Kategori: Genel
-
Koşu
Parkurda ufak, tefek değişiklikler yaparak devam ediyorum koşmaya. Biraz enerji sarfiyatı iyi geliyor; vucuda ve de zihne. Yazılımı DNA’sında saklı insanoğlu basit düzenekler üzerinde çizgisini bozmadan devam ederse, hayatını kontrol altında tutmayı başarabilir. İniş, çıkışlardan oluşan hayat zik zaklarından çok etkilenmez. Zira; hayat iniş ve çıkışlardan oluşuyor. * Konudan bağımsız ama; genele bağımlı olarak, uzun…
-
Doğruluk
Babam, doğru incelir ama kopmaz derdi. Dürüstlüğün bitmez bir hazine olduğunu, doğru kullanırsan ömrü’nün sonuna kadar yeteceğini söylerdi. Çoğu zaman insan’ın başına dert açsa da, sonunda kazanan doğruluk olur. Dönemsel olarak yanlışlar kazanıyor gibi gözükür fakat; her zaman aleyhlerinde sonuçlanır. Bildiğim bir şey var; o da hala Babam’ın dediği doğrultuda olduğum inancı.
-
Zan
İyiki böyle bir platform var. Aklıma estikçe yazıp atıyorum. Kimse görmese de, kimse okumasa da içimden geçenleri yazıya döküp buralarda saklamak hoşuma gidiyor. İlerde çok işime yarayacaklar. Buna inanıyorum.
-
Tüccar
Tüccarlar’ın tecrübeleri, ne parayla ne de başka bir ölçü birimiyle kıyaslanamayacak kadar kıymetlidir. Hasan abi ile karşılaştık bu gün. İlk karşılaşmamızın üzerinden iki buçuk sene geçmiştir. Nasılsın dedi? Dudakları hafif mütebessim. Hâl hatırdan sonra, koluma girip; ne satıyorsun, işler nasıl diyerek durumları sordu? Konuşmaktan çok o’nu dinlemeyi yeğeliyordum aslında. Öyle de oldu. Namaz kılmak için…
-
Akıl
Delilik mi öndedir yoksa akıl mı? Cinnetler mi belirlemişdir insanlığın tarihini? Erasmus deliliğe övgüler dizerken neyi kast etmişitir? Akıl ile bilim’i şekillendirirken aslında; bilimle aklı mı şekillendirmeliydik. Her şeye yetebileceğini zanneden cinnet hali; akıl. İnsan’ın başının belası. Kendini, İlah zannetmesine yol açan çıkmazı. İmtihanı, kaybı, kazancı. Erkek ırkında az miktarda bulunan karışım. Kadınların aklı amelî…
-
Sekiz Mart
Sekiz mart Ömrümde geceyi dışarda sabahladığım gün olarak bilirim bu gunü. Kırgızistan’ın karanlık sokaklarında. Yirmibir sene önce. Fakat; bir diğer yönü itibariyle kadınlara ithaf edilmesi. Çocukları’nın, kardeşleri’nin, eşleri’nin mutluluğuyla mutlu olan, hüzünleriyle hüzünlenen kadınların. Ayrıcalıklı yaratılmış oldukları kadar zorluklar için de. Her zorluğumuza göğüs geren kadınlarımızın günleri kutlu olsun.
-
Macera
Macera Bazan macera arıyorum gibi geliyor. Hayatı olduğu gibi kabul etmeyerek. Şartları zorluyorum. Olmadığım hallerin davranışlarını sergiliyorum. Halbu ki durmun bu, elinde ki imkanların da bu kadar. Bazan; farklı hallerin davranışlarını sergiliyorum. Sonra; sen bu değilsin diye kendime hatırlatarak devam ediyorum. İki arada bir derede kalmak tabirini yaşıyorum. Eski mükyesebatlar, bazan; eski usul halleri ortaya…
-
Güç
Güç Zehirlenme kaynağı! İnsan’ın aklını başından alan olgu. Davranış bozulmasının başlangıcı veya kişinin başkalaşma süreci. Olduğundan, olageldiğinden farklı bir hale evrilme. Farkında olmadan! Güçlü olduğunu hissetmeye götüren sebepler: şöhret, makam ve para. Bunlardan üçünden biriyle karşılaştığında yaşayacağın şeyin adı: GÜÇ ZEHİRLENMESİ.
-
Saçmalarken
Bir şey duyuyor veya görüyor; akabinde onun üzerine kemdimce yazılar yazıp bloğa atıveriyorum. Kendi tabirimle saçmalıyorum. Bazan watsab duruma koyup insanların okumasını istediğim de oluyordu. Ama onu da bırakalı çok oldu. Bir kaç Türkiyeden ziyaret edenlerim de oluyor. Haftada, iki günde bir girip, bütün yazıları okuduklarını görüyorum. Şu aralar tek bir okuyucum var. O da…
-
Borgen
Borgen Netflix hayatıma gireli televizyon kültürüm tamamen değişti. Üstüne bir de dizi izleme alışkanlığı. Bir kadın’ın hırs ve ihtiraslarının onu götürdüğü çıkmazı peredeye yansıtıyor. Sıradan bir parti lideriyken, batı demokrasilerinin bir imkanı olan iktidarı kucağında buluyor. Bundan sonrası için bütün hayatı tamamen başka devri daim içerisine giriyor. Hırs, ihtiras ve hüsran. Başarı, gücü getirirken yalnızlaşarak…
-
İstiap
İnsan olmanın, yeni bir şeyler öğrenmenin, her gün yoğunlunu yaşıyorum. Yoğunluk istiab haddini aştığında, dişlilerini kemiren makinanın çıkarttığına benzer sesler geliyor. Bazan yırtılırcasına bağırıyorum. Ancak rahatlıyorum. Bizim oraların tabiriyle; boş’a koyuyorum dolmuyor, dolu’ya koyuyorum almıyor. Hesaplamaları birbirinin ucuna ekleyemeyince; yırtılırcasına bağırıyorum. Ancak rahatlıyorum. En yüksek noktadan tepki veriyorum. Biraz sinirli oluyorum o anda. Fakat; sonrasında…
-
Eski hâl
Küçücük canımı koyacak bir yer arıyorum. Dünya üzerinde ufacık bir âlan. Şöyle huzurla kıvrılıp, sokulacağım. Necip Fazıl’ın “reis bey” kitabında ki hakim bey gibi, sert bir mizaçtan sonra öylesine merhamet dolu bir hâle tekamül ettim ki; ben bile şaşırıyorum. Utanmasam aynı o’nun gibi “merhamet, merhamet” diye bağıracağım. Ruhum çok hassaslaştı. Bilinen sert cisim’in yerine bilinmeyen…
-
Günü geldiğinde
Yazı yazmayı bıraktığım gün, öldüğüm gün değildir! Sadece; dünyalık işlerimin yoluna girdiği anlamına gelir. Planlar alır artık insan’ın zihnini. Yazmak istese de yazamaz. Yazmak için sebep te kalmamıştır. Planlar, gelecek hesabı, yapılması gereken işler almıştır harflerin yerini. Çok basit gelir yazı yazmak; çok gereksiz. Ne kalem ister, ne kağıt, ne de sen!
