indila veya adel.Onların tınıları da etkili,hatıraları da var ama;Allah’tan dillerini bilmiyorum da;rahat koşuyorum.İnsan çektiği acılardan zevk alırmı?Bu ne mazoşist bi durum!Babam’ın…
-
Yazı
Bismillah; Yazılar karalamaya çalıştım.Belki bir gün, bu yaşadıklarımı unutmaya başlar isem,hepsi bir not olarak kalsın diye.Akıl ve zeka,insana bir yere kadar destek sağlar.Tarih ve müktesebat;ikisinin de yanı başı el kitabıdır.Hayatın kullanma kulavuzu gibi.Aklın,düşüncenin olgunlaşıp istikametli karar vermesinde etkin rol oynarlar.Eskilerin tabiriyle;hafızai beşer nisyan ile malüldür.Unutmamak için.Söz uçar,yazı kalır… Dünya yaratıldığından beridir;yazılan kitapların haddi hesabı yoktur.Yazdıklarımın…
-
İhtiyaç
Bismillah; İhtiyaç işte hocam.Yemek gibi,içmek gibi.Bazan da hava gibi.Yazmasam boğuluyorum.Bardak kırıldığından dolayı su içmekten vazgeçmedik diyen Necip fazıl gibi.Kırıldım…Ama yazdım. Alışkanlık,ihtiyaç bazan da mecburiyet;hava gibi,su gibi. Tohum,toprak ilişkisi gibi…neticeye ulaştırmayan yollar utansın dedim.Kanat çırptım dağların enginliğine inat.Sıkılacak durum yoktu.Yola çıkmayanlar sıkılsın…
-
Günah
Bismillah; Günah ve tövbe;yalnızca insana verilmiş hayatın uygulama alanı.Günah işlemek insan’ın doğasında var iken;tövbe şansını da hemen o’nun arkası sıra koymuş Mevla.Kulunu çok iyi tanımaktadır.Ta ilk başta melekler itiraz etmişler.Fakat;Allah c.c çok iyi bildiği bu varlığı,dünya denen yeryüzüne o’nu imtihan için göndermiş.Gönderildiği bu dergahta;günah işlemekten hiç dur olmamış.Ne zaman ki başı sıkışıp ta;Rabbini hatırlamış,işte o…
-
Yolcu
Bismillah; Çaddan başlayan yolculuğumuz ara geçişlerle beraber 5. Ülke olan hollandada sonbulmuştur umarım.Bir buçuk senede 3. Ülke.Bunu yazarken hafif tebessüm ediyorum.Schipol havalimanında ağlayarak teslim olupta ne olduğunu anlamadan;9 günlük ceza evi tecrübesinden sonra açık kampın ilk sabahında yalnız başıma oturma odasında; mutfak tezgahının karşısında ki tekli deri koltuğun üzerinde yazıyorum.Oda arkadaşım Rahmetullah.Muşlu.Anadolu insanı.11 ay olmuş…
-
Kaideler
Bismillah; Kaideler üzerine kurulan dünya düzeni;hedeflenen kâr’ın neticesine bina edilmiştir.Neticesi itibariyle yüzü ötelere dönük olanın ecri Allah’tan beklenirken;ticeret,kâr mantığıyla olanın ki dünyalık kazanımlardır.Ticaret ile iştigal eden şahıs alıp sattığı metalardan kâr ederek; hem sermayesini çoğaltırken;hem de elde ettiği mallarla hayatta bir statü kazanır.Bu gayet doğaldır… Bir diğer kâr sağlama yöntemi ise;sadece halkına hizmet etmek iddasıyla…
-
Kırk
Bismillah; İnsan;kırkından sonra yeniden doğar… Sekte noktasıdır… Bir kez daha başa alınıp;yay gbi gerildiği… Öğrendiklerini unutup;yeniden başladığı… Tercihlerinden dolayı;yeniden doğduğu… O güne kadar öğrendiklerin,tercihler koyar önüne! Ya geçmişini inkar edeceksin;ya da öğrendiklerinin sana ettireceği,tercihi seçeceksin… Yeniden doğacaksın o gün… Her doğum yeni bir başlangıç; Yeniden başlayacak;tekrar başa alacaksın. Zordur;kırkından sonra doğmak. Kırkından sonra yeniden….. Tek…
-
Fazlalık
Bismillah; Boş kaldığım dönemlerde aklım ile malamat olduğum çok oldu.Fazla özgüven.Hastalık noktasına varıyor bazan.Aklım ile her işi halledebileceğim düşüncesi beni hataya sürüklüyor.Aklımı övüyorum;yaptığım salaklıklara bakmadan.Kafamda ki sorulardan kurtulmak için kendime sürekli sen salaksın demeye başladım.İyi bir akıl verecek birini arıyorum.Kendimi bir b.k zannetme düşüncesi kimseyi dinlememe fırsat vermiyor.Aklım ile malamat oluyorum.Kendini akllı zanneden;herhalde salak oluyor.Benim…
-
Mamo
Bismillah; Hava erken kararıyordu.Son dersimiz resim.Hiç te anlamam.Ders malazemelerini dosyaya doldurmakla meşgul herkes.Okul’un ilk günleri olduğu için;kimse kimseyi tanımıyor.Orta birinci sınıfım.Karanlığı içerde hissetmeye başladığım da;birinin lambaları açıp kapadığını gördüm.Yapmasana diye ufak bir sürtüşme.O lambayı açıp kapamaktan vaz geçti.Ama o günden sonra bribirimizden hiç vazgeçmedik.Küstük,darıldık;ama hiç vazgeçmedik.Asker olacaktı.Fakat;kafası sarmadı o işi.Bıraktı.Hilmi abi şaka yollu sormuştu;sen niye…
-
Adnan
Bismillah; Eski bir yazı… Herkese,herşeye yazdıkta adam’ın hasına iki satır bir şey yazmak aklımıza bile gelmedi.O’nun buna ihtiyacı yoktu herhalde!Koskoca adamı unutmuşum.Hayatta da böyle aslında.Hiç kendini belli etmez.Arkada,arada durur.Öne çıkmaktan pek haz etmez.Geriden takip eder.On numara analizini yapar.Hislerini kelimelere dökmez veya dökemez.Söyleyeceği kadarını söyler;gerisini sana bırakır.Onunla geziyorsan bulmaca çözmeye başlamalısın.Çünkü öyle kolay kolay çözemezsin o’nu.İnsanı…
-
Olmazsa
Bismillah; Bir gün;bir arkadaş dedi ki;işin gücün iyi,sana ne var keyfin yerinde.Vallahi yarına fakir olacakmış gibi yaşıyorum dedim.Olmasa da olur bunlar diyerek.İmkanlı olmak;dünyalık olarak güzeldi.Fakat dünyanın da;birilerinin inip,birilerinin çıktığı merdiven olduğunu unutmayarak yaşadım.Dün olanın,bu gün olmayacağının farkında olarak.Bu gün bulunduğum nokta gibi.Mal’a,mülk’e boğun eğmedim.Mal,mülk için de kimseye.Bildiğim doğru ne ise o’nu söyledim.Bir arkadaş’ın dediği gibi;sevseydin…
-
Gerçek
Bismillah; Anlamı,anlamlandırmak;ancak gerçek ile mümkün olur.Gerçek olmayan hiç bir şey anlam kazanamaz.Vecd ile arşa kalkıp başın göğe değse;düşeceğin yer;yine ayak uçlarındır.Gerçek olan yaşanandır.Harici;sahte… Tekerleğin tümsekte olması;aşmayacağına işaret etmez.Her gayret kutsaldır.Yeter ki istikamet… Sanmak ile bilmek;güney ile kuzey,doğu veya batı gibidir.Birbirinden haberi olmayan iki zıtlık.Benzeşmezler birbirlerine… Huzur;kalpte başlar,kafada şekil bulur.Olduğunda;olmuştur.Omuzları’nın üzerinde işkembe taşıyanların;bir sorunu yoktur.Huzur her…
-
Dostum
Bismillah; Ati’nin karanlığı;yeis’e düşürmedi bizi.Tân yeri diye;çok yalancı hüzmelere bel bağladık.Ama;ne umudumuz kırıldı;ne de azmîmiz! Yerköy’e gelmiştin.Nerdesin diye sordun?Kayserideyim deyince;yarın geliyorum dedin.Akşama kadar yağan yağmur ve kardan nasibimizi sonuna kadar almıştık.O kadar ıslanmamıza rağmen;hiç üşümedik.Hava soğuk olsa da;biz sıcaktık. İk Alim bey’e beraber gittiğimiz de ön yargıların vardı.Fakat hepimizi arkada bıraktın sonraları.Halid gibiydin.Arkadan gelmiştin ama…
-
Sinan
Bismillah; Meraktaydım O’nun için.Ne olmuştu,durumu ne diye?Listeleri karıştırdım sürekli!Son dönemde insanların bir gecede hayatlarının karartıldığı listeleri.En sonunda aradığımı bulmuştum!İçim cız etti.Of babam of.Almışlar O’nu da.Yakınlarına mesaj attım dönmediler,dönemediler.Duvarlar örmüştü;korkular insanların önüne. İçeride olduğunu söyledi biri.Sincandaymış!Eziyette ediyorlarmış dedi…İçim yandı.2 seneye yakın haber almadım. Bir mesaj geldi!Numara tanıdık değil. “Hasteneye sırtında birini götürmüştün hatırladınmı” diye.Evet sırtımda hastaneye…
-
Himmet Ağa
Bismillah; Babalarımız dosttu bizim. Yıllarca süren ticari ve kalbi dostlukları vardı. O’nun babası, benim babamdan 14 yıl önce dünyasını değiştirmişti. Çok severdi babam, babasını. Resmini işyerimize asacak kadar. Biz de dost olduk. Ticari olduğu kadar; kalbi de. Ayda veya iki ayda mutlaka ziyarete giderdim. Amcasıyla muhabbetimiz ayrıydı. Fakat o’nunla gezmek; daha şen oluyordu. Kafası çalışır,espirileri…
-
Karanlık
Bismillah; Karanlık; insana vehim verir. Gerçeğiyle bağdaşmayacak, şekiller tûlû eder zihinde. Mağra kapısına sırtını dönmüş, Platon’un figürleri gibi. Gerçeklerle yüzleşenin; zihni aydınlanır. Renklerin hepsi siyahtır, zihinlerinde! Renkler soğuk ve hissiz.Sesler sahipsiz. Saklanmanın kolaylığı vardır karanlıkta. Her şeyi yutar; acıları, ızdırapları. Bazan da; beynine zifir kusar. Hugo’nun;jean valjean’ı gibi.Geçmişinden kurtulamazsın. İki el bir baş içindir, elde…
-
Yalnızlık
Bismillah; Bana yalnızlığın resmini çiz deseler; kağıdı olduğu gibi iade ederim. Çizecek bişey yoktur ki çizesin. Duygular, kalem körleşir. Mana veremezsin ki; çizesin. Sessizlik çöker. Bana yalnızlığın resmini çiz demeyin; çizemem ben onu.Hiç yalnız kalmadıydım ki. Ne bileyim. Hemende öğrenilmiyor. Bana mutlu etmeyi, muhabbeti sorun! Hem çizeyim, hem anlatayım. Yalnızlığı anlatamam ben. Hiç bana göre…
-
Zaman
Bismillah; Zaman; en büyük müfessirdir ve o’nun tefsir ettiğini kimse yalanlayamaz. Zaman’ın; geçebilecek olan her yaraya merhem olmak gibi bir hüviyeti vardır. Geçmez olanları ise; terki dünya ile sonlandırır. Mutlaka bir çözümü vardır. İnsan; hayatını bazan kalabalıklar arasında, bazan; yalnızlıklarda sürdürür.Her ikisi de gayet tabîîdir. Kişinin; halinden mütevellit duygularını kontrol edemediği anlar olur. Benim gibi;…
-
Zorluk
Bismillah; Adını koyamadığınız halleriniz olur! Adını koyamadığınız için, anlam da veremezsiniz. Anlamsız olana, anlam vermekte zor olur.Anlamsız geleni göndemek, makbul olandır.Gönderir yol verirsiniz… Duygu ve hisler; mantığın önüne çıkan tümseklerdir. Üstünden geçildiğinde biraz zıplatır.Fakat istikamete dair etkisi sıfırdır. Hisler; insan’ın biraz başını döndürsede, akıl ve mantık galip gelir. İnsan’ın içinde iki insan vardır. Vicdanı ve…
-
Anam-Babam
Bismillah; Babam ve Anam… Büyük dayım dilemiş, Babamı görünce.Yakın da değil köyler ama, nasıl olduysa Babam’ın yolu, Anamlar’ın köyüne düşmüş.Babam çalışkan, bıçkın, yağız delikanlı. Ahmet dayım içinden geçirmiş; ne iyi delikanlıymış diyerek.Nasıl bir zaman diliminde dilediyse; Dua şıppadanak kabul olmuş. Babam bazan muzurluğuna, Anamı kızdırmak için “sırtının üstüne dileyeydi” derdi. Anam; Döndü karı’nın kızıydı. İktidarın…
-
Anam-Babam
Bismillah; Babam ve Anam… Babam; idealleri olan bir insandı. İdealleri doğrultusunda hareket ederdi. Eğitimi sever, eğitimli insana saygı duyardı. Okuyamamıştı. En büyük ideali de çocuklarını okutmaktı. Hem de bütün maddi imkansızlıklarına rağmen. Kafasına koyduğunu ne pahasına olursa olsun gerçekleştirirdi. Her çocuğun Babası, o’nun süpermenidir. Fakat benim Babam gerçekten süpermendi. Dünya kurtarılacaksa, o’na omuz verirdi. Cesurdu,…
-
Anam-Babam
Bismillah; Babam ve Anam… Hayatı birlikte göğüslediler. Bir sabah kalktığımızda aşırı yağan yağmurdan başımıza uçan damımızla karşılaşmamızmı, sobaya doldurulan kömürün ev’in içinde tütmesimi yada sofraya konulan tek tas çorbamızmı? Tüm zorluklara beraber göğüs gerdiler. Babam uzun yola giderdi.Tır ile çıktımı bir aya yakın eve gelemezdi. Anam hem analık, hem babalık yapardı bizlere. Zordu kadıncağızın işi.…
-
Anam-Babam
Bismillah; Babam ve Anam… Her Ana ve Baba’nın gayret ve çilesi çocukları içindir. Her şeyden önce gelir çocukları. Yemez; yedirir, giymez; giydirirler. Çocukları vefasızlık etse bile, Onlardan vefasızlık namına bir cümle sadır olmaz. Merhamet; Onlarda tecessüm eder… Benden önce üç kardeşim var. Aralarındaki yaş farkı bir veya iki.Ben dördüncüyüm ve bir büyüğümle fark; iki yaş.…