-
Babam
Daha önce yaşadığım her hangi bir zaman dilimine tekrardan gitme şansı verilseydi; Babamla yaşadığımız eski günlerime gitmek isterdim.
-
Borç
Olur da nasıl geldiğini, nasıl başladığını unutursan; eline çantalarını alıp ilk gün kü gibi yola düşmek boynu’nun borcu olsun.
-
Yazamama
Yazmama isteği baş göstermeye başladı. Her gün bir şeyler yazmayı tasarlardım. Bu gün hiç olmadı! Plan yapmalar devreye girdi. Hiç yazasım yok. Bilmem bir daha yine aynı hissi duygularla tekrar yazabilir miyim? Yazmasam çok iyi olur. Yazmak iyi bir şey değil.
-
ACELE
İnsan’ın en bariz özelliklerinden. Netice odaklı dönüş beklentisi. Hemen olsun isteği. Bekleyememe! Sadece olması yönlü istek gösterme. Netice olumlu olana kadar herkesten destek isteyip, hedefe ulaşıldığında; destek çıkan herkese arkasını dönüp, ben yaptım deme! Üç aşağı, beş yukarı ortalama bir insan yavrusu’nun hayat içerisinde ki tepkilerinden bir demet. Acele ve netice.
-
GERİYE KALAN
Benden geriye kalacağına inandığım, her birini yazarken imbikten geçirerek yazdığım yazılarım. Tek varlıklarım. Beni ayakta tutan dokunuşlarım. Yazdığım her yazının iç sızılarını yaşayarak, benden bir parçaymışcasına önemsediğim yazılarım. Küçücük dünyam’ın küçük mutlulukları. Ama; biriktirmek istiyorum. İlerde dostlarımla bir araya geldiğimde; onların başını patlatırcasına okumak istediğim küçük hazinem. Çiçekdağ’ın tepesinden, Yerköy’ü seyir ederken okumak istediğim çakıl…
-
Sıcak bir merhaba…
Babam uzun yoldan gelip te eve girdiğinde; anam önce -hoşgeldin herif der sonra da -ne yaptın, nasılsın diye sorarmış? Babam -vallaha dağa, taşa selam vererek geldim hatun dermiş. Anam anlatırken tebessüm’ün bir tık üstü gülerdi. Benim de hoşuma giderdi. Şöför alışkanlığı veya; yalnız başına çok uzun mesafeyi kat etmenin bir refleksiydi. Selam verip selam alıyordu…
-
Bu aralar
Çad’dan çıkarken bitmemiş internetlerimizi kullanmak için, Recep, telefonlarımıza oyunlar yüklemişti. Üç sene boyunca birini (4096) bütün rekorları alt üst ederek nerdeyse her gün oynadım. Bırakmalıyım bu oyunu, zihnimi çok meşgul ediyor diyerek en sonunda bıraktım. * Çad’da iken kazandığım bir diğer özelliğim de tekrardan yazmaya başlama alışkanlığıydı. Yazma işini bir taraftan bırakmak istiyorum, çünkü; zihnimi…
-
Hayal
%98 lik kesim, %2 lik hayellerinin peşinden giden insanlar tarafından yönetilirler. Hayellerimin peşinden gitmeye çalışıyorum. Yönetilmek çok zor oluyormuş. Ondan dolayı gidiyormuşum. Bunu anladım.
-
Gözlük
Telefonla çok zaman geçirdiğimden mi yoksa yaş itibariyle belli bir dönemece geldiğimden mi bilinmez? Son bir yıldır yakını görme sorunu başladı. Gözlük taktığımdan beri (yakın gözlüğü) biraz daha arttı. Artık yazı yazarken veya telefona bakarken gözlük kullanıyorum. Ama; sadece akşamları. Gün içinde çok ihtiyacım olmuyor. Eve gelipte aylaklık etmek istediğimde takıyorum. Aylak, aylak telefonla oynadığım…
-
Üzüleceğim
Bir gün şuna üzüleceğilimi çok iyi biliyorum; değmeyeceği, gereksiz olduğunu bile bile dünyaya bu kadar önem verdiğime. Canım’a bir huzur aradığıma. Olmayacağını bildiğim halde olması için uğraştıklarıma. Üzüntümü paylaşacağım dostlarıma yaşadıklarımı anlatırken göz pınarlarıma hakim olamıyacağıma. Buna rağmen hiç bir zaman mücadeleden vaz geçmeyişime. İlerde üzülürken, bir yandan da tebessüm edeceğime üzüleceğim. Çözümlenemeyen dünya şifresinin…
-
Su
Dünya’nın şifresi sabır ve istikrar üzerine kurulmuş. Sabır edip istikrarlı bir şekilde devam edebilen, pozitif netice yönlü sonuçlara ulaşabilmiştir. Suyun mermer’in şeklini bozabilme şansı var mı diye sorarsanız? Süleymaniye cami’nin dışında abdest alma yerinde ki mermerlerini görünce anladım. Evet bu bile mümkün!
-
Maişet
Babam, derdi maişet ile uğraşırken, bizlerle ilgenemediğini düşünür, kontrolü kaybettiğini zannederdi. Geçim derdi zordur! Öyle ki; benim üzerimde kontrolünü kaybettğini düşündüğünden; yurda gidiyorum diye beni ağır bir şekilde cezalandırmıştı. Geçim derdi düşüncesi; ihmallere neden olur. Zihin, tamamiyle adaptasyonunu oraya odaklar. Bu da ister, istemez yaşam zincirlerinde aksamalara sebebiyet verir. Oğlum iki gündür abilerde kalıyor. Ve…
-
Pencere
Herkes, kendi penceresinden yaşar hayatı. Tecrübesi, yaşadıkları kadardır. Birinin yaşamadığı bir hali anlatması, söylemden öte gitmeyen laf kalabalığıdır. Dam’dan düşenin halinden, dam’dan düşen anlar.
-
Harç
Harfleri harç etsem, Kelimelerim’in içine; Cümleler birbirini, tutar mı acep? * İçimde ki rüzgarlerı eklesem, Her birini uç, uca; Varır mı burdan, varması gereken diyara?
-
Terörist
Bütün devletler teröristtir diye, bir kadın yazar’ın twitini görmüştüm. İlk başta garip gelmişti. Çok radikal bir söylem. Ağır itham da içeriyor. Öyle ki; Amerika dünya’nın neresinde ne kadar dolar’ı var, bilir diye bir öngörü var. Bu öngörüye, nerde ne kadar silah’ı var gibisinden bir öngörüyü bütün ülkeler için ortaya koyarsak; sonuç twiti atan hanım efendi’nin…
-
ÇIKIŞ
Çıkış arar insan! Hem de her gün. İnsan olmanın, sorumluluk sahibi olmanın mesuliyeti. Hayvanlar rahat tabi ki. Onların öyle bir sorumlulukları yok. Ama; her gün yeni bir sorunla karşılaşan veya kendine sorun çıkartan insan’ın en büyük meselesi; çıkış. Zıplama trambolini gibi bir şey. Bulunduğu durumdan kurtulma. Her hâlükârda bir yol bulma. Ya da oluşturma. Her…
-
Bir Yol
Çıkış için en önemli şart; kendin olmazsan çıkamazsın. Aslında bunları böyle arka, arkaya yazarken; kendime, kimselerin duyamayacağı şekilde haykırdıklarımı yazıyorum. Belki böyle rahatlarım diye! Daha önce defaatle çıktım. Şimdi de yapabilirim gayreti. Bir yol! Ama; mutlaka bir yol…
-
Tekerrür
Tarih tekerrürden ibarettir; ibret alınsaydı tekerrür etmezdi diye beylik bir söz var. Aynen öyle de; insanların hayat akışındaki yaşanan değişkenlikler, birbirine büyük ölçüde benzerlik gösteriyor. Ömür ilerledikçe aynı şeylerin tekrardan vizyona girmesi gibi bir şeyler yaşıyorsun. Eskiden beğenilen şarkıları nostalji diye bize yutturam sanatçılar gibi, hayat ta bazan bize nostalji yapıyor. Önemli olan ilk sefer…
-
Nefret ve Sevgi
Sevgi ve nefret arasında ki çizgi; kılıç’ın en keskin yeri kadar incedir. Birinden diğerine geçmek veya; birinde kalmak arasında ki sınır çizgisi, ihlal sayılmayacak nisbette küçğktür. Yani; tek yumurta ikizlerini andıran aynılık. Nazım Hikmet ile alakalı öncesinde Mevlana’ya methiyeler düzen mısralardan sonra, sosyalizm’in yılmaz bir müdavimi olması veya; son dönemecini almadan önce bilinen Necip fazıl’ın…
-
Türkiye
Türkiye de değişen bir şey yok. akp eliyle istedikleri her şeyi rahatça yapıyorlar. Belki; bir dönemde bizim elimizle bir şeyler yapmışlardı! Sisteme baş kaldıran kim ise, başını gövdesinden ayırıyorlar. Ama; bu kahbeliğin kendi mahallenden olduğunu zannetiğin kişiler tarafından yapılması ve savundukları argümanların nerdeyse bizim ki ile aynı olması; insanı kahru perişan ediyor. Ne diyecek bir…
-
Güzel
Yaşamak, yine de güzel mi? Bunca hatırayı biriktirdiğin bir yaşam kesiti, insanı duygulandırdığından dolayı güzel.
-
Yorgunluk
Bedenen yoruluyorum. Araba sürmek, insanlarla diyalog kurup, elinde ki ürünlerden satış yapmak, sonra geç vakitlerde eve gelmek, araba sürerken tüketilen sigara miktarının fazlalığı bazan yoruyor. Dün; Almere’den başlayan yolculuğum, Lelystad, Zwolle, Kampen ve Deventer ile noktalandı. Yorulmuşum! Bu gün fark ettim. İşe çıkmadım. Yarın daha zinde çıkmak için. Motoru dinlendirmek gerekiyor.:)
-
Yanmak
Anlatırken yanacaksın, yakacaksın. Sözler derin yaralar açacak. Harfler mermi gibi değecek kişiliğine. Şüphelerde kalacak, savrulacaksın. Hayat, acımasız tokatlarını indirecek yüzüne. Sabırsız olacak, zincilerinden kurtulmaya çalışacak, hareket edemeyen araba gibi yerinde çabaladığından yere saplanacaksın. Aklına gelebilecek her türlü olumsuzluğu yaşayacaksın. Ama; yaşadığın müddetçe yaşamaktan vazgeçmeyecek, devam edeceksin.