-
Eylül
EYLÜL… Herkes nisan, mayıs’a nâmeler yazarken; Ben eylül’ü sevdim. Yağmurdu eylül; hüzün… … Ayırır her şeyi birbirinden; Dalları, yapraklarından, Çocukları, Analarından Ayrılığı değil ama; ben eylülü sevdim… … Her şey aslına rucu eder eylülde, Renkler değişir, düşünceler de; Toprağa düşer gibi düşer; aşk ta, sevgi de… Ben yağmurlarını sevdim eylül’ün; Soğuk ve serin… … Eylülde…
-
Kim bilir
KİM BİLİR… Dışarda güneş varmış, neyime; Kim bilebilir ati’nin karanlığını, Kusmasın zifrini, kimse beynime, Södürmeyin günün aydınlığını. *** Kalbin sesi duyulur, sesizlikte, Faydası yoktur; korkunun ecele. Yalnızlık değil, kimsesizlikte; Olmasaydı; ayrılıkta ki acele. *** Gün geçtikçe anlıyor insan, Anlayamayıp bıraktıklarını. Ne eylül çözüm olur, ne de nisan; Sırtına aldığın yükün karmaşasını. *** İhtarı yoktur, vardır…
-
Haanım
Haanım Hayır kelimesi uhdesinde yoktu, İlk sorduğumda evet dedi. O günden beri taht kurdu, İnsan demek az gelir, melekti… … Kimseye benzemez güzelliği, Kibarlığı, sevgisi, anlayışı. Anlatılmaz sözlerinin lalü güherliği İlk yavrumuzda aktıttık göz yaşı. … Sabır etti bana dönem, dönem; Benim insan olmadığım anda. Der ki eserimi kimseye yedirmem, İnsan olduğu şu zamanda. …
-
HAYAT
HAYAT Aklına gelmezdi bu günlerin olacağı, Kim görmüştü ki böyle bir hayatı. Rüya, hayal koysanda sığmazdı bunları; Kurmadığın hayali yaşamak ne garip… … Başlanılmadık ne umutlarımız vardı, Dağı,dağa kavuşturacak; yıkacaktık dünyayı! Heyhat! umulmadık boran çıktı dağıttı bağımızı, Gönül de söz dinlemedi, aldı eline yalnızlığı… … Sonun başlangıcı değildi elbet, Biraz acı, üstünede elemli bir gurbet.…
-
Denizaltı
Bir denizaltım olsun istermiydim bilmem ama; istiyenler vardır mutlaka aramızda. Binip insanlardan uzaklaşabileceğimiz, kimsenin yaptıklarımızdan dolayı bizi yargılayıp, mahalle arasında bir aşufteye atılan aşağılayıcı bakış gibi bir bakışa maruz kalmadan yaşayabileceğimiz bir deniz altı. Sığınak, saklanılacak bir perde. Örttüğünüzde ne onlar sizi ne de sizin onları görmek zorunda olmadığınız. Dini yaşarsınız körlerin bile göremeyeceği yerlerde.…
-
Vârlık
Vâr olmak! Öncesi yokluk. Yok olunmaz ama; vâr olabilmek için yokluktan gelmek gerekir. Yaratılmak. Yaratıcı; yokluktan vâr eden. Tek varlık kaynağı. Yaşarken yokluğa gark olmak. Yok olmamak ama; yok’a sayılmak. Yokluğun bir başka yüzü. Var iken yok olmak. Yoklukta, varlığın hazzını bilmemenin kolaylığı içinde. Ya var iken yokluk? Çarpışan iki omuzun sahibinin yok saydığından daha…
-
Sabır
Sabır; Sabahın sahibinin olduğunu bilerek, Geceleri gözümüzü kapadık. Verceği tatlı inşarahı umarak; Yarınları sabırla bekledik… … Öğrendik zannettik, Fakat öğrenemediğimizi anladık. Sabrın sonu selametmiş, Onu da ancak; sabrederken gördük… … Sabırsızdık; Acele karar verip, Ecele kulaç attık. Bilemedik sabırda ki hazzı… … Sabır kapısı zor kapı; Tokmağıda dikenli, kapı koluda. Niyet edip bir girdimi, İçmeside…
-
Babam-anam
Babam ve Anam Ayrılmanın rüzgar’ının soğuğunu, 2005 te hissetmeye başladık. Bir şeyler ters gitmeye başlamıştı Babamda. Ne olduğunu anlamamız, biraz zaman aldı. Fakat bir kaç doktor gezdikten sonra anladık ki; Babam’ın beyninde tümör varmış! Ben yanında olduğum için endişe ve korkularım diğer kardeşlerime göre daha azdı. Onlardaki korkuyu biraz hafifletmek için; endişeye mahal yok; Babanızı…
-
İrade
Bismillah; İradeye dair… İnsanı tanımak mümkün olmadığı gibi; onu anlamak ta mümkün değildir. Aynı olayın her insan üzerinde, farklı izdüşümleri vardır. Kimse eşit şekilde etkilenmez. Titreşim ve etkileşimi farklılık izhar eder. Her insan; nevi şahsına münhasırdır. Ruh, bünye ve akıl üçgeninde devam ettirelen hayatın uygulama noktasında ki temel direği; iradedir. Hayata yansıyan yönüyle tutum ve…
-
Ağır ağır
Ağır, Ağır Ağırca atarsın ilk adımını, Önce hayat hisseder seni, Sonra; sen. … Ağır, ağır öğrenirsin, Yürümeyi, koşmayı. Sonra; herşeyi. … Ağır, ağır biner omuzlarına, Ağırlaştığını hissedersin. Sonra; gerçekleri. … Ağır, ağır hatıraların olur, Hatırlamak istemediklerin, Sonra; hatırlayamadıkların. … Ağır, ağır unutursun, Yaşadığını, yaşanmışlıkları. Sonra; unuttuğunu. … Ağır, ağır olmayan da olur, Acı gibi, ayrılık…
-
Anam-babam
Bismillah; Anam ve Babam; Anam için hayat ikiye ayrılır: Babamla ve Babamsız. Her ne kadar Babamla iken pek geçinemeseler de; yokluğundan sonra iki lafından biri; Babam hakkındaydı. Bir elmanın bir yarısı Babam iken; diğer yarısı Anam dı. Birbirlerini tamamlayan özellikleri vardı. Birde; kırk sene evli kalmış olmanın getirdiği, birbirlerine karşı alışkanlık. Anam son dönemlerinde Babam’a…
-
Memeleketim
Bismillah; Memleketim… Kızıyorlar bana; ne diye bu kadar özlüyorsun köyünü. Çıkartılarken Köyünden Peygamberimiz (sav); Mekkeye dönüp” kavmim Beni burdan çıkartmasaydı senden çıkmazdım ey Mekke” diyerek ayrılıyordu köyünden. İnsanın mayesinin oluştuğu toprağa iştiyak duyması kadar tabi bir durum olmasa gerek. Ayrılırken göz yaşına hakim olamaz insan. Sevdiğinden ayrılır gibi ayrılırsın. Bir şeyler kopar yüreğinden. İskametin önüne…
-
İnsanoğlu
Bismillah; Ne garipsin insanoğlu. Aklın var ama; yok gibi davranıyorsun. Her işe akıl erdiriyor; insanlığa bir türlü erdiremiyorsun. Cinlik, hinlik, tikilik hepsini çeviriyor, insanlığa gelince taş kesiliyorsun. Ne kadar zor geliyor değilmi, aklını kullanıp az birşey insan olmak. Eşrefi mahluk olamazsan, esfeli safilin olacağınıda biliyorsun. Ama; gel gör ki istikametini hep aşağı yönlü tutuyorsun. Vah…
-
Düşmek kalkmak
Bismillah; Düşmez, kalkmaz bir Allah derler bizim oralarda. İnsansan; düşeceksin. Dizlerin soyulacak, avuç içlerin kanayacak, başın yarılacak. İnsansan; bunlar yaşanılacak. Tek düze gitmeyecek hayat. Yokuşu, rampası olacak. Bazan, gazdan kesilecek vites düşeceksin. Bazan da kısmetine yokuş aşağı gelecek; vitesden sallayacaksın. Fakat ihtimamı elden bırakmayacaksın. İnsansan; bunların hepsiyle karşılaşacaksın. Mutlu günler kısa, kederli günler uzun olacak.…
-
Kul, kader
Düşüncelerde ki karmaşa, insanın yönetim mekanizması olan beyninden kaynaklanmaktadır.Hiç bilemeyeceğimiz ruh ta buna müdahildir. Hayat belli bir çizgi ve standartlarda devam ettiği müddetçe; bu tür karmaşalarla insan pek karşılaşmaz. İşin sonunda kimin karlı çıkacağını kestirmek biraz zordur. Fakat kul kaderini yaşar; bahtına ne çıkarsa. Sıradan insanlarla, olmayanlar arasında ki fark yaşarken ortaya çıkmaz. Çünkü ikisi…
-
Egemenler
Dünyaya geri çekilip baktığınız da; dünya üzerinde etkiniliği olan kaç ülke görüyorsunuz? Yirmi, otuz, kırk dahamı fazla? Yoksa iki ülkemi? Avusturalya’dan başlayıp, Japonya’ya, devamında Çin’e, Honkong’a uğrayıp, uzak doğuda ki orta büyüklükte ki ülkeri de unutmadan, Hindistan ve Rusyayı ihmal etmeden, İran’a da küçük bir sorti düzenleyip Arap yarım adasınada kuş bakışı göz atıp Afrika’nın…
-
Dünya yönetimi
Yahudi milleti israilmi dedi biri? Ben de yok devenin nalı derim. Yaşadıkları tarih boyunca lanetleri her dönem kendilerine tenkil, tehcir getiren bir miletin tarih sayfasında ki gücü nerdeyse yok denecek kadar yok. Her dönem tenkile, tehcire, gaz odolarında itlafa uğrqmış bir miletin söz hakkının ne kadar olacağını biraz hesap edin derim. 1940 lara kadar devletleri…
-
Para ve dünya
Askerde bir tabir vardır; kolluk bende, kıllık bende diye. Nöbetçi kolluğunu takan rütbelinin borusu öter; o gün. O ne derse; o olur. Dünya üzerinde ki hüküm sahipleri de para sahipleridir. Para onlarda, puştluğu yapan da onlar. Enteresan bir bilgi sunayım dağarcığınıza; dünya gelirinin %82 sini % 1 lik dilim alırken kalan % 99 luk insan…
-
Medya
Medya; en büyük ,en etkili, en tehlikeli silahtır. En büyük bombanın atom bombası olduğunu varsayarsak; etki dairesi hiroşima veya nagazakiyi yerle bir edecek kadardır. Fakat bu silah, milyon hatta milyarlarca insanı öldürecek büyüklüktedir. Direk cana kast etmesede; fikir ve düşünme kabileyitini elinden aldığı için; kişiyi ölü sayabiliriz. Bir insanın canlı olduğuna dair ispatı düşünüp, aklıyla…
-
Hayalet
Bismillah; Önce hayalini yaşatır; sonra gerçeğini ulaştırır hayat. Hayalini kurmadan bir şeye ulaşmak; ulaştığın hedefi kıymetsizleştirir. Hayallerdir insana yaşama sevinci veren. Hayal kurabildikçe bağlı kalır, tutunabilirsin hayatın dikenli dallarına. Yapacaklarını sıraya koyar, hedefler belirlersin. Gece uyumak, sabah uyanmak için sebeplerin olur. Sebepsizce yaptığın günlerin soğukluğunu unutmak istersin. Sebepsiz, hayalsiz! Hayalini kurdurur önce hayat. Hayallerinin peşinden…
-
Toplum mühendisliği
Toplum mühendisliği diye bir mühendislik bölümü hiç olmamıştır. Zannımca da hiç olmayacaktır. Fakat hiç bir mühendislik; toplumu böylesine de istismar etmemiştir. Nabız şeker ilişkisini gayet bilirler. Toplumun sinir uçlarını, kırmızı çizgilerini, hassasiyetlerini iyi bilir ona göre şerbet ayrlaması yaparlar. Sürekli kamuoyu yoklamalarıyla piyasaya sihirli iksirler sunmakta üstlerine yoktur. Toplum tepkisini bir nokta da toplayıp, fünyesi…
-
Öz eleştiri
Herkesin ağzında bir sakız vardı.Bunca yapılan zulme rağmen; bi öz eleştiri yapın diye! Arkadaş devlet denen mekanizma boğazımıza sarılmış; siz öz eleştiri diyorsunuz. Kesinlikle bu durumdaki bir canlıdan istenecek talep değildi. Biz soluğumuz kesildi diyorduk, onlar hala öz eleştiri diyorlardı. Ergenekon adı altında ülkenin paşalarını içeri attığımızdan, Muhtereme Türkan saylana yapılandan, Ali tatarın intiharından kendimizi…
-
Mutluluk
Bismillah; İnsan nasıl mutlu olur? Güldüğünde, çok iyi bir haber aldığında, zorlu bir sınavı başarıyla geçtiğinde, çok karlı bir iş yapıp, iyi para kazandığındamı? En kıyak marka bir arabaya sahip olduğundamı? Bu sorular elde edilecek poztif neticeli her iş için sorulabilir ve az çok doğruluk payı vardır. Fakat bu tür mutlulukların tamamı belli bir zaman…
-
Hayal
Hayaller kuruyorum başı boş, çaresiz; Hayallere tutunuyorum… Hayeller kuruyorum, hep olacakmış gibi; Hayallerle yaşıyorum… Hayallar kuruyorum, sevgi ve muhabbet kokan; Hayallerim beni ayakta tutan… Hayaller kuruyorum, yalnızlıktan,uykusuzluktan uzak; Hayallerim beni yaşatan… Hayaller kuruyorum, uçsuz, bucaksız; Hayallerime sınır koymadan… Hayaller kuruyorum; sıcak ekmek, soba olan; Hayallerim çok sıcak… Hayaller kuruyorum, hayallerimde bile hayallerim olan; Hayallerim beni,…
-
İkinci sene