-
Aşkım
Aha geldik, gidiyoruz; şen olasın Halep şehri. Yirmi bir sene olmuş; aşkım, eşim, iki gözümle dünya evine gireli. Bazan; İlk günlerimizden bu güne kadar yaşadıklarımızı konuşuyoruz. Birbirimize söylediklerimizi hatırlatıyoruz. Ben, şunu demiştim hatırlıyor musun? O, ben de şöyle demiştim diyor. Çocuklarımız olduğunda, iyi yetişmeleri için; birbirimizi desteleyelim, benim söylediğimi sen, senin söylediğini de ben destekleyim…
-
Kelimeler
Konuşacak kimse kalmadığı günden beri, kelimelerle konuşuyorum. Yazı yazmak, harfleri bir araya getirmek çocuk oyuncağı oldu. Sadece tuşlara basıyorum. Beni, ancak onlar anlıyor. Veya; ben öyle zannediyorum. Raks ediyorum onlarla. Bazan tango! İki ileri, bir geri; etrafında dön ve devam. Başım dönmüyor da değil. Evde kaldığım gün yazıların kucağına atıyorum kendimi. Beni, ancak onlar anlıyor.…
-
Yaşlanmak
İnsanı seneler mi yaşlandırır? Yoksa; yaşadıkları mı? Seneler etkendir fakat; büyük etken yaşadıklarıdır. Her hangi bir hadisenin ruh’a dokunuşu, bırakacağı etki kişi’nin hem karekter, hem de anotomik olarak yaşlanmasına sebebiyet veriyor. * Günler; zaman’ın akışını simgeler. İnsan, Hollanda’nın nehirleri gibi; hiç kımıldamıyormuş gibi gözükür ama; akıp gittiğinin farkında bile olmaz.
-
Nefes
Bugün evdeyim! Dün, gece yarılarına kadar çalıştığımdan dolayı kendime istirahat verdim. İş’e küsmemek gerek. Usanmamalı insan. Böyle düşünüyorum. Veya; kendimi böyle kandırıyorum. Aslında vucudum, bedeni çalışmaya el verse, veya; eskiden alışkanlığım olsa, bu kadar dinlenme vermem. Çalışma hayatını ancak böyle kolaylaştırıyorum kendime. Ticaret, uzun bir yol; nefes ayarlamasını doğru yapmak gerek. Yoksa soluk, soluğa kalırsın.…
-
Eski ben
Kendimi tartıyorum! Dejenere olmuş karekterimi. Eskisi kadar sert bakabiliyor muyum? Tavırlarımda ki etkileyicilik nasıl? Kaldı mı eski asaletten bir esinti? Bunları yaparken kendime gülüyorum. Bakıyorum, an itibariyle kalan çok bir şey gözükmüyor. Ama; an itibariyle. İlerde ne olur onu bilemem.
-
Ağlamak
Ağlamak; kir’i, pas’ı temizler. En gerçekçi hali çıkar insan’ın. Sarhoşlar gibidir. Aklın veya akılla davranışın mümkün olmadığı! Ağlayan insanlar yalan söyleyemez. Akılcı hareketleri olmaz. Sarhoşlaşır, ayakta bile durmakta zorlanır. Hiç söylemediği şeyleri söyler. Alkol’ün, insan’a verdiği cesareti aşılar. Korkusuzlaşır! Yollar ne kadar virajlı olursa olsun; ayağını gazdan çekmeden, gaza basar. Korku duvarlarının hepsi yıkılır. Ağlamak;…
-
KAYBETMEK…
Kaybetmenin ruh azizliğini keşfetmek. Kazanma üzerine yapılandırılmış bir kişiliğin nirvanasıdır. Kaybın kabulü! Kaybedebilmeyi sindirebilmek. Kazanmanın yanında, kaybın da mümkünlüğü. Yenilmenin verdiği ezginlikle, kazanmanın yollarını ararken; aslında yenilmiş olmanın ruh azizliğine tıpkı bir zahid kıvamında razı olabilmek. Boşvermişlik zaviyesinin yan komşusu. Meyl etmeye karşı mukavemet uygulama. Yokuş aşağı duran bir arabanın fiziğe karşı gösterdiği direniş. Sessiz…
-
Baba Mesleği
Irak, İran’a gittiğinde bir ay’a yakın eve gelemezdi. Yollar uzun, geceleri karanlık olurdu. Savaş vardı oralarda. Petrol’ün olduğu her yede olduğu gibi. Yüksek karlar, doğunun kaderiydi. Tıpkı, coğrafyasından gelen kaderi gibi. Yollar ıssızdı, kimsesizdi! Azığını dorsenin altında ki dolab’a yerleştirirdi. O zamanlar bu günler gibi değildi. Yol yalnızlıktı. Ne bir dinlenme tesisi ne de konaklayacak…
-
ANAM
Annen yok; kimsen yok! Yokluk, kıymetin son durağıdır. Kıymet, paha biçilmez bir değere ulaşır! Beynin belli bir bölümü düşüncelerinde, göz ise baktığı her yerde onu aramakla meşguldür. Tahtaravalli’nin iki ucunda olması gereken birinin eksikliğinde yaşanan mutsuzluğa benzeyen. Denge unsurunun hayatından çekilip alındığı gibi. Anne; dengedir. Rüzgarlı, yağmurlu, karlı boranlı günlerde. Mutluluğun göklere ulaştığı zamanlarda. Tebessümüyle,…
-
Stand
Yazmak istemek ile istememek arası gidip, geliyorum. Ama; kendimi alıkoyamıyorum! Daha önce denemediğim bir hayatı yaşadığımdan, her gün yeni tecrübelerle karşılaştığımdan; bu gün de yazayım diyorum. Yarın Zeist’te tanıtım standı açacağız. Sürdürülen her iş; pozitif bir neticeye ulaşır düşüncesiyle çalışmaktan, çabalamaktan geri durmuyorum. Zemin ve şartlara göre belli ayarlamalar yaparak.
-
Sevgi
İnsan hayatı safha, safhadır. Ve bütününü etkileyen en önemli dönem; çocukluktur. Çocukluk iyi geçmeli. Geçmeli ki ömrünün tamamında rahat nefes alsın. Karmaşalar, bilince yerleşen acı hatıraların eseridir. Sevgi en temel dayanaktır. Eksikliğini ömrünün sonuna kadar yaşar. Çocuklarınız sevin. Hayır, hayır! Hatta; çok ama çok sevin.
-
İhtimal
İddalı cümleler kurup, motivasyon artırıcı adrenalin enjetktesi değil ama; bir gün tekrardan başarılı bir ticari hayat yakaladığımda, ihtimal mutlu olurum diye düşünüyorum.
-
Zeist
Anam, dedem’in bir dönem ekonomisi bozulduğunda; babam’ın başkalarının biçerine şöför durduğunu bahseder; sonra da dedem’in, anam’a; babam’ı kast ederek, deli oğlana söyle; ağa oğluyum diyerek “hak almamazlık” etmesin diye tembihlediğini anlatırdı. Hak:biçer şöförlerine, köylüler tarafından verilen buğday. Gurur yapmasın; ben, ağa çocuğuyum demesin diye. Zeis’te idik bugün. Babam’ın adı oğlumla. Elimizde bulunan ürünleri tanıtmak için…
-
Savruluş
Hadiseler’in etkisinde kalan insan oğlu, haddatlar’ın elinde şekilden şekile giren demir gibi; eğilir, büğülür; halden, hale savrulur. Yazılarda karamsarlık hakim fakat; o kadar karamsar değilim:)
-
Kendim
Kendimi, kendimden çıkarsam sıfır kalmaz. Bu matematik, bizi kandırıyor hocam. Her şeyi yok etsen yokluğa bürünsen, aynada ki aksini nasıl yok edeceksin? Acıların, derin olanları sessizdir. Kimselere anlatamazsın. Kendinden bile saklarsın.
-
Bahar
Bahar’ı bekledim, Hiç gelmeyeceğini bilerek. Göz yaşlarımla ıslattım, Güneşten kavrulmuş yanaklarımı, Belki çıkar, gelir diye! * Bahar için yaşadım, Baharı yaşatmak için, Halbu ki; Sahte dünya’nın, Baharı da sahteydi, Aldandım ama; aldatmadım, Bahar’ı bekledim, Hiç gelmeyeceğini bilerek. * Zorun, zoruydu lakin; Nerden bileceksin, Çocuk aklımızla Tâlip olduk. Bahar’ı yaşamak, Yaşatmak istedim. Hiç gelmeyeceğini bilemedim.
-
Ama
Sadece yürüyorum. Yürümeye çalışıyorum! Eğer bu iş başarıya ulaşırsa; anlatacak o kadar hikayesi olacak ki! Anlatmak nasip olursa. Kimse’nin bilmediği dar, karanlık sokaklardan yürünülerek gelinen neticeye. Bir başarı hikayesi içln mücadele veriyorum. Varlığımı hissettirmek için. Ben de varım diyebilmek için. Ama; nasip olur, ama; olmaz.
-
Olmak yada
Kimse, seninle yürümeyecek bu yolda. Yalnız olacaksın! Yanılacak ama; yürüyeceksin. Yol açandan çok kapatanları olacak. Yürümekle bitmeyecek te. Yürüyecek, yürüyeceksin. Yol aşınmayacak ama; ayakkabıların, ayakların aşınacak. Bir sen bileceksin, bir de O. * Tamam diyecek misin? Yoksa; devam, bunu zaman gösterecek. Büyük oyunların adamıydın. Tatmin etmezdi seni küçükler. Eskisi gibi, eski günlerde ki gibi. Ya…
-
Sebep
Anam’ın dediği gibi; Allah, kul’u; kul’a sebep yaratmış! Sebepler üzerinden yaratmış yaradan. Sebebe riayete bağlamış.
-
Söz’ün ötesi
Sözlerin ötesine geçmek! Basit, sıradan, yalın, sade, kimliksiz, yavan… İçten, kalpten gelmeyen; sadece dil’e yansıyan sözler. Samimiyetsiz, basma kalıp, duygusuz, mimiklerden yoksun yavan cümleler. Hesap, kitapla; dil’in fonksiyonunu gerçekleştirmek için yola konulan kelimeler. Faliyetten çok sahteliğiyle öne çıkan, gereksizliği her yerinden fışkıran harfler. Sözler işarettir. Olması gerekenlerin olması namına. Fakat; asıl olan niyet ve ameldir.…
-
Yazmadım
On defa yazdım, sildim. Yazıya başlayacak uygun bir cümle bulamıyorum. Her günümü mü, hayatımı mı yoksa insan’ı mı veya hizmeti mi hepsinin önünde olması gerekirken olmayan Rıza’i İlahi’yi mi? Düzelmeyen sancılı hayatım’ın akıp gidişini mi? Arayışlarımı mı? Gün gün değişen ruh dünyamı mı? Kabına sığmayan halimi mi? Yalnızlığımı mı? Terk edilmişliğimi mi? Ana, babasızlığımı mı?…
-
Kim
İyi kim? Kötü kim? Veya kim, kim? İyi bildiklerinden kötülük görmek, tanımadığın insanlardan iyilik! Havuz problemi gibi. Bir taraftan doldurmaya çalışanlar, diğer taraftan boşaltmaya! Garip hallerin, ucube savrukluğu. Öğrendiklerini yıkıp, yeniden öğrenmek! Öğrenmenin yaşı yok derken; kast edilenin bu olduğunu anlamaya muaffak olmak.