Bismillah; Ayrılık çalmıştı yine kapımızı. Ayrılacaktım. İkinci ülke de olmamıştı. Herkes çıkıyordu zaten. Irak ta bizim için yeni vatan olabilme ihtimalini kaybetmişti. Halbuki Çad’ı bile vatan olarak kabul edebilecekken. Irak’tan da çıkyordum. Rota: İran. Bounes aires diye çıkıp; Amsterdamda inecektim. Neler öğretmişti yeni hayatımız bize. Eski hemşehrilerim ( yerköylüler) vuku bulma ihtimali binde bir olan…
-
Eskiden
Bismillah; Kışların, geceleri uzundur. Düşünceleri de bir o kadar boylu. Soğuktur geceler. Dıştan giyilenler ıstmaz onu; içi soğuktur. Gecelere sığmazdı, yırtardı. Bakmayın küçük bir kaba sıkıştırıldığına. Gece de yetmez, sabahtan ödünçler alınırdı. Asiydi, bir o kadar da yumuşak huylu. Kışların geceleri bile durduramazdı. Bakmayın şimdiki sessizliğine. Kader… Tutunurdu gecenin dikenli dallarına. Elindeki mendili tampon yapardı;…
-
Tekerrür
Bismillah; Tarihin tekerrür etmek gibi kötü bir huyu vardır. Ve insanlar; tekerrürüne sebebiyet verirler. Çünkü ibret gibi bir müessese çalışmamaktadır. Devri-daim yapar dünya. Ola gelen şeyler bir öncekinden çok farklı değildir. Dünyanın işleyiş şifresini çözen; işlerini, projelerini, hedeflerini, hayallerini gerçekleştirme kolaylığı yakalar. Hayat; ritim zikzaklarından oluşur. Bir aşağı, iki yukarı; iki aşağı bir yukarı. Kalp…
-
Doğruluk
Bismillah; Doğru incelir ama; kopmaz derdi, Babam. Doğruluk en büyük hazinedir diye de dillerde dolaşan kulakların aşina olduğu ama; çoğu insanın doğruluk samur kürk olsa üstüne giymekten kaçtığı bir meziyet. Halbuki çok sıradan bir şey olması gerekirken sanki herkeste bulunalbilmesi yüksek istidat isteyen durumdadır; doğruluk. Yalan kolay gelir insana. Söyler geçer. Bazıları da profosyoneldir. Ev…
-
Yalan
Bismillah; Cümlelerin içine saklanır yalanlar. Hiç farkında olmadan söyler gerçekleri. Karşıdakini inandırdığını zanneder yalancı. Yalanlar detaylarda saklıdır. Çünkü bir önceki dediğini; bir sonra ki yalanlar da farkında bile olmaz. Bana göre çok zor bir şeydir yalan. Çok iğrendirici. Çok adi bir haldir. Üç soruyu üç farklı zamanda sorsanız; alacağınız cevap hep birbirinden farklı olur. Az…
-
Öldük
Bismillah; Öldük… Evet; yaşanılan bu değişiklik ancak ölümle anlatılabilecek kadar benzerlik gösteriyor. Ölümü rivayetleden biliyoruz. Ruhun bedenden ayrılıp; mezarda başladığı haline kadar bildiğimiz, hayat mertebesinin değişimi. Bu; bildiğimiz ismiyle ölüm. Adının duyulması bile soğukluk ifade eden her nefsin tadacağı, ruhun dünyalık hayatındaki son durağı. Bizim halimizin tasviri, ölümle benzeşen tarafları; ölümün soğukluğu kadar soğuk olması,…
-
Sinan
Bismillah; Haftada bir aynı saat ve günde arardı. Geçen hafta arayamamıştı. Bu hafta yine aradı. Hal hatır derken; durumlar nasıl, dedi? Borsanın zikzakları gibi, dedim. Hayat böyle değilmi? Bir aşağı bir yukarı! Hem; hayatta olupta dertsiz olanmı var, dedi. Fakat eskiden de oluyordu ama; bunlar eskiden olanlara benzemiyor ki dedim, işi aymazlağa vurmak istercesine; gülerekten.…
-
Geceye
GECEYE… Anlatacakları olur insanın; Bulabilse dinleyecek birini, Söyleyecekleri olur insanın, Denk getirse anlayacak kalp erini. … Hep yarımmı kalmalı? Söylenmesi gerekenler; Boğazındamı düğümlenmeli, Söylenemeyen son kelimeler. … Elinde lamba, gündüz vakti, Adam arıyorum, adam diyen gibi, Yönelttik eldeki isbirtolu fitili, Bulunmadık, hint kumaşı gibi. … Söylemek te çare değildi, Suskunluğun en güzeline. Sukunet, huzur; nimetti,…
-
Hataları tecrübe
Bismillah; Hayatın tecrübe olduğuna inanan insanoğlu, tecrübe ederek öğrendiği aynı yanlışları yapmaktan hiç dur olmayarak; bedelini bir kez daha ödemek zorunda kaldığı hallere düçar olur. Bunu da hiç akıl etmiyormusunuz, veya hiç düşünmüyormusunuz diye, Kur’an da en çok tekrar edilen ayetlerin sanki kendisi için söylendiğini hiçe sayarak. Tecrübe edilerek öğrenilmiş bir hadiseyi; tekrardan tecrübe etmek…
-
Doktor
Bismillah; Vermek istemeseydi; istemek vermezdi. İsteyebilmek; Vermek isteyenin Rahmetinden mütevellit ortaya çıkar. İsteyebilmenin sonsuzluğu, Vermek isteyenin hazinesinin sonsuzluğunda saklanmıştır. Hayallerimizin ulaştığı her noktaya sahib olmak isteriz. İstemek sonsuzluktur; ve ruhun bedeni terkiyle; dünyalık arzu ve istekler son bulur. Harketlerimizi ve isteklerimizi belirlerken; bilerek ve isteyerek yaptıklarımızın yanı sıra, bilerek fakat istemeyerek yaptıklarımız da mevcuttur. Bazan…
-
Maddenin üç hali
Bismillah; Maddenin üç hali gibiyiz. Katı, sıvı, gaz. Katı halde ve metafizik gerilimini kaybetmeyenler şu anda içerde gün sayıp tahliye günlerini bekleyen; medresei yusufiyenin talebeleri. Sıvı halde bulunanlar; hali hazırda Türkiyede bulunup katılığını kaybetmiş, bir bidonun içinde ki su misali, her türlü çevre şartlarından, en küçük sallantıdan etkilenen konumunu belirleyememiş; içerde değil, toplumun irdeleyici bakışları…
-
Çare
ÇARE… Şafak sökecek ise; en nihayet; Belki yarın, ama mutlaka elbet, Beklenen gelecekse, vardır müddet; Çaremidir, sızlanıp,acılara tutunmak? … Çekilen kürekler, değildir boşa; Almasakta mesafe, çıkamasakta taşa, Elemli dertler gelse de başa, Çaremidir, azmi bırakıp, acılara tutunmak? … İçinden çıkılmaz haller olur, İrade aciz kalır, yolu bozulur; Ne yol yürülür, ne de yol bulunur, Çaremidir,…
-
Çocuk
ÇOCUK… Her şey vaktinde yaşanır çocuk; Dallar vaktinde meyveye durur, Vaktinde toplanır, vaktinde derilir; Yoksa yağmur vurur, güneş kavurur çocuk. … Her şey zamanında yaşanır çocuk; Gençken kaba sığılmaz, dağlara koşulur, İhtiyarlıkta bastona düşülür; Yoksa maskara olursun çocuk. … Her şey vaktinde güzeldir çocuk; Ataklık, çeviklik; asudedir gençlikte. Adımını atsan da olur, atmasanda, Başa bela…
-
Gerçek
GERÇEK… Gerçek nedir bilirmisin? Yaşadıklarının yanında; yaşayamadıklarındır. Hedefe koyup ulaşamadıkların, Ulaştıkların gerçek olmaktan çıkar. *** Varmak isteyip; varamadıkların, Arzu edip; yakalayamadıkların, Ele alıp, elde tuttukların, Gerçek olmaktan çıkar. *** Hayalini kurup, kurmaya muaffak olamadıkların, Almak isteyipte, hiç alamadıkların, Dokunmak isteyip dokunamadıkların; Dokundukların gerçek olmaktan çıkar. *** Gerçek olan, ulaşılamayandır her daim. Hayelleri süsler, içimdeki hayalim,…
-
Anlarsın
Anlarsın… Değişirmiş zamanla gayeler,hayaller; Kalem kırılırmış, dökülmeyince heceler. En son elde kalan çileler, Vakti gelip, başa düşünce anlarsın. … Tükenir parça, parça saniyler, Bozulur düzen; yelkovan, akreple küser; Tükenir varılmak istenen yerler, Vakti gelip, ömür bitince anlarsın. … Koşarsın ağyarın peşlerinden, Vazgeçersin herşeyinden, kalbinden; Elde kalanın bir hiç olduğunu, Dönüp kendine bakınca anlarsın…
-
Ahmet Altan’dan
Galipler bir bir silinirken tarih sayfalarından, biz kalırız; hep yenilenler kalır tarih’in tozlu raflarında. Düşüncelerim hayellerimi ezmiş, kızgınliığım kahkahalarımı boğmuştu. Acıdan kaçıyorsan mutlu olamazsın. Mutlu oluyorsan acı cekeceksin. İnsan sevdiğini söylemeli; bazan buna fırsat kalmayabilir. Anlaşma böyle; acı yoksa mutluluk yok! Mutluluk varsa acı var! Milyonlarca defa doğmasına rağmen her doğan gün yeni idi. Ve…
-
Büyüdük
BÜYÜDÜK Büyüyünce ne olcaksın diye sordular ilkin; Sanki söylemek istercesine, hayat tekin, Küçükken her şey kolaydı lakin, Büyüdükte ne oldu ki? … Day, day yap dediler; sakince, Harfleri öğrettiler; bu sesli, bu da sessizce, Haksızlığa baş kaldırdık çaresizce, Büyüdükte ne oldu ki? … Herkes gibi; Anam, Babamdı ilk muallimim, Doğruya; doğru, yanlışa yanlış dedim. Hak…
-
Motivasyon
Malumunuz insan gaz (motivasyon) ile çalışan bir varlık. Ya kendi kendine verir; ya da bir başkası tarafından motive edilir. Ben de her insan gibi, gaz ile çalışıyorum. Can dostum, güzel bir arkadaşım dedi ki; yazıların güzel; ama şiirlerin de hoş geliyor tınısı kulaklara. Bir kaç şiir karalasana. Ortalama bir insanın geleceği gazdan daha fazla etkilenen…
-
Yol..
Yolu kesilmiş seyyah gibiyim, Yerinde kala kalmış biriyim. Ne pusalam var, ne de ilmim, Yol verinde geçip, gideyim. … Bilmeye değil, tahmine kalmış; Sonucu hep hüsran olmuş, Zorlamayla bu güne gelmiş, Yol verinde geçip gideyim, … Kaçar gibi uzaklaşmışım geçmişten, Görünmeyen karanlık geleceğe, Bir el, bir umut aramışım derinlerden, Yol verinde geçip gideyim. … Sabahları…
-
Edep
EDEP… Gelir ilham; isteyip, beklemesen de; Anne karnında direnen yavru gibi, Direnirsin yazmaya, kalem körleşir, Çünkü can istemez, ağzı bıçak açmaz. *** Yazmaya, karalamaya çoktur sebep, Beklenenden ayrı olunca gelen, Parmaklar arasından kayar gider, Tutamazsın, şiir yazacak kalemi. *** Yola tek çıkılmaz anlarım, Kalırsada bana kalsın razıyım, Fakat; edep kalmadıysa nihayet, Yazmaya da, çizmeye de;…
-
Gurbet..
Gurbet Sebebi neymiş diye sorarlarsa bir gün! Gurbet deyin; geri kalanı anlar onlar. Çaresi yokmuymuş diye sorarlarsa bir gün! Toprak deyin; anlar geri kalanı onlar. *** Akıllarına gelir de sorarlarsa bir gün! Yüreği yanmış deyin, anlar onlar. Sabahları beklememiş deyin, Hepsini, her şeyi anlar onlar. *** Yokmuymuş kimsesi diye sorarlarsa bir gün! Yokmuş, bulamamış deyin,…
-
Mey
MEY Oldunuzmu hiç, mey alıp demlenenlerin masasında, İçleri, dışları birdir onların; Yalana gerek yoktur, yalan söyleyecek akıl yoktur, Yalan zeka işidir, doğru cesaret. *** Dünyanın verdiği acıyı, aklı uzaklaştırmakta bulurlar, Akıl hiledir, kendinden gerçekleri saklar. İki ciğeri yanıktır doğrudan yana olan, Ya delidir söyleyen, ya da sarhoş. *** Akıl başta oldumu, doğru ulaşamaz dile, Doğruyu…
-
Dost
DOST… Uzanınca tutabildiğim dostlarım vardı benim. Yoklukları derin, varlıklarına sevindiğim: Merhabaları çok kuvvetli dostlarım vardı benim, Hadi dendiğinde! nereye demeyen dostlarım. *** Bakınca; konuştuğum, susunca; anlaştığım. Kelimelerle değil, ruhumla sevdiğim. Derdimi; dertleri, dertlerini; dert bildiğim. Hadi dendiğinde! tamam diyen dostlarım. *** Bir anlık sevmedim ki ben, onları; Dünya gibi; satayım dostlarımı. Dostum demişsem; dostumdur, Hadi…
-
Hali pür melalim
HAL-i PÜR MELALİM… Köhne yerlerde ki göz yaşlarımı görmeyenler; Yüzümdeki tebessümü gerçek zannediyorlar. İçime akan damlalardan haberi olmayanlar; Halinde ne var; diyerek sitemde bulunuyorlar. *** Sabır deyince aklıma Eyup geliyor. Kalbine, diline gelene kadar ettiği sabır; Naçarlıktan değil gerçekten, etmeliyim ben de, Eyub’un ki kadar değilse de, olabildiğince. *** Biraz, dara düştümü başımız, Hayallerimiz, düşlerimiz…
-
Öyle
UNUTMADIK… Ne eylüle darıldık Ne nisana kırıldık Dünyanın gülen yüzüne aldanmadık Kalleşliğine de hiç bozulmadık *** Çıktığımız yoldan utanmadık, Dönmeyi de hiç düşünmedik, Arkada bıraktıklarımızı hiç unutmadık, Başta sözümüz ne ise; sonuna kadar savunduk. *** Ağyara dert anlatmadık, Varsa derdimiz; Dost bildiklerimizle paylaştık. Dost olmayana yok bir sözümüz. *** Olsa da mutluluk vermekti derdimiz! Verdi…
-
Yordun..