-
Sinan
En son ne zaman, nerde; yüz yüze görüştük, hatırlamıyorum! Yozgat’a taşındıkları günden beri hep oralarda buluşuyorduk. Haber edemeden çıkmıştım ülkemden. Ülkeden çıktıktan iki sene sonra görüşmeye başladık. Biraz içerde kaldığını, şimdilerde çocuklarının başında olduğunu söylüyordu. Üç senedir, azami iki haftayı aşmıyordu görüşme sıklığımız. Onca makam, mansıptan sonra tekrardan üniversiteye başlamış, bölüm ikincisi olmuş kendine bir…
-
Coğrafya
Coğrafya acılarla yoğrulmuş. Hassas ruhlar acılara aşinalık kazanmış. Bir acı gördüğümüzde; bizden biri diye sahiplenmişiz. Her durumda bulmuşuz ya da; bizden hiç uzaklaşmamış.
-
Oruç
Oruç! Kırk günlük itikaf. Saklanmak, görünmemek. Bakmaktan, tatmaktan uzak olmak. Uzak durmak. Yemek, içmeye karşı sabır göstermek, bedeni ihtiyaçlar olduğundan dolayı hastalığa dair bir rahatsızlık yoksa kolaydır. Alışkanlık veya mübtelası olduğunuz duruma karşı sabır göstermek; sadece bedene karşı değil hem ruha hem de zihne karşı verilen bir mukavemettir. Yıkılmakla, düz durmak arasındaki çizgi; saniye’nin onda…
-
İsyan-Sabır
Gün geçmiyor ki yeni bir sarsıntının arkasında bıraktığı enkaz’ın altında kalmış olmanın ruhi bunalımını yaşamamış olayım. Karmaşalar içinde sıkıntılara düçar olan ruhum’u rahatlatacak yol aramaktan öylesine yorgun düşüyorum ki; hâlsiz kalıyorum. Bir kaç gün önce kargo dağıtmak için aldığım minibüsü satmak için koyduğum galeri’nin önünden çaldılar. Yutkunurken bile zorlandığımı hissettim. Ağır gelmişti. İsyan etmedim. Sadece…
-
Hâl
Her hâl’in bir durumu vardır. Hâl, gelmedikçe tepkinin ne olacağını kimse kestiremez. Hâl, durumu belirler. Durum, hâl ile ortaya serilir. Her nesnesi, her hâli insan oğlu için meydana getirilen dünya hayatı, yaşanılan hadiseleri yumşatmayı becerecek geniş sineler ister. Yoksa çarpışmada yere serilen bir bünyenin parçaları göze ilişir. Sabah’ın aydınlığıyla başlayan gün, gelen bir haberle siyah’ın…
-
Kırmızı
Kırmızı oda Ancak bu kadar olur türden bir film. Yaşadığı olaylardan ötürü pisikolojileri bozulmuş insanların tedavi olmak maksadıyla pisikiyatırlara gelişlerini anlatıyor. Anamla, Babam; Müge anlı, Esra erol veya evlendirme programlarını izler, hüzün dolu hallere bürünürlerdi. Çok garibime giderdi bu halleri. Haddi zatında neden izlerler ki böyle şeyleri diye içimden geçirirdim. Yani; insan, kendini zorla hüzünlendirecek…
-
İstek
Her gün; yenilmenin, ezilmenin, savrulmanın sert rüzgarlarını bütün hücrelerimde baştan aşağı yaşıyorum. Bazan bağırıyor, bazan yırtınıyorum. Başarıya giden yolun rotasını bulmak için. Bazan direk gönderiyorum söyleyeceklerimi. Daraltma diyorum. Hazinende yok değil ya, ben de istiyorum diyorum. Verecek olan sensin, koyma beni darda. Dayanamıyorum bazan, isyanın kıyılarında geziyorum. Yetmez mi bu kadar? Daha ne kadar sürünmem…
-
Umut
İnsan, umut ettiği müddetçe yaşar. Akşam umutları su alan tekne gibi batsa da, sabaha tekrardan kaldıran umutlarıdır. Hayata dair umudun kalmadığında, tabutun omuzlara kalkar. İnsanı öldüren sebeplere baksanız; herhalde en büyük sebeplerden birinin umudun tükenmişliği olduğu ortaya çıkar. Umudu olmalı insan’ın; yaşamak için, yaşayabilmek için. Umutsuzluk; ölmeden önce ölmek gibi. Umutlarımızı tüketme Allah’ım…
-
Beş
Beşinci Sene Zaman akıp gidecek. Devran döner mi bilmem? Fakat; yaşananlar, yaşandığıyla kalacak! Kimse yaşadığını unutmayacak. Farkında olmadan yanaklardan akan damlalarda gizlenecek. Ömür kifayet edip te ülkeye döner miyiz yoksa; buralar ülkemiz mi olur, muammalar anaforu? Her geçen gün küllenen hasret. Zamanla unutuyorsun; ayları, seneleri, simaları, isimleri. Sen de unutuluyorsun dur muhakkak. Gün be gün.…
-
Hâl
Hayatım nereye evrilecek bilemem. Bazan öylesine zorluyorum ki kendimi. Düşüncelerimde boğuluyorum. Kimselere bildirmeden, hissettirmeden. Yüzde tebessüm, baş dik; her ne olursa olsun gözler ufukta. Zorluyorsam da, zorlanıyorsam da kendi içimde. Yeni gördüklerimi öğrenme sayıyor, eskilerini zaten biliyordum prensibiyle. Hayatta yenilmedim; yendiklerimi galibiyet, diğerlerini öğrenme saydım diyen Nelson Mandela gibi. Yenildiysem de öğrendim saydım. Aslında öğrenmelerden…
-
Oruç
Büyük değerler atfettiğimiz ramazan ayı geldi, çattı. Hiç bir şeyini doğru anlayamadığımız dinimizin temel direklerinden olan oruç. Sevabını meleklerin yazamadığı, nefsin; ancak açlıkla terbiye edildiği mübarek ay. Açlığın verdiği şeker dengesizliğinden mütevellit ortaya çıkan gergin ruh hali. Çabuk kırılma veya parlama. Basit düzenek insanoğlunun bütün ritimlerini alt-üst eden açlık. Bu açlığa ne uğruna dayandığının farkına…
-
Kriz
Kriz gibi geliyor. Farkına vardığında gelmiş oluyor. Sorular, sorular. Cevabını bulamadığın, kendisine ulaşamadığın. Neden oluyorunu inceledeğin. Sebep-sonuç ilişkisini kafanda oturtmaya çalıştığın kriz. Hep böyle devam edip gidiyor ve gidecek. Değişen bir şey yok. Ben mi? Ben biraz salağım! Belki ilerde akıllanırım.
-
Endişe
Baştan sona endişeler labirenti. Önce; senin için endişe ederler, sonra sen. Bitiş düdüğüne kadar. Hayat’a bir isim vermek gerekseydi ”endişeler sarmalı” demek yerinde olurdu. Nelere endişe ettiğinizi bir düşünün. Sonra saymakla bitmediğini göreceksiniz!
-
Anlam
Anlamsızlaşan hayat’ın sürdürülmesi zordur. Herkes bir anlam katmak için uğraşır hayatına. Hedefler koyar. Ulaştıkça da mutlu olur daha bir sarılır. Anlamlanmayan hayat sahipleri için; sürdürülmesi mecburiyetten öte gitmeyen bir sorumluluk. Mutlu olmak için; sebepler oluşturmaktan öte bir faliyeti olmayan anlamsızlık. Hayat bazan çok zor oluyor.
-
Ömer Dündar
Ülkeden çıktığım günden beri bir şeyler karalayıp, hayata dair olabildiklerimi paylaştım. Her birini ayrı ruh dünyasında karaladığım; gerekli, gereksiz kafamı yorduğum, kendimi üzdüğüm, acımadığım hallerimin olmayışlarını yazdım. Başarıyı, başarmayı yazmak gibi bir adetim yoktu. Orda mutluluk var. Onu herkes görür ve bilir. Asıl kimsenin görmediğini, duymadığını, bilmediğini yazdım. Onun adı; hüzün, hicran ve mağlubiyetdi. ***…
-
Hırs
Gözümü bürüyen hırs yüzünden; sabrı, tevekkülü, şükrü raf’a kaldırdığımın yeni farkına vardım. Yirmi küsür gündür Burhan abiyle gezdiğim günlerin sonunda söyledi. Şükür halimize dediğinde fark ettim. Hırslar gözümü bürümüş. Ben şükretmeyeli çok olmuş. Yalandan, dil ucuyla yaptıklarımı saymazsak. Rabbim her hâlime binlerce şükür olsun. Emrine şükür ya Rabbi.
-
Doğal
Hatflerden, kelimelere, cümlelere geçiyorum. Her cümle farklı değiyor ruhuma. Arayıştayım. Hangi kelime benim ruhuma hitap ediyor diye. Her gün, her dakika. Kendimi keşfetmeye çabalıyorum. Ben kim’im? Bulurmuyum, ulaşabilir miyim bilmem? Ama; yapıyorum! Bu gün ki kelime; doğasına bırak. Yerinde bir kelime oldu. Bir buçuk saatlik Mehmet ile olan konuşmamızdan çıkan tek kelimelik sonuç. Doğasına bırak…
-
Berkay
Zil çaldı. Hazırlanan yemeği almaya gelmişlerdi. Oğlum, annesine söylemişti. Anne, abiler’e bir iftarlık hazırlasan. Paşası’nın isteği annesi için emirdir elbette; tamam kuzum diyerek kollarını sabahtan sıvamış, üç çeşit yemek, salata, tatlıyı servise hazır hale getirmişti. Hazırlanan yemekler’in sahipleri gelmiş, çıkınlar hazırlanıyor, getirilen kaplara yemekler aktarılıyordu. Yemeklerin teslim edilme süresi uzayınca kimler gelmiş diye bir bakayım…
-
Kara
Sen de çok karamsarsın diyor, Sinem. Olmayan taraflardan dem vurup; acını, ızdarıbını vurguluyorsun. Yok mu şükredeceğin bir halin? Bir de onları yazsan, bir de onları dinlesek senden. Nasreddin hoca’nın dediği gibi; sen de haklısın. Ama; çevremde, kendimde o kadar olmazlarım var ki; kolayına yazılmıyor. Hem mutluluğun para ettiği bir yazı mı var ki yazılsın? Mutluluk…
-
Öğrenci
Hep öğrenici ol. Öğrenmekten vaz geçme. Öğrendiklerinin yanında, öğrenmediklerini bil. Bir bildiğim var; o da hiç bir şey bilmediğim prensibi gibi. Öğrenmenin yaşı yoktur diyen büyük bilge gibi. Öğrenmek zorunda olan her insan gibi. Ya da; herkesten farklı olarak, öğrenme isteği dizginlenmeyen hoyrat ruhunu dizginlemek için. Yorulsan da, tükensen de…
-
Eski ve Yeni
Eskiye ait bir şeyler görünce içim sızlıyor cümlesini ilk kurduğumdan bu yana üç buçuk sene geçmiş. Hâlâ öyle; değişen bir şey yok. Eskiyi, eskiden de özlerdim. Hatta ilerde özleyeyim diye bir şeyler yaptığım da olurdu. Ama; şimdi geçen her gün çiğerimi yakıyor. Bazan yanık kokusu burnuma kadar geliyor. İş mecrasında yeni arayışlara devam ederken ayrılıklar…
-
Çakal
Mucitler veya cin fikirli çakallar çok dikkatimi celb ederler. Herkesten ayrı düşündükleri için, kendilerini ilgi çekici buluyorum. Benim böyle ilgi çekici bulmam onlar için bir şey ifade eder mi bilmem ama benim ilgimi çekiyor olma gerçeğinde bir değişim olmaz. Hizmet vermekten maksat; para’ya ulaşmak olan bu cin fikirliler her ne olursa olsun tek hedef doğrultusunda…
-
Muz kabuğu
Temel, muz kabuğunu görünce yine düşeceğim dermiş! Öğrenilmiş çaresizlik olarak geçmiş pisikolojiye. Daha önce yaptığınız aynı hatayı tekrarlamanın veya başaramamanın adı. Yapılan başarısız denemeler yine başaramayacağının habercisiymiş gibi. Fakat; denemekten de vazgeçememenin, başarıya ulaşana kadar sürecek olan korkuların adı.