YORDUN… Yoruldum demek istemem ama; Yordun be hayat. Dikilir, doğrulurum amma; Çok yük vurdun sırtıma. *** Güçsüz olduğum günler oldu ama; Çaresiz kaldığımı hatırlamam. Pek biçare bıraktın be hayat, Çok acı hatıralar… *** Üç kere nefes alır, Dikilirdim geri ayağa. Şimdi soluk, soluğa kalıyorum, Doğrultturmadın belimizi be hayat. *** Mücadele değil, hedefsizlik yoruyor. Akılsızlık değil,…
-
Birikti
Bismillah; Çocukken kibrit kabı, gazoz kapağı biriktirirdik. Bilyelerimiz olurdu. Baktıkça, üttükçe haz aldığımız. Severdik biriktirmeyi. Doymayan göz kemiğinin hikayesi gibi. Çocukça şeyler biriktirir, saklardık. Büyüdükçe değişen biriktirme arzusunun yerlerini yeni şetler almaya başladı. Onları biriktirmeye başladık. Yaş ilerledikçe biriktirdiğimiz şeyler her heçen gün değişmeye başladı. Çocukken biriktirdiğimiz, biriktirdikçe hazzını aldığımız maddelerin yerlerini
-
ANAM
Anam Bir telefon gelir, Otuz saniye sürer, Annem der, Arkasını getiremez. Bakışların bulanır, Kanın donar. Boğazın düğümlenir, Bağırsan sesini kim duyar, Sesin; içinde kaybolur, Yutkunamazsın. Baka kalırsın, Her şey bir anda donar, Her taraf karanlık olur. Bağırsan, ağlasan kim duyar? Anam der; Arkasını getiremez. Anaaam dersin, Arkasından içine atarsın hıçkırıklarını, Yalnız kalınca başlarsın, İçine gömdüğün…
-
Hisse
TECRÜBE… Hissesi kadar anlarmış herkes, Anlatılandan, payı kadar. Hayat anlatırmış, olup biteni, Anlayasın diye tane, tane. *** Yokmuş ilk ile son ders arasında fark; Hedef sadece kendini tanımak. Alırmışsın hisseni, kendini tanıdıkça; Hayatın sana anlattıklarından. *** Tane, tane; yudum, yudum öğrenirmişsin, İçtikçe tecrübe zehrinden. Boynuna takılan bir ip gibiymiş hayat, Çektikçe bağazını sıkan. *** Her…
-
Bir gün
BİR GÜN… Olurda bir gün dönersem memlekete; Bunca zaman ne yaptın oralarda, Sorup ta cevabını beklerseniz eğer, Hikaye çok uzun, sabır ister dinlemek. *** Hangisini anlatsam, hangisinden başlasam bilemem, Dört sene oldu, daha kaç dört sene olacak kestiremem, Çad’dan başlasam, Irak’ı anlatsam, Bişkek, Tahran, gaundre desem, Hollanda çok uzun olacak; sabır ister dinlemek. *** Diz,…
-
Hayat
HAYAT… Sizin, kitaplardan okuduğunuz, Filimlerden izlediğiniz, Hayatları yaşıyoruz. Her sayfası yürekleri ağıza getiren; Her sahnesi ne olcak dedirten. *** Sizin, hayallerinize sığdıramayacağınız bir dünyayı yaşıyoruz. Renklerin, tonların birbirine karıştığı, Ağaçların yere doğru büyüdüğü, Yaşlıların, çocuk; çocukların yaşlı olduğu, Hayallere sığdıramayacağınız hayatlar. *** Yerinden koparılmış filizin şitillerinin altından sallandığı, Rüzgara, kara, borana o haliyle kafa tutan,…
-
Üç Gün
ÜÇ GÜN… Ağlatacaksın biliyorum, Gelirken; daha ilk gözümü açtığım da; Ağlatmıştın,. Ağlatacaklarım sanki ilerde der gibi. Bu günler belki daha iyi günlerimiz? *** Güldürdüğün günler de oldu inkar etmem. Lakin, garibe verilen peynirli dürüm gibi, İki lokma veriyon , kafamıza da yumruğunan vuruyon. Az güldürüyon ama, gözden yaş ta getiriyon. *** Küçükken diz kanar, baş…
-
Acı..
ACI.. İnsan çektiği acılardan zevk alır mı? Örümcek ağına dolanır dibi dolandım. Soluğum kesildi, ses çıkarmadım. Acılarım benimdi, zevk aldıkça yandım. *** Tolstoy’un yanında ki Gorki olamazdım. Ne de Hz. Muhammed’in yanında ki Ebu Bekir. Tepeler yüksekti, hem de kebir, Yandıkça, yanmada buldum huzuru. *** Her mahzun gönül yakar yüreğimi, Öyle bakıpta gidemem, Her kırık…
-
Keşke..
Keşke… Dünyanın adını beklemek koysalardı keşke. Beklemeyi bilmeyen, öğrenemez deslerdi keşke. Beklemek; öğrenmenin, sonsuzluğun adı olsaydı keşke. Keşkelerin sonu da olmasaydı keşke. *** Dünyanın adını sevme koysalardı keşke, Sevmeyenin, dünyayı anlayamacağını söyleselerdi keşke, Sevmenin; dünyanın mayesi olduğunu söyleselerdi keşke, Sevmenin de sonu olmasaydı keşke. *** Acı, çile koymasalardı yalan dünyanın adını keşke, Her şeye üzülmeseydik…
-
Çile..
ÇİLE… Garibi dert yazdırır, çile söyletir. Çocuklar gibiyiz tutmuyor dizlerimiz, Ne dinleyen anlıyor bizi, Ne de eski dost bildiklerimiz. *** Söylesen kim anlar, kim dinler, Söylemesen gönül ferman dinlemez. Söyleyeceklerin oluyor hem bu güne, Hem de bu günden sonra geleceklere. *** Çilesizin harcı değildir; Ne söylemek, ne de yazmak; Yazarsa dert sahibi yazar, Söylerse; çile…
-
Tercih..
TERCİH… Seçtiklerin, senin seçimin değildir; İnsan, en yakınında ki hayatı yaşar. Kim, senin hayatına dokunacak seçemezsin, En yakınında kim varsa; o dokunur hayatına. *** Her bakan, baktığını göremez, Görenlerin çoğu anlayamaz. Hiç bir tercih sana ait değildir Fakat; yaşayan sensin. *** Uzaktakiler, uzakta kalır hep, Hayatın sana verdikleridir elinde kalan; Yol bazan uzundur, bazan kısa;…
-
Corona
PARA, EKONOMİ, CORONA… Mel Gibson’un bir film var. Jullia Roberts’la oynadığı. Komplo teorisi. Dışardan bakıldığında; adam biraz kaçık, biraz paronayak bir tip. Ve, her taşın altında komplo arayan bir yapısı var. Film’in sonuna kadar hep bir vehim olarak sunulan saplantılar, film’in sonunda, FBI baskınıyla, kaldığı yeri terk ederken, ateşe vererek ayrılan Gibson’un bütün teorileri gerçekle…
-
Ev..
EV… Anlarım, anlatamam. Bilirim ama; yazamam. Korkarım; yalnız kalmaktan, Hayallerimde bile olsa, Yaşamak istemem yalnızlığı. İsterim, bir kırık dilekçe gibi, Dökeyim meramımı. Endişe kaplar içimi, Sonu yine hüsransa diye! Evler görürüm, evde görürüm, Dili bağlanır kalbimln, Ucu kırlır kalemimin. Bilirim, anlarım; Ama; yazamam. Zihnim bulanır, Beynim lime, lime olur. Varmaz elim, Paslanmış kalemin, Tozlu tahtasına.…
-
Söz
SÖZ… Her söz bir mana barındır, Bazan tatlı, bazan acıdır, Anlaşılmazı kılar anlaşılır, Kılıçtan keskindir söz. *** Yaydan çıkmış ok gibidir, Susmak, söylemekten yeğdir, İlla söylemekse niyetin, Bilesin; kurşundan ağırdır söz. *** Çok söz kafa bulandırır, Sözün kısası makbul olandır, Ağızdan çıktımı dönmez geriye; En ağır yaradan daha çok acıtır. *** Söylemek istediklerini anlatır, Bazan…
-
Tedbir
TEDBİR… Ağız, iki kere yanınca sütten, Yaşayınca en ağır tecrübeleri dipten, Sıcak geliyor yoğurt, sütten; Tedbir diye bir ses geliyor, bilinmezden! *** Bilinmeze salınır mesajlar, Kim bakar, kim karşılar? Korkutuyor insanı olmuşlar, olacaklar; Temkin diye bir ikaz geliyor, bilinmezden! *** Varsa denilecek bir şey, Bir, ben derim; bir de sen deyi ver. Bildiğim benim bu…
-
Ulu çınar
ULU ÇINAR… Rüyasında görüyor insan, Her baktığında gördüğünü, Bir daha göremeyeceğini! Sabah bakıyor, Her gün görünen, Bu gün görünmüyor! Bir sabah, evinizin önünde ki; Selam verdiğiniz, Ulu çınar yok! Gece ansızın kaldırmışlar. Ya da; Ulu çınar, Kendi gitmiş! Ya toprağını beğenmemiş, Ya da beni! Bilseydi aslında, Ulu çınar; Ne kadar sevildiğini! Etmezdi terk, Ne toprağını,…
-
Uyku
UYKU… Uyumak istiyorum. Kalkmak istemezcesine, Uyanmazcasına. Düşüncelerden, düşünmekten arınırcasına. Kaçarcasına! Yalnızca, yalnız başına, Uyumak istiyorum, Dinlenircesine, dinlenebilircesine, İstercesine, Beynine dur dercesine, Kalbini yavaşlatırcasına, Zamanı durdururcasına, Heycanını bastırırcasına, Kimseyi duymadan, Uyumak istiyorum. Cevabını bulamadığım soruları Unuturcasına, Kendini boşluğa bırakırcasına, Gökyüzünde uçarcasına, Bir kuş özgürlüğünde, Kanat çırparcasına, Kör kurşunlara gelmeden, Süzülürcesine, Uyumak istiyorum. Rahatlarcasına, rahatlayabilircesine, Kafayı dağıtırcasına,…
-
Teşekkür
Teşekkür. Umudun, umutsuzluğa doğru yol aldığı anda geliyor; insanı umuda sürükleyen umut dolu dönüş. Döndüğünü, geldiğini görmek insanı mutlu ediyor. Sen de canlısın, senin de merhmetin var; ne olursa, olsun bir canlının üzüldüğüne dayanamazsın. İnsan çözemediği, çözümleyemediği hadiseler karşısında; sıyırmanın virajlı uçurumlarından slalom yaparak geçiyor. Uçuruma yuvarlanmak; saniyenin onda birine, metrenin de yüzde birine düşüyor.…
-
Mukabele
Her kavram şahsına münhasır değer içerir. Somut bir kavram ile soyut bir kavramın karşılaştırlması ve mukayesesi mümkün değildir. Vakit kavramının nakit kavramıyla bir araya gelmesi sadece kafiyeden ibarettir… Hayat; insan haricinde ki tüm canlılara öğrenme ihtiyacı olmadan sunulmakta. İnsan; öğrendiği her şeyin bedelini ödemek zorunda kalarak öğrenmekte. Burda öğrendiklerinin (uyguladıklarının) mutlak surette ödemesi de olacaktır……
-
Aile ve çocuk
Aile ve çocuk; İnsan ırkının en kutsal kurumu; Aile. Aile olgusunu birbirine yaklaştırıp, onu bir bütün haline getiren mahsul; çocuk. Aile fertleri arasında ki en kuvvetli yapıştırıcı. Ebeveynleri, birbirine ayrılmaz halatlarla bağlayan en kuvvetli istinad noktası. Sebeb-i mutluluk, hane-i sürur, gaye-i hayal; ana-baba’nın yaşam veya bir arada kalabilme nedenleri. Sahib-i çocuk annedir. Baba; bu noktada…
-
Anlatılan
Umudu anlatmışsın. Umutların tükenmeye yüz tuttuğu; karanlığa gömülmüş günlerde. Canlanmayı, tekrardan dallarda çiçekler açmayı; kar’ın, tufan’ın göz açtırmadığı soğuk karanlık gecelerde. Ayağa kalkıp silkinmeyi göstermişsin; kurumuş dalda açan yaprağın gayretinde. Daha bitmediğini göstermişsin; ulaşılması gereken yerlere ulaşılınca yapılması gerekenleri. Umut, inanç aşılamışsın; kurumuş bir tahtadan yaprağın fışkırdığını gördüğün anda. Toprağı anlatmışsın; suyla buşunca nasıl da…
-
Tükeneceğiz
ÖYLESİNE… Eskiden işlerimiz rakamlarla, sayılarlaydı. Şimdi; harflerle, kelimelerle, şiirlerle. Vazgeçebilmeleri öğrendik; Harflerin arasına saklanmış sırlı dünyalarda. Vazgeçemediklerimizi hatırladıkça; Mahsun, utangaç bir tebessüm çöktü dudaklarımıza. Seslerinin rengini unuttuğumuz simalar kaldı hatırımızda, Unutamadıklarımızın yanında! Kaçarcasına, yaklaştığımız; Mavi, turuncu hülyalarda. Saklandık, denizin dalgası gibi, Üstümüze gelen kelimelerden. Boğulacak gibi olduk; söyleyemediklerimizden. Bir kapı aralandı ötelerden, Gözlerimiz kör oldu,…
-
Baba ve kızı
Baba ve kızı; Birbirlerine en yakın iki varlık. Biri sevgiye olan ihtiyacını karşılarken, diğeri sevilmenin. Biri koruma güdüsünün verdiği dürtüyle hareket ederken; diğeri korunma ihtiyacının. Sonrasında birbirlerine karşı oluşan sınırsız muhabbet. Kızı olmayan baba; evlat sevgisinden mahrum. Babasız büyüyen bir kız; herşeyden! Babalar; kızların herşeyidir. Kızlar da, babaların. Sevginin, sevilmenin nüvesini babasında görür kız çocukları.…
-
Ses
SES… Sesler karışır, gökyüzünün berrak maviliğine, Bulutlar karşılar; yağmura durmuş beyazlıklarıyla, Çarpar birbirine şimşeklerin sertliğinde, Sesler duyarım, sakin, solgun kendi halinde. *** Sesler ulaşır; ulaşacak sahile, Denizin suyunda, ulaşmış saflığına Karışır incelmiş kumun benliğine, Sesler duyarım; kimsenin duymadığı. *** Sesler varır, varacağa yere, Duyulur hece, hece; Dinlerim sesleri delirmişcesine, Sesler duyarım; en derin sessizlikte.