-
Gece
Gece olunca hasta insan’ın hastalığı nüksedermiş! Düşünceler, dertler de öyle. Gece olunca geliyorlar aklına. Bi, bir üşüşüyorlar. Eksik kalan, gelmeyen var mı diye zihnini zorlayacak kadar. Hep gece oluyor ne oluyorsa. Gece ölüyor insan. Koyu bir yorgan. Gündüzler şen şakrak insanlar’ın dünyası. Geceler, benim gibi aklına yurt bulamayanların.
-
Rüya
O zaman neden? Neden giriyorsun rüyalarıma? Ben günde binlece kez kafamdan ulzaklaştırmak istememe rağmen! Neden öpüyorsun beni dudaklarımdan. Neden gülüyor, neden umut veriyorsun? Mücadelenin bir tarafıymışım gibi iyi şanslar diyorsun? Diyeceksen ki rüya; alma rüyalarına. Ben almıyorum, sen geliyorsun! Orhan Pamuğ’un Masumiyet müzesi romanından… Değil…
-
Salak
İstenmediğini bildiğin bir kalpten hâlâ bir beklenti içinde olmanın adı olsa gerek. Uğraşıyor olmana rağmen bir türlü kurtulamamanın da adı olabilir. Günde, sayısının hesabını tutamayacağın kadar çok düşümmeyi de ekleyebilirim. İçinden çıkamayacağın bir hâlin sarhoş müdavimi kelimesini de ekleyelim. Ama; her ne olursa olsun hücrelerimden uzaklaştırmak şöyle dursun; gün be gün ağrıları artan bir yara…
-
Yanış
Yalnızlaşırsın, Yalnızlık, senleşir! Sen, sende kaybolursun, Çareler yok olduğunda. * Seçersin, Çevrende olan, biteni. Gözlerin, kalbin seçer, Ruh’un seçemediği var mı ki? * Yanarsın, Ateş, duman olmadan. Kor olur, köz olursun, Kimselerin haberi olmadan.
-
Değişim
Yontuyor insanı, Akreple, yelkovan; Birine suç yıkılacaksa! Hepsinin sebebi saniye, Değişiyor; Yerler, yurtlar; Gençlikler, yaşlılar. Alıyor yerlerini birbirlerinin, Yer değiştirir gibi.
-
Dpd
Abi sa, bir kaç yerde iş denemem oldu fakat malesef muvaffak olamadım. Malum; halden, hale evrilmiş olmak benim için biraz zorlaştırıyor uyum sağlamayı. Sizin ora benim için iyi bir imkandı. Neden diyecek olursanız; sevgi, saygı çerçevesinde gelişen bir ortam olacak diye ümitlenmiştim ki, şu anda aradığım tek şey de bu zaten. Başka yerlerde malesef böyle…
-
Saf
Dürüstlüğün bitmez bir hazine olması yanında az bi siyaset bilseydim; hayatımı bu kadar zorlaştırmazdım. Düz olmanın, budaksız olmanın zorluğuyla boğuşuyorum. Herkes kadar ben de biraz yandan, biraz insanların duymak isteyeceği cümleleri kurabilseydim. Bu kadar düz olmasaydım! Söylemek istemesem de, biraz göründüğüm gibi olmasam, hile bilseydim çok farklı olabilirdi yaşantım. İnsanlar’a, menfaati icabı yaklaşanlar gibi olsaydım,…
-
Uyku
Uyudum! Anam’ın evinde kine denk miydi biemeyeceğim ama; uyudum. İki kere uyandım, üç kere uyudum. Hani uyumak istiyordum; istediğim gibi uyudum. Uyanmak isteyip, istemediğimi bilmezcesine; ölüm sessizliğinde uyudum. Aslında; yalnız kalmanın duruluğu içerisinde, derinliği sonsuzluğa dayanan şekilde uyudum. Kalabalıkların veremediği huzuru sanki bulmuş gibi. Azlığın verdiği huzurla. Yokluğa, yok olmuşluğa uzanır gibi. Sessizce, sakin; her…
-
Son
Usandığında anlıyorsun, hayat’ın vehim veren her halinin yitirdiği değerlerini. Kayboluyor kıymet verdiğin her şey. Suya düşen planların, hayallerin arkasından baka kalıyorsun. Hırslar, motivasyonlar torbaya dolar gibi doluyorlar. Silüetler bir, bir siliniyor gözlerinden. Boşluğa kilitlenen bakışların anlamsızlığı çöküyor boğazına. Soluğun düğümleniyor ciğerlerinde. Son nefesin kabarcıklarını andırırcasına! Dönüp duruyorsun etrafında; etrafında döneceğin bir mefkuren kalmadığında. Usandığında anlıyorsun!…
-
Var-Yok
Hayat; hikayeden ibaret! Bir varmış bile demeden yok olmak. Unutulmak! Varlığını isbat etmeye çalışırken yokluğa kanat çırpmak. Aslında; daha başlamadan bitmek. Kendini kandırmak! Başkalarına sıra gelmeden. Avutmak! Boyun eğmek. Acı çekmek. Sonsuzmuşcasına hayallere kapılmak! Sona erdiğinde; çaresiz fark edişe gark olmak. Çalışmak, çabalamak. Bir hiç uğruna! Her gün bir adım daha yaklaşmak. Seni bekleyen toprağa!…
-
Gül
Sen okumadığın günden beri, yazdıklarımdan da zevk almıyorum. Yazdıktan sonra seninle enine, boyuna değerlendirme yapamadığımdan; kuru geliyor yazılar. Boğazıma takılıp, kanatıyorlar. Bazan girip baktığını görür, okuduğunu anlardım. Şimdi; hasret bıraktın. Sen de yazmıyorsun