-
Tecrübe
Tecrübe; Kaç yaşındasın? sen derdi, babam. Biraz haşin, biraz da bir şeyler öğretmek istercesine sempatik bir tavırla. Ben; 24 derdim. Babam; senin tam iki katı yaş tecrübem var, sıpa derdi. Sempatik tavrını biraz daha ortaya koyaraktan. Tecrübe yaşanmışlıklardı. Parayla alınamazdı. Para kaybı olurdu fakat; paranın karşılığında alınan bir şey değildi. Yaşamak gerekirdi, öğrenmek için. Ya…
-
21 Nisan
SUSMAK… Rüyalaramıza giren hayallerimiz oldu, Gerçekleşmese de, gerçek gibiydiler. Güftesi yarım kalmış şarkılar gibi; Kimse bir şey anlamadı. Tamamlanmadan okundular. Susmuş gibi yaparsın, ya da susarsın; Tamama ermemiş bir şarkının; Notasız, güftesisin sen. Tınılar gökyüzüne ulaşır, Sen; peşine düşersin sonsuzluğun. Aramaktan maksat, bulmaktır; Heyhat; bulunmaz aradıkların. Susmanın ruh azizliğini yaşarsın, Sade, kolay ve huzur dolu;…
-
Canan
İhtiyaç hisseder insan, Açlığı, susuzluğu hissettiği gibi, Sevgisini verebileceği bir can. Bir çiçeğe vurulur bazan, Bazan de bir kediye. İhiyiyaç hisseder insan, İçinde kördüğüm olan, Volkan gibi kabaran, Sevgisini aktaracağı bir can. Bazan bir kuzu olur, Bazan da bir insan. İhtiyaç hisseder insan, Bulunduğu için, içinde bir can, Dolaştığından damarlarında kan, Sevgisini göstereceği bir zaman,…
-
Umut
UMUT… Korumak isterim içimde ki umudu, Her ne kadar gün be gün solmaya yüz tutsa da, Gelene sabır, olana şükür şiarım olsa da, Bir gerçek var; insan olduğum, o da. * Elimi atıpta, elime gelmeyen kalmadı, Gayret deyip; her hamlemde, Varmak istedikçe hedefe, Sarp yokuşlar çıktı, vardırmamak için selamete. * Dost değildi bivefa, zaman dost…
-
Sen bilin
Babam, ” sen bilin deyince değirmende döğüş olmaz” derdi. Şöyle yorardım kendimce hadiseyi: eskiden insanların (özellikle köyde yaşayanların) hayatında önemli bir yer tutmaktadır değirmen. İnsanlar harmanlarını kaldırıp; akabinde en önemli ihtiyaç gıda maddeleri olan unlarını elde etmek için, buğdaylarını öğütmeye değirmene giderler. Bütün köylü kesimi hep bir anda değirmene doluştuğundan, buğdayı öğütüp un’u almak bir…
-
Unutmak
Bismillah; Ben de isterdim normal bir insan gibi emekli olup hayatımı öyle devam ettirmek. Fakat nasip olmadı derken; mahsun bir tebessüm çöküyordu çehresine. Bunları unutmak; ömrümüzün sonuna kadar mümkün değil derken, tebessüm değil acı çöküyordu göz bebeklerine. Susuyor veya susmaya çalışıyordu. Söyleyeceklerini kendi bile kaldıramıyordu anlaşılan. Söyleyince, hafiflemiyordu da. Söylememeyi tercih ediyordu. Belki ağlamak istiyordu…
-
Hile ve İngiliz
Bismillah; Dünya’nın en azılı pazarlama politikasına sahiptir İngilizler. Eğer, cent miktarı menfaatleri varsa; dünyayı yakmaktan bir lahza üzüntü ve elem duymadan gerçekleştirirler. Hile ve entirika onların bahçelerinde yetişmiş en köklü ağaçtır. Bir kızıldereli atasözünde“eğer bir derede kavga eden iki balık gördüyseniz, ordan mutlaka uzun bacaklı bir ingiliz geçmiş demektir” sözü, Amerikanın batı avrupalaştırılması adına yapılan…
-
Eğitim ve ceza
Eğitim ve Ceza; Ceza; bir eğitim yöntemidir. Marifet, iltifata tabi olduğu kadar; hata da, cezaya matuftur. Sanatçı gösterdiği marifet karşısında alkış, iyi bir not alan öğrenci taltıf bekler. Aksi durumda ise; seyirci yuhlar veya öğrenci tenkitle karşılaşır. Verilecek olan tepki insani olarak ortaya konulur. Bir ferdi yetiştirirken; ebeveyn vereceği tepkileri marifet veya hata eksenli dizayn…
-
Rüya
RÜYA… İki hayat yaşıyorum. Ya birincisi rüyaydı, Ya da şimdi? Hayat zaten rüya, Diyenleri duyumsuyorum. Gerçeğin kendisidir hayat, Sadece kısa ve geçici. Gerçek olmasaydı, Hissetmezdim yaşadıklarımı. Gülmez, sevinmez, Ya da ağlatmazdı yaşadıklarım. Yaşarken geçici gerçeği, Verdiği derdi, kederi, elemi, Hissetmezdim mutluluğu,zevki, sevmeyi. Hayatımın ikinci kesitini yaşıyorum. Farklı, benzeşmez, ayrı. Ya bu gerçek değil, Ya da…
-
Vakit
Her hadise; vaktine ait dönemde haml vazifesini gerçekleştirir. Vakti gelmeyen hiç bir olay, zamanından evvel vuku bulmaz. Sabır; işin vaktini bekeyebilmek konusunda gösterilecek aksiyona yardımcı olur. Vakti beklemek, sabır azığını almayan insanların alabileceği bir yol değildir. Memlekette bir Ekrem Saltabaş abim vardı, her hadiseye böyle yaklaşırdı;”vakti gelmemiş kardeş”derdi. Ben de öyle diyorum: vakti gelmemiş…
-
Düşünce ve fikir
Düşünce ve Fikir; İnsan beyninin, iddaya göre yüzde beş’ini kullanmaktadır. Kullanılan bu yüzde beşlik kısımla da; dünyaya ait hayatını idame edip gitmektedir. Bazılarımızda bu oran diğerlerine göre farklılık veya fazlalık gösterse de. Akıl denen ve sadece insanda bulunan melekesinin de burda olduğu tahmin edilmektedir. Aklın vazifesi de düşünüp karar verebilme kabiliyetini kullanarak, düşünce ve fikir…
-
Empati
EMPATİ… Dara düşmeyen bilmez, Dardakinin halini, Düşmeseydik dara; Anlarmıydık dardakileri acaba? * Yapıyoruz şimdi empati, Olmasaydı kapımızda, Kar, boran, dipi; Takarmıydık boynumuza, Aynı ipi? ** Gelmeyene kadar bilmedik, Etmişlerdi milleti delik, deşik Ebed, müddet devlet dedik, Sonunda aynı duruma: biz de geldik. *** Kutsal olan insandı bilemedik, İnsandan gayri her şeye değer verdik, Betonu, taşı…
-
Arıza
Sürdüğüm araba arızalandı ve yolun ortasında kala kaldım. Hemde bunu gün içinde iki defa yaptı. Herkesler gitti ben; malesef. Azer bülbül’den dardayım et aney, aney’i çağıra çağıra söylemem içten bile değildi. Sinyalleri bile çalışmadığından dolayı arka tarafına reflektör koymak zorunda kaldım. Ahmet kaya’dan “Bir ben, bir ben kaldım tenhasında Gecenin, avutulmamış ben Bir ben, bir…
-
Dördüncü senem
Dördüncü senem… Evet. Dört sene oldu. Sadece seneleri sayıyorum. Beklenti ve beklemekle geçen dört sene. Hayatın, bizi karşılaştıracağı nasipleri bekleyerek, eskiye duyulan hasretle geçen. Ve daha ne kadar süreceğinin belirsizliği içinde geçen dört sene. Ben çıkarken çocuk olan kızların; gelin, erkeklerin; damat olduğu zaman mefhumu. Çıkışımda ki sosyoekonomik durumumla, bugün ki arasında oluşan değişikliği yaşadığım…
-
Ölmedim
Günde beşyüz defa öldüm. Küllerimden yeniden doğdum. Yaşamaktan vazgeçmedim anne. Günde bin defa öldüm. Gayretimden, mücadelemden yeniden doğdum. Yaşmaktan vazgeçmedim anne. Her nefesimde sesizce öldüm. Hedeflerim için yeniden doğdum. Yaşamaktan vazgeçmedim anne.
-
Olamadım
OLAMADIM Kelimeler çaresiz, Harfler şaşkın, Duygular karmaşık, Ne olmayı bildim, Ne de yok olmayı. * Eskiden kalan, eskimeyen hatıralar, Düşündükçe çiğer yakan, Kalbi sızlatan, Ne unuttum, Ne de onlar beni unuttu. * Çıra gibiydim, İlk ateşi tutuşturan, Ateş yansın diye, Kendini yakan, Ne yana bildim, Ne de yakabildim…
-
İNSAN
İNSAN… Kimisi ruhuna dokunur, Kimisi sinir uçlarına, Dokunduğun her insan; Mutlak surette dokunur sana. * Bazısı anlar seni, Bazısını sen anlarsın, Bazısı anlatmaz kendini, Bazısına sen anlatırsın, seni. * Varlıkların en bilinmezidir insan, Taşır yüreğinde bir ruh, bir de can. Kanat takıp uçar bazan, Ufukların en bilinmezine. * Hoyrattır, acımasızdır bazısı, Bazısı olabildiğince insan. İstesende,…
-
GÖKHAN
GÖKHAN; 2013’ün sonuna doğru gelmişti. Kalıbı da, gönlü de çok büyüktü. Görebileceğiniz en mütebessim çehresiyle; enerjinin en yüksek pozitif yüklemesini yapardı. İçi yanardı, ama dışına yansıyan yüzünden eksik olmayan tebessümüydü. İki senden biraz fazla teşriki mesaimiz oldu. Fakat kimseyi incittiğine şahit olmadım. Eve gitmek diye bir adeti yoktu. Gecenin bir yarısına kadar herkesle uğraşır, sabah…
-
Kim, kim ki?
KİM, KİM Kİ ??? Yanımda beraber seyehat ettiğim can yoldaşıma; -her dönemde insan’ın istismar edilip, bir şekilde aldatıldığı vaki dir, fakat; herhalde bu dönemde ki kadar hiç olmamıştır, deyiverdim. Bana dönüp gözlerim’in içine bakarak, niye söyledin ki şimdi sen bunu diye sordu, gözleriyle? Ben, devam ettim yine de. Televizyon, gazete derken bir de insan üzerinde…
-
PİYADE
Bizler birer piyadeyiz. Tankların yanında önünde veya arkasında harp meydanlarına sürülen. Tankları bedenleriyle korumaya almış yürüyen cenazeler. Demir parçasından daha sağlam ve ölmeye daha hazır. Savaş’ın en çabuk vazgeçileni. Siperlerin dolgu malzemesi. Cephelerin yutmak için aşk ve şehvetle beklediği soğuk, yalnız bedenler. Ölüm’ün yanık kokusunu sürekli burnunda hisseden piyade. Yaşamaktan çok ölüme yakın…
-
Olduğu gibi
Olmak istediğini olamayınca, olmuş olduğundan uzaklaşmak istiyorsun. Olmasını istediğin olmadığından, bir kaç beden küçük gelen elbisenin verdiği rahatsızlıkla, iki de bir gömleğin üst düğmesini açmak zorunda kalıyorsun. Olduğun sıkıyor. Açılan her düğme biraz daha çıplaklaştırıyor. Beden elbiseyle güzeldir. Üste alınan her vasıf; elbisedir. İstemeden, uymayan bir elbiseyi giymek ne kadar yakışıksız gösterir insanı. Veya olduğundan…
-
Ramazan
Ramazan’ın mutlaka maneviyatı var. Atmosferi kesinlikle farklı. Ama; benim bahse konu edeceğim baba evinde geçirdiğim, hatırladıkça başka hiç bir ramazan’ın gününü hatırlamadığım ramazanlar. Salataların marulla yapılıp, anam’ın iktisatla döktüğü zeytinyağını babam’ın alıp ta boca ettiği salatalar. Pide ile banak yapılıp yenmesi ne kadar tatlı olurdu. Hele bir de çorba tarhana(yoğurtlu olana deriz) ise daha başlamadan…
-
Ülkem ve İnsanları
En iyi, en güzel, en anlamlı, en büyütülesi, en gerçekçi ve en çok ben severim. Benim sevdiğim gibi kimse sevemez! En iyi ben kollarım. Siz ne anlarsınız sevmekten. Kimseyle paylaşamayacak kadar çok sever; başkaları sahiplenmesin diye çekiştirirken; sağını solunu kopartacak kadar. Herkes bir yol tutar sevgisini göstermek için. Kimi bombalar yağdırır emperyal güçlerin üstüne; neticesi…
-
…
Cümle, bir yerlere ulaşamayıp yolda kaldığında, mantıklı bir açıklamayla son bulmadığında, karşıdakine veya kendine teskin edici bir cümle oluşturmak gerektiğinde, hadisenin tamama ermediğini belirtmek için, çaresizce, kader’e taş atmamak, her şeyden önemlisi hayat’ın hâlâ devam ettiğini; bir şeklide senin de devam etmen gerektiğini belirtmek için kullanılan son söz” HAYIRLISI”… Sadece bunu diyebiliyorsun veya bunu diyebiliyorlar…
-
HEDİYE
Yeni bir kitaba başlayamamıştım. Dilim ile damağım’ın arasında bıraktığı tadı başka bir kitapta bir türlü bulamıyor, başladığım bütün kitapları yarım bırakıyordum. Çok etkilemişti “Anna Karanina”. Roman sona yaklaşırken, bitmesini istemeden fakat; sonunda ne olacağını merek ederek, ürkek duygularla, her an yeni bir sarsıntıyla okuyucuyu sallayan yazar’ın ne yapacağının belirsizliği içinde “Anna’nın, Vronski’ye ömrünün sonuna kadar…
-
TÜRK MİLLETİ
TÜRK MİLLETİ !!! Coğrafya bir kaderdir! Kimse milletini veya ülkesini seçemez. Herkes inancına göre bu kaideyi kabullenir. Budist’i, hırıstıyan’ı, mecusu’si, yahudi’si,ateist’i, müslüman’ı vb… Din’inini seçebilir, ailen’den, akrabalarından memnun değilsen yeni çevre oluşturabilir, hayatına dair her türlü değişikliği yapabilirsin. Beğenmemeye başladığın elbiseni bir daha giymez, eskiyen ayakkabını değiştirebilirsin. Sana yamuk yapan arkadaşını bir kalemde silebilir bir…
-
Uhde
İçimin bir ukdesi de futbolcu olmaktı. Günde üç vakit top oynardım.Yenilgiye asla dayanamazdım. Yenildiğimde hırsımdan ağlar, özverili oynadıklarına inanmadığım takım arkadaşlarımla kavga ederdim. Ya Platini olurdum ya da Maradona. Sol vurduğumda Maradona mükemmel vurdu ve goool diye; sol vurursam Platiniden enfes bir gol diye kendime Ercan Taner lik yapardım. Hasta halimle top oynarken 9’a bir…
-
Serzeniş
SERZENİŞ… Gök yüzünde ki yıldızlar. Böyle dostluk mu olur? Ya siz, bana küsün; ya da ben, size. Uzaktan uzağa gönül şen mi olur? Kim demişse gönlünde hissediyorsan mesafenin bir önemi yoktur; boş konuşmuştur. Mesafe acı verir, ızdırap. Ya siz, bana gelin; ya da ben size. Geceler yol gösterir bana, siz gün ışığında gelin. Ben sizi…
-
TOY
TOY… Yirmi dört sene evvel yine böyle bir sabah, ülkeler değiştirerek gelmiştim, Abim’in düğününe. Bu gün yine yolculuk var bir düğün için. Enes evleniyor… Babam’ın iki numaralı torunu, Abim’in bir numaralı oğlu. Yeğenlerim arasında izdavacına şahit olacağım ilk şahıs. Abim’in düğününe Kırgızistan’dan gelmiştim. Bir daha dönmeyeceğimi kimseye söylemeden. Bir daha dönemeyeceğimi bildiğim Türkiyeden çıktığım da…
-
Değişim
DEĞİŞİM… Saat, saat; gün, gün değişiyoruz. Fikirlerimiz, görüşlerimiz, bakış açımız. Anlayışımız, anlamlandığımız bütün olgularımız değişiyor, değişime uğruyor. Değer verdiklerimiz, değerlerimiz başklaşıp farklı hallere evriliyor. Sabit kalmıyoruz. Akar su gibiyiz. Bazan bir taşın vereceği çarpma etksiyle hem parçalanıyor, hem de yükseliyoruz. Kıvrılıyoruz bazan, olmaz ama bazan da yokuş çıkıyoruz. Su misaliyiz. Köpürüyoruz bazan. Bazan da sakin,…
-
Asi
Asi… Başına buyruktur, Gem taktırmaz kendine, Ne köşesine yaklaşabilirsin, Ne de semtine. Derdi varsa, Sadece der kendine, Ruhu asi, Hâlini sorman bana. Ne durağı vardır, Ne durdurağı, İsterse yürür, İstemezse…
-
Tahlil
TAHLİL… Bu toprakların insanları duygularından, hislerinden arındırılmış. İşlerine ve hayatlarına hislerini karıştırmıyorlar. Hayatın tamamına bir vazife anlayışıyla yaklaşıyorlar. Ve herkes üzerine düşeni yapmak zorunda olduğundan dolayı; kimse, kimseye müsamaha göstermiyor. Herkes; vazifesini, görevini veya üzerine düşen yükümlülüğünü en iyi şekilde yerine getirmek zorunda. Yoksa, tenkit veya ihtarla karşılaşıyorlar. İlerlemenin mihenk noktası olarak kabul edilen sanayi…
-
Telkin
TELKİN… Halden anlayan tarafından yapıldığında; onarıcı, yapıcı etkisi olan, kaba ruhlar tarafından yapıldığında incitici olmaktan öteye gitmeyen sözlü ikaz…
-
Kader-Gayret
KADER, GAYRETE AŞIKTIR… Bir yerde hareket başlamışsa; orda değişim kaçınılmazdır. Pozitif veya negatif mutlak surette bir neticeye gebedir. Süreklilik ve plan; neticenin hedeflenen olması yönünde insanın önünü açar. Ortaya çıkan bir enerjinin, hiç bir surette dünya üzerinde kaybı söz konusu değildir. Ortaya konulmuş bir enerji varsa, hedeflenen olur veya olmaz, ama; mutlaka bir sonucu vardır.…
-
Bardağın dolu
BARDAĞIN DOLU TARAFI… Optimistler mi böyle bakar yoksa polyana bir optimist miydi veya bardağın dolu tarafını görmek iyimserlik mi? Peki boş olan taraf gerçek değil mi? Her ikisi de kişinin hayat felsefesini yansıtır. Ve her ikisi de gerçeğin kendisi. Yazmak bir ihtiyaç mı? Nefes almak gibi mi? Yazmasan olmaz mı? Eksik mi kalırsın? Eksik kalmazsın…
-
GÖÇ
GÖÇ… Durmaz gidersin. Ardına bile bakmadan. Kal, gitme diyenler olsa da! Bakmalara doyamadığın, dokunmalara kıyamadığın kendinden çıkar gidersin. Yollara düşersin. Susarsın, suskunlaşırsın. Kapanır gözler, kaybolursun kendinde. Bilmezsin, bilemezsin. Fakat gidersin. Ülkeler değiştirerek geldiğini hatıtlarsın. Hamur yoğurur gibi yoğurursun hayatı. Göz yaşlarınla ıslatırsın. Kıvama gelen hamur gibi; ihtiyac bitince suya, göz yaşları da küser hayata. Göçersin,…
-
Yabancının şehri
YABANCININ ŞEHRİ… Bütün hikayelerin başladığı gibi başlar, hayata dair yenilikler; bir gün, şehre bir yabancı gelir… Şehre gelen yabancıdan dolayı mı değişir şehir, yoksa; değişmeye hazırdı da gelen yabancı mı tetikler, veya yabancı aslında kendini değiştirirken şehri de mi değiştirir, komplikasyonu içerisinde önü alınamayan değişiklikler zinciri başlar. Bu muamma içerisinde ki asıl oğlan; yabancıdır. Yeniliklere…
-
Harfler
HARFLER… Her harfini yaşayarak yazdım. Yudumlayarak, nefes alır gibi. En derinlerine daldım his deryasının. Yazmak için yazmadım. Kendimi alıkoyamadığımdan! Her harfin ağırlığını yaşadım. Taşların altında kalmış Bilal gibi. Vaz geçmedim, vaz geçemedim! Harfler beni esir aldı; ben, onları değil. Kaçmadım; esaretin mutluluğunu yaşadım. Parmaklıklar arkasında kalmış mahpus gibi. Zoru severdim; imkansıza talip oldum. Çivilerin üstünde…
-
Su misali
SU VE İNSAN… Su gibidir insan oğlu. Olmaz, yapamam, yaşayamam dediği her hale razı olur. Sıkıştırır kendini en zor kabların içine. Kıvrılır, bükülür en ince imbiklerden süzülür. Hayatın pres gibi ağırlıkları altında, kemikleri kırılır. Tüm hallerine razı olur hayatın. Bazan okyonuslar çıkar nasibine, bazan küçük bir şişe. Kıvrılır, sokulur onun da içine. Kapatılır kapağı yetmezmiş…
-
Aşk
AŞK… Bundan yüzyıllar önce yaşamış hiç bir zengini, para, altın sahibini kimse hatırlamaz. İnsanlık tarihinde yeri yoktur, varlıklı olmanın. Ama; aşıklar asla unutulmaz. Leyla ve Mecnun deyip olayı kılişe bir hale sokmayacağım. Aşıklar işlerini aşkla yapanlardır. Tutku sahipleri. Mozart, Bethofen, Itri; müziği aşkla yapmışlar. Aşkla yapılan her iş insanı yüceltir. Schubert, hasta yatağında yatarken bitmeyen…
-
İş hayatı
İş hayatı… Bazan şöförlerden biri işi bıraktığında; kendim binip gittiğim olurdu tırlardan birine. Çok çalıştığımı zanneder ve Anam’a nazlanırdım. Kime nazlanabilirdim ki zaten. Çok çalışıyorum ben, Ana gı diyerekten. Anam da; senin çalışman da ne var; Baba’yın çalışmasının yanında seninki’nin lafı bile edilmez der; Babam’ın eski halinden bahis açardı. Kurban Bayram günü taksi ile müşteri…
-
Başarı
Başarı… İnsanın yazılımına yüklenmiş doyumsuzluk dürtüsü. Başarıdan, başarıya koşmak, rekorlar kırmak, herkesi arkada bırakacak buluşlara imza atmak, pazar payının en yükseğine ulaşmak, sınavlarda en yüksek notu almak, paranın en çoğunu kazanmak ve daha aklınıza gelebilecek enlerin sonunun olmadığı doyumsuzluk dürtüsü. Dünya adına bir müddet rahatlama veren; bir zaman sonra yenisini aramak zorunda olduğumuz, doymak bilmeyen…
-
Toprak…
Toprak, Dost… Bir mekanın,toprağın veya ülkenin; kişinin perspektifine dönük güzelliği, mekanın kendisi ise tamamlanmamış boşluklar içerir o güzellik. Bir yer seviliyorsa orda insanın dostları olduğu için sevilmelidir. Taş ve toprağın insana verebileceği geçici rahatlama, huzuru yanlış yerde aramanın meşguliyetidir. İnsan huzuru ancak dost sesinde ve sinesinde bulur. Hatıralar insanı bir toprak parçasına bağlar, toprağın kendine…
-
Roman başlangıç
Canım kızlarım, kuzularım; Senden bir kitap bekliyoruz amca dediler! Ben de, kuzularım yazdıklarım bir araya gelse kitap olur herhalde dedim. Onlar tamam da, sen bir roman yazsan keşke dediler. Tebessüm ettim kuzularıma, onlar güldü. Olabilir belki de dedim. Ama biraz sürer bu iş. Olsun amca ben geldiğimde editörün olurum dedi büyük olan kuzum. Diğeri ben…
-
Maradona
MARADONA… Maradona ölmüş… Bir gün sonra öğrendim! Öğrendiğimde, Allah rahmet eylesin dedim kendi, kendime. Benimle ne kadar alakası olabilirdi ki? Ama şöyle; her çocuğun olmak istediği bir hayali vardır. Ben de futbolcu olmak isterdim. Bizim dönemimizin veya bana göre gelmiş geçmiş en iyi futbolcusuydu. Ve benim, futbolcu olarak tek idolümdü. Çok üzüldüm… Sanki içimde ki…
-
Anam
ANAM… Ben, Anam’ı özledim. Her darlandığım da, içimi dökmek için, Kimse yok mu dediğim de? Ben varım ya evladım! Diyen anam’ı özledim. Yalnızlığımı telefonla olsun, Ona arz etmek için. Sesini duyup, tebessümünü görmek için, Biraz takılıp, zevzeklenmek için, Kimselere söyleyip, dökemediğim göz yaşlarım için, Ben, anam’ı özledim. Sen nasıl bir varlıkmışsın Ana? Her derde olurmuşsun…
-
Ölüm
Size bir yazı yazacağım! Şimdi bu da nerden çıktı, ne oldu sana böyle, yine sıyırıyor bizim ki demek yok! Baştan anlaşalım, sonrasında küsmek te yok. Ömrün yarısı olduğu idda edilen sınırı geçeli on sene kadar oldu. Kırkından sonra dünyasını değiştirenlere; sebebi neymiş diye sorarlar. Öncesindekilere; genç ayrıldı aramızdan. Benim için; sorulacak sorunun normal olduğu bir…
-
Can Dostlarım
Ülkeden çıktıktan iki sene sonra tekrar görüşmeye başladığım can dostlarım vardı. Değişmeyen düzenin devamında; biri içeriye geri girebilirim, biri de buralar biraz karışık, altıncı ay’a kadar görüşmeyelim dedi. Yine başa döndük dedim; kendi, kendime. Ve bu böyle devam edecek. Hiç bir Şey istediğimiz gibi gitmiyor. Ben, buralara gelin dedikçe; onlar gelmemek için ayak diriyorlar. Bir…
-
Zulüm
ZULÜM… Bir olayı anlamak için; sosyolojik veriler ele alınıp, toplumun verdiği tepkiler incelemeye konularak; neden ve niçinleri sebepler açısından incelenir. Temelde kişi merkezli araştırmalar, netice olarak; toplumun davranış biçimi olarak ortaya çıkar. Bireysel manada karşıda ki insanı anlamaya; kendini o’nun yerine koymaya; empati denir! Bir insan karşıdakini anlamaya veya onu mantık denkleminde bir yerlere oturtmaya…
-
AĞLAMAK
Her halin yalanını, sahtesini yapabilirsiniz! Yalandan güler, kahkaha atar, üzgünmüş gibi yapar, sinirli gözükebilir, sevinçliymiş gibi durabilirsiniz. Ama; yalandan ağlayamazsınız! Ağlasanız da belli olur. Yalan giremez onun içine. Göz yaşları kutsaldır. Her zaman ıslatmazlar yanaklarınızı. Her istediğinizde ağlayamazsınız da. Çünkü istendiğinde yapılan bir eylem değildir. Yağmur gibi, vakti gelince gözkyüzünden düşer gibi düşerler. Başınızı koyduğunuz…
-
Edebi
Ben edebiyatçı değilim. Edebiyatın kelime manasını bile bilmem. Eskiden konuşan, konuşabilen bir hayat sürerdim. Daha ilkokulda iken ,bundan iyi avukat veya siyasetçi olur cümlelerini insanlardan duyardım. Lisede iken yapılan münazaraların baş aktörü idim. Malesef rakip daynmıyordu. Sözlerim ekmek arası yenmezdi. O kadar ki münazarada karşı grupta olan kaymakam’ın kızını ağlatmıştım. Aaaa dediniz şimdi. O zaman…
-
Zaman
Zaman, hepimizden bir şeyleri koparıp alıyor. Kimileri, rahatın verdiği huzurla farkına varmadan, bazılarının tırnaklarını söker gibi. Yalnızlıştıkça anlıyorsun senden alınanları. Kalabalıklar mani oluyor görmene. Kavramları yeniden keşfetmeye başladığında farkediyorsun; onur, izzet; farklı görünüyor artık! Onca debdebeden sonra. Gökyüzünde süzülen kuşların hali gibi geliyor özgürlük. Ancak kanatlarına hükmettiğinde ulaşabileceğin. Nefes alabilmeyi özgürlük sayanların yanında. Yola revan…
-
Buralar
Acı hatıralar yaşandığı yere karşı nasıl bir iç dünya oluşturur? Bunu yaşamadan tam olarak bilemeyiz. Fakat bir gün buralardan gidersem, herhalde geri gelmeyi düşünmem. Kısa ömrümün acı hatıralarını biriktirdiğim topraklar. Mülteci kampları, yalnızlığı, yoksulluğu dibine kadar yaşadığım bir yer; bana nasıl bir etki bırakacak? Sağlam basıp, duruş sergileyemediğin bir toprak parçasını benimseyemiyorsun! Kaygan, ayağının altında…
-
Salak
Başaramamanın ezikliğini yaşıyorum her gün. Yirmi senenin öncekinin aynısı. Fikrim, sözlerim düşüncem beş para etmiyor. İlerleme kaydedemiyorum. İstikrarsız bir halim var. Tavukçuyu üç ay önce bıraktım. Planlarım vardı ama olmadı. Pizza işine iki buçuk ayın sonunda havlu attım. Bir potansiyelim var zannederek ettiğim her hamlem akim kalıyor. Mücadeleden yoruluyorum. Hatta mücadele edecek yerim bile yok.…
-
Söz ve Hâl
Söz, hâl ile bütünleştiğinde inandırıcılık kazanır. Diğer türlüsü kendini bile inandıramadığın kuru laftan öteye gitmez. Söz insanın her şeyidir! Onunla büyür, onunla küçülür. Arkasında tamamlayıcı bir hâl de varsa; kamil noktasının bura olduğunu söylemek yanlış olmaz. Söz kurşun gibidir! Bazan karşıdakine çok ağır yaralar açabilir. Bununla beraber inandırıcılıktan uzak olan söz ise, son dönemlerin moda…
-
İlk sabah
İlk sabah 2021’in ilk sabahı. Gece hangi ara girdik haberim olmadı. 7. koğuş mucizesi diye bir film vardı; onu izlemeye dalmışız Talhayla. Havai fişekler yoğunlaşınca anladım ki, 2021’e girmişiz. Talhayla farkında olmadan girilen bir sene olarak kayda geçiyorum. Gece yarısı iki buçukta Ali beylerin evine geldim. Sabahı orda karşıladım. Bir yıl sonra hatırlamaya çalıştığımda hatırlamak…
-
Ne idik, ne olduk.
Ne idik, Ne olduk? Mefkurenin, ulvi düşüncelerin çocuklarıydık. Şaka değil, dünyayı değiştirme azmiyle yaşadık. Gayemiz çok yüksek, düşüncelerimiz ufuksuzdu. Uğruna baş koyduğumuz mefkuremiz her şeyin, herkesin önündeydi! Düşünce dünyamız da bile, onsuz yaşamak bizim için ölümle eşdeğerdi. Yaşıyorsak, nefes alıyorsak tek gayemiz; uğruna her şeyimizi feda edeceğimiz davamızdı! Zaman kip’inin malesef, evet malesef geçmiş zaman…
-
Ülfet
TECRÜBE Biraz arabesk, biraz da melankolik olacak ama; sevmeler de değişir. Çok sevdiğiniz, çok kıymet verdiğiniz insanların hiç ummadığınız haller sergilemesi karşısında, içinizden bir şeylerin kopup gittiğini hissedersiniz. Yıkılır kalırsınız. Ne zihninizde ne de gönlünüzde oturtacak bir anlam bulamazsınız. İmkan olsaydı; bu anı, bu sahneyi hayat denen film şeridinden bir şekilde almayı düşünürdünüz! Olmadı buraya,…
-
His
HİS. Artık insanların acılarını hissedemiyorum. Veya önemsemiyorum! Hiç tanımadığım bir insanın ölüsüne ağladım mı bilmem? Fakat herhangi bir insanın öldüğünü duyduğumda; yüzümde ifade değişikliğini andıran bir kıpırdama bile olmuyor. Hissizleşiyorum! Tepki vermiyorum. Onlar, benim yaşadığımı yaşadılar mı diye içimden geçiyor. Anamı kaybettiğimde kim biliyordu benim acımı? Kim yüreğinde hissede bildi? Bir tek en yakınlarım. Ölüsüne…
-
Karar
KARAR Kelimelerin karşılayamayacağı halleri, onlarla açıklamaya çalışmayın. Kararın ne olduğunu bilmediğiniz bir durumda kararlılık kelimesi hükümsüz kalır. Kararını bulmadığın halin, istikameti de olmuyor. Bir yöne doğru hareket edersiniz ama; nereye olduğunu bilmeden. Hep aynı yöne kazma vurmak veya kutunun içinde kalmış fare gibi hep aynı yeri kemirmenin insana sunacağı neticeyi bilemezsiniz. Motivasyon ifade eden kelimeler…
-
Bahar
BAHAR Hayat baharla başlar. Bahar, bütün canlıların tekrardan dirilmeye durduğu mevsimdir. İnsan, baharla başlar hayatına. Döl’ün, rahimle buluştuğu andır bahar. Başlangıçtır. Hayata ilk sesleniş. Ben geliyorum demenin adıdır. Veya ben de varım. Hayatın gözlerinde tüllenmeye başladığı an. Kıştan sonra gelen değil. Bizzat başlama noktası. Bir isim verilecekse başlangıcın adı; bahardır. Yorgun, argın değil. En taze,…
-
Dayanmak
Dayanabilirsen, başarırsın. Nerdeyse her gün Amerikan yapımı bir film izliyorum. Siyasi olarak verdiği sübliminal mesajları geçersek, filmlerden alınacak dersleri almaya çalışıyorum. İkinci dünya savaşında Japonlara esir düşen İtalyan asıllı Amerikalı bir askerin küçükken abisi tarafından kendisine söylenen söz onun hayatta kalmasını sağlıyordu; dayanabilirsen, başarırsın. Her türlü zorluğa rağmen yaşama arzusunu kaybetmiyordu. Esir bile olsan! Yaşamak…
-
Para
İnsanı tanıma veya deneme şekilleri açısından; yolculuk yapmak, aynı yerde kalmak veya ticaret yapmak. Diğer türlüsü dünya’nın bir imtihan yeri olması perspektifiyle yaklaşırsak; kadın, makam ve para. Çevrenizde ki insanların çoğuyla yolculuk yapma, bir arada kalma, ticaret yapma şansınız nerdeyse yok denecek kadar azdır. Veya onları imtihan eden bir İlah olamayacağınızı da göz önüne alırsak;…
-
Almanlar
Dünya’nın en en bahtsız milleti Almanlar! Bir delinin peşine düşüp, alınlarından ömürleri boyunca çıkmayacak kara bir lekeyle yaşamak zorunda kaldıkları için. Deli: Hitler. Kara leke: Yahudi katliamı. Zamanın su gibi aktığı gerçeği; bir dönemin mağrur liderlerinin sonu olması açısından çok değerlidir. Bir dönemin mağdurları açısından da. Kim bilebilirdi ki; bu katliamın her sene yeni bir…
-
Şikago yedilisi
İnsan’ın en mümeyyiz vasfı; düşünebilmesidir. Bundan vazgeçebilmesi de imkansızdır. Fakat düşünceleriniz eğer birilerini rahatsız etmeye başlamış ve de rahatsız olan taifeye karşı güçsüz iseniz; başınıza geleceklere hazır olmaktan başka bir seçeneğiniz yoktur! Bir şekilde düşünce anaforunuzda oluşturduğunuz rüzgarlarınızın, fırtınalarını biçmek zorunda kalacaksınız demektir. Ya bedeninizde size can vermek için dolaşan kanınızla veya kanınızı dondurmak için…
-
Sonsuz siper
Sonsuz Siper Franco’nun İspanyasında otuz sene boyunca köstebek gibi saklanmanın adı. Gün yüzü görmeden! Evin bir bölümüne yapılan görünmez odada. Tam otuz yıl! Af gelipte, suçların affedildiğinde (ki tek suçları düşünmek olan) ancak dışarıya adımını atabilen. Çıktığında zamanın ondan aldığı gençliğin yerine gelen yaşlılıkla adımlarını zorlanarak atan bir bünyeyle. Caddelere bakarken; değişmiş bir dünyayla karşılalmanın…
-
Merdiven
Anam derdi ki; dünya’ya sormuşlar, sen ne yapıyorsun? Merdiven demiş dünya! Nasıl yani? Biri iner, biri çıkar! Bazan birilerinin merdivenden yukarı çıkmasını izlerim; bazanda aşağı inişlerini. Bazan birilerine tebessüm ederim; bazanda diğerlerine. Merdivenin hangi tarafında olduğuna bağlı benim durumum. Ben bir merdivenim demiş dünya. Bazan iner, bazan da çıkarsın. Önemli olan; burda büyük bir laf…
-
Beyin
Beyin Ruh kadar muamma, ruh kadar gizemli, ruh kadar ulaşılmaz ve ruh kadar…! Ruh bilinmezin kendisi! Allah kendi nurundan üflemiştir insanoğluna. Bilinmezi bulup, bilemeyeceğimden olsa gerek; onun peşine düşmeyi istemiyorum. Bilinmezi çözmenin mümkünatı olmuyor. Beyin on bilinmezli denklem ise ruh sonsuz bilinmezli! Beyin emir komuta merkezi olarak kabul edildiğinden; aklın orda konakladığı kabul görür. Ahirette…
-
Hayat okulu
Bazan insanlar hayatta çok şey öğrendiklerini vurgulamak, bazan da mizah olsun diye; hayat okulu mezunuyum derler! Fakat bu söylem hiç bir zaman gerçeği yansıtmaz. Çünkü; yaşadığımız hayatın hangi okulunda kaçıncı sınıfındayız hiç bir zaman öğrenemeden terki diyar edeceğiz. Yüksek lisans eşine ender rastlanan bir eğitim durumudur. İlkokul beşi bitirene bence altın madalya takmak lazım. Hayatta…
-
Sosyal ağ
Ürettiğin yeni fikirler seni, sen yapar. Başkalarından ayrıştırır. Sen olabilmen için; sen, sana ait olmak zorundasın. Kendine ait fikirkerin. Hiç bir işin geleceğine dair iyi veya kötü olacağı hakkında kimse kehanette bulunamaz. Fakat; nasip ve strateji iyiye doğru gitmesinde önünü açar. Heyecan, istikrar ve sabır. Üç anahtar kelime. Bir de salaklardan uzak durun; ufkunuzu karartırlar.…
-
Tanımak
İnsan’ı bir şey, bir söz, bir kişi değiştir veya irşad eder mi? Öyle olan, sonrasında öyle olduğunu idda edenler var. Başarıyla neticelenen imrenilecek hayatlar, insanları sözleriyle motive ediyorlar. Yeni bir Einstein daha çıkartmanın veya Bill Gates meydana getirmenin gayretindeler. Fakat; onlardan bir tane çıkıyor insanlık tarihinde. Ama; herkes onlardan biri olmak için uğraşıyor. Kötü olan…
-
Kendimle
Yazı bir konuşmadır; kimseyle konuşamadıkların. Kendi, kendine; kendinle. Gökkuşağı, renklerin anasıdır. Veya ana renkleri barındırır. Hayat üç tondan ibarettir; siyah, beyaz ve gri. Bende siyah ve beyaz var. Gri’yi hiç kullanmadım. İkisi karışınca gri çıkıyor ortaya. Siyah ile beyaz iki zıt renk. Bir zıtlığı ifade ederken kullanılır. İki zıt durumdan bir doğru çıkmaz. İngilizleri normal…
-
Mustafa
İnsan çınar gibidir. Tohum olarak, fidan olarak başlar hayata. Kök salar ulaşabilmek için; toprağın bağrında ki suya. İlmek, ilmek dokur şitillerini. Kök salar, alışmak için toprağına. Kanat açar gibi açar; dallarını göğün yüzüne. Büyür, serpilir; toprağın ona verdiğini inkar etmezcesine. Büyür, büyür; ta ki gün gelip te suyu kesilip şitilleri yerinden sökülene kadar. Mustafayı gördüm…
-
Yaşam kültürü
Yaşam bir kültürdür. Herkes, çevresinin yaptığı katkılarla, hayata bakış açısı kazanır. Anne ilk dokunuştur; sonra baba, kardeş, okul ve tüm sosyal çevre; yaşamın kültürünü oluşturur. Temel yapılar çok değişmese de; hayatınıza katılan her yeni varlık bir kültür oluşturur. Yaşam yeniliğe açıktır. Yaşadığınız her travmatik hadiseler de kültürünüzde değişik yansımalar gösterir. Nereye ulaşacağını bilmediğiniz bir tren…
-
Papatya
Papatyalar’ın canını yakmayın. Koparmayın yapraklarını. Zanneder misiniz ki onların da canı yanmıyor. Ben, papatyalar’ın yapraklarını koparttıkça papatya benim dallarımı kırıyor. Ey papatya diyesim geliyor amma; kendime saklıyorum sonra. Renklerin birbirine karıştığı gibi duygularım bom boz renge bürünüyor. Halat’ın ipleri gibi! Hangi birinin ucu nereye çıkıyor, bulunmuyor. Aldanıyor, yalanlara kanıyorsun. Şems’i, Bağdatta gördüğünü söyleyen bir sarhoşa,…
-
Nasip
Nasip Nasipten öte köy yok; dermiş eskiler. Gökhan hocam anlatırdı. Hikayeyi, kıssayı severiz ya millet olarak, hikayelerden bir yerlere ulaşmaya çalışırız. Kaide, kural yaparız bazan hayatımıza. Velhasıl şöyle derdi Gökhan hocam, tebessüm ve gülücükler arasında. Adam’ın birinin bir atı varmış; bakımlı, görkemli ve bakanları büyüleyen bir görüntüde! Bir gün ülkenin Kralı da görmüş; bahse konu…
-
Gelip……..
Kimler gelip, geçti ve kimler gelip, geçecek bu hayattan. Bir bilinmezden gelip bir bilinmeze doğru yol alarak. Vazgeçilmez zannıyla! Herkesin ondan vazgeçtiğinden, vazgeçeceğinden habersiz! Hiç aklına gelmedik bir akıbetle ayrılırken.
-
Unutmak
Unutabilmek; az kullanılan insani özellik. Unutamamak; her insanda fazlasıyla bulunan insani özellik. Unutan kârda, unutamayan zararda.
-
Başka
Gündüz başka, gece başka hallerin insanı. Gündüz amele, gece entellektüel. Biri diğerine benzemeyen iki hal! Bir raya oturtulamayan hayatın serancamesi. Gece mi ben, benim; yoksa gündüz ki mi? Yoksa; her ikisi de ben miyim? Biri ben isem; diğeri kim? Geceleri, Paris düşünürlerini andıran haller; boynunda fular, elinde pipo, gözlüğünü burnunun ucuna düşürmüş, bir mecmuanın son…
-
Su’i Zan
Zanla hareket ederim bazan. Kendimce kafamda kurarım. Tahlil yaparım, tutmasa da. Olmasını istediğim şekilde hayalini kurgularım. Sui zânlar da bulunurum. Satranç tahtası sanırım hayatı. Fil sadece çapraz gider, at L çizer, kale düz gider. Hayatın oyun tahtası hiç birine benzemez aslında. Her hamle şahsına münhasırdır. Yanıldığım zanlarım çok oluyor elbette. Yanılıp ta helallik alamadığım zânlar.…
-
Bugün’ün yarını
Kendime yazıyorum. Bir kaç ziyaretçi dışında kimse de okumuyor zaten. Çok ukalaca bir laf olacak ama; bu güne yazmıyorum! Bu günleri, geleceğe yazıyorum. Gelecekte okunur belki. Birilerinin ilgisini çeker belki de . Bir gün; bir yerlerde anlatılır veya okunur. Sıradan insanların yaşadıklarının çok ötesinde olan bu hâlim. Yada yazıldığı yerde çürür gider. Benim soyumdan gelecek…
-
Kadın
Bir kadın mutlu ise; tüm toplum mutlu ve huzurlu demektir. Toplumun düzenleyicisi; Kadınlardır. Bir kadın mutlu değilse; toplumda ne huzur, ne de mutluluk vardır. Kadınları mutlu etmek zordur. Fakat; onları mutlu edin ki; tüm toplum mutlu olsun. Aile, toplumun temel direğidir. Aile’nin temeli ise Anne dir. Mutsuz bir Anne; huzura kavuşamamış bir toplumun yegane sebebidir!…
-
Ahvâl
Sigarayı biraz artırdım. Vucudum’un zorlandığının farkındayım. Bırakmayı bazan düşünüyorum. Ama; bazan! Sporu azalttım. Koşmuyorum. Birbirlerini nötürlüyorlardı! Sigara, spor. Şimdi biri diğerini geçti. Çocukluktan beri koşmayı, zıplamayı, hareketli her türlü faliyeti sevdim. Satranç, dama, bilgisayar oyunları, yani; oturularak yapılan hiç bir aktiviteye karşı sempatim olmadı. Balık tutmak dahil. Ama; ilerde balık tutmayı deneyebilirim. Çok sevdiğim arkadaşlarımla.…
-
Dua ve Ana
Anam’ın duâları vardı bizim için. Kazanma ve başarma odaklı olan ben, sadece netice hedefli düşündüğümden dolayı, hiç bir şeyi gözüm görmezdi. Fakat; Anam şöyle derdi duâlarında; Allah, iyilerle karşılaştırsın veya sabah kalktığınızda çaresizlik içinde bu gün ne yapacağım dedirmesin derdi. İki kıymet ve paha biçilemez dua. Bazan iyi insanlara da rastlıyorsun. İyiler de varmış diyorsun!…
-
ANAM
Anam, desem! Sonra diyecek bir kelime bulamasam. Demeyi bile canım istemese. Gün ortasında, karanlıkta kalmış gibi kalsam; güneş, üstümden çekilmişçesine zifiri karanlığın ortasında. Boğazımda düğümlenen çığlığı önce içime, sonra yırtılırcasına dışıma taşırsam; kimselere göstermeden, gözlerimden yaş yerine kan akıtsam; Anam’ın acısını hafifletebilir miyim? * Analar, oğullarıyla güçlüdür! Birini saymazsak dört oğlu vardı Anam’ın. Her biriyle…
-
Heç
Bir kere daha öğretir, Kaldı mı öğrenmediklerin diye; Her düşüşünde yerin bağrına. Ya dizin soyulur, ya da elin; Baş’ın, gelmeye görsün taşa! Öğrendim; dedikçe öğrendin. Bu güne kadar öğrenemediğini; Bir tek bilemediğin vardı; bilmediğini! Hayatta yol çift; Yerin bağrından yekinmek için, Mecburiyet ya da memuriyet; Hangisini seçersen seç, Hepsinin neticesi bir “heç”!
-
OĞLUM
Onsekiz sene önce; Adana’da portakal bahçelerinin içinden geçerken haberi geldi! Muharrem Berçik ile buğday almak için Çukurovayı arşınlarken. Annem’in sesi geliyordu telefonun diğer ucundan. Yavrum diye başlardı cümleye. Yine öyle yaptı. -Yavrum, Yozgattan geliyoruz diye devam ederken cümlesine; sesine, heycanı yansıyordu. Babam ve bir tanecik Eşim de yanında olduğu halde, konuşmasına aynı heycanla devam ediyordu;…
-
Zaaf
Zââf… İnsan’nın kendini en güçlü, en yenilmez ve de; en vazgeçilmez olduğunu hissetmeye başladığında gelir. Savunmasız kaldığı veya kendini savunmasız bıraktığı anda; hiç beklemediği yerden, beklemediği bir şekilde. Gücünün zirvesinde! Mümkün değil dediğinde! Ben vazgeçilmezim hissinin bütün benliğini kapladığında! Kendince; tamda zirvenin en yükseğine ulaşmışken! Kendisini kuşatan zırhlarını indirmişken! Motivasyondan ziyade, kendine güvenmeye başladığında; aslında…
-
Yeniden
Yeniden öğrenirken Elinde pembiş çantasıyla; market, market gezerek yeniden tüccarlık öğrenmeye çalışan, tüccar eskisi. En ince cümlelerle muhatabı’nın beş dakikasını alıp; o’nu ikna edip, bir kaç parça ürün bırakabilmenin maharetini sergileme gayreti. Elinde mızrağı ile yel değirmenlerine saldıran Donkişot’un; yeni ve başka versiyonu! Şu an için yapılabilecekler arasında en mantıklı ve en akla yatkın olan.…
-
Etki
Çok az insan’ın sözleri etkili oluyor. Ya dinleme özelliğim yok, ya da; dinlenebilir bulamıyorum. Etkileyici, moitive edici en küçük cümleye bile bazan öyle ihtiyaç duyuyorum ki! İki ileri bir geri gelişim gösteren yeni hayatımın serencamesinde. Bir parça enerji alabilmek için pozitif insanların yanına uğrayıp depolama yapıyorum. Pozitif insanlar: işleri yolunda olanlar. Diğerlerine şu halimle yükleme…
-
Yalan
Yalanlarla dolu haller sergiliyorum. Doğan Cüceloğlu’nun (rahmetli) dediği gibi; ancak kendiniz olduğunuzda rahat olursunuz. Kendim olamıyorum. Ben bu değildim! Ya değişiyorum, ya da şartların durumuna göre mecburi pozisyon alıyorum. İmkansızlıklar, alışagelmişin dışına mı çıkartır insanı? Değişmek zorunda mı kalıyorum? Çünkü şartlar ve zemin, bu güne kadar akla yerleşenin çok dışında. Muhteşem benzeşmezlerin çıldırtıcı ahenksizliği! *…
-
Her şey
Futbol cesaret oyunudur; tekmeye kafasını koyamayan, oynayamaz. Düşünebilmenin en hızlısını gerektirir. Ön tarafını gördüğün kadar; arka tarafını da görmek zorundasındır. İyi bir iletişim, kordinasyon ve keskin bir zeka ister. Futbol yürek işidir! Beraber veya yalnız; yola gidebilmektir. Endişelenmeden sürekli hedefe kilitlenmek. Son ana kadar neticeyi değiştirebileceğin ümidinin hiç bir zaman bitmediği bir oyun! Bazan; tüm…
-
Pele
Futbol cesaret oyunudur; tekmeye kafasını koyamayan, oynayamaz. Düşünebilmenin en hızlısını gerektirir. Ön tarafını gördüğün kadar; arka tarafını da görmek zorundasındır. İyi bir iletişim, kordinasyon ve keskin bir zeka ister. Futbol yürek işidir! Beraber veya yalnız; yola gidebilmektir. Endişelenmeden sürekli hedefe kilitlenmek. Son ana kadar neticeyi değiştirebileceğin ümidinin hiç bir zaman bitmediği bir oyun! Bazan; tüm…
-
Zaman
İnsan, eskimeye programlı, Her gün biraz daha. Zamana kimse mukavemet edemiyor; Dişlileri o kadar keskin ki; Meydana gelen herşeyi ezip geçiyor. Çok garip! Ama kimse farkına varmıyor. Günün sonuna kadar zorluyor, Sanki diğer günden, saat çalmak istercesine. Ya gün bitiyor; ya da ömür! Terk ediyor her şey onu, O, terk etmek istemese de! Zaman’ın tik…
-
Doğru’nun yalanları
Lise birinci sınıfta, edebiyat öğretmeni sınıf içinde iki grup kurrak münazara yaptırmıştı bize. Gençliğin buhran yaşamasında ideal eksikliği mi yoksa eğtim yokluğu mu etkili oluyor? Başlığı altında konuyu savunmamızı istemişti. Bana kalsa, eğitim yokluğunu alacaktım ama; karşı grup çok ısrarcı olunca, vazgeçmiş; nasıl olsa her halükarda sizi yeneriz edasıyla ideal eksikliğini almak zorunda kalmıştık. Yendik…
-
Dost
Dostum, kardaşım bir çok yönüyle ruh ikizim; Ümmet. Beş senelik zaman zarfı içerisinde bazen o, bana; bazanda ben, o’na ruhi destek sağlayarak geldik bu güne. Çad’da daha iyi tanımıştık birbirimizi. İyi ki de tanımışız, tanışmışız. Bazan iki cümleyle birbirimizin bütün sıkıntılarını alıyoruz. Çünkü çok iyi tanıyoruz. Sabah arabada giderken ruhuma ışık oldu. Düşündüğüm ve de…
-
Arar
Bazan; çevresine bir şey arıyormuşcasına bakar insan. Aradığını arar gözleri. Bulamayacağını bilerek. Ama yine de bakar. Veya; aradığına benzetir gözüne çarpanları. Benzerlikler arar. Bilir bulamayacağını ama; zihinde olanı gözüyle de görmek ister! Lakin gayretler nafile. Olmayacağını, olamayacağını bilerek arar.
-
Parkur
İki gündür tekrar koşmaya başladım. Rahatlıyorum. Biraz da sigaranın etkisini azaltıyor. Geldiğim günden beri, koşma rotalarının hepsini denedim. En iyisi küçük nehrin kenarında koşmak. Huzurlu oluyorum. Bazan bisiklet yoluna karışıyor, bazan da yürüme yolunda devam ediyor parkur. Düşünüyorum da yaşamak için güzel bir ülkedeyim fakat; tadını çıkartmakta ıskalıyorum gibi geliyor. Doğa, tabiat, planlama her şeyi…
-
İdeoloji
Eğer gözünüzün kör olmasını istiyorsanız, bir ideolojiye sahip olun. Eğriyi, doğru görmek istiyorsanız bir ideoljiniz olsun. Her yanlışı oturtacak bir açıklamanız olur! Mutlak surette ideolojiniz eksiksizdir ve her yanlışına bir kılıf bulundurursunuz! İdeoloji insanın gözünü kör eder. İnsan ve vicdan ilişkisini kendi iç dünyasında oluşturan, ideolojinin vereceği zarardan kendisini korumuş demektir.
-
Koşu
Parkurda ufak, tefek değişiklikler yaparak devam ediyorum koşmaya. Biraz enerji sarfiyatı iyi geliyor; vucuda ve de zihne. Yazılımı DNA’sında saklı insanoğlu basit düzenekler üzerinde çizgisini bozmadan devam ederse, hayatını kontrol altında tutmayı başarabilir. İniş, çıkışlardan oluşan hayat zik zaklarından çok etkilenmez. Zira; hayat iniş ve çıkışlardan oluşuyor. * Konudan bağımsız ama; genele bağımlı olarak, uzun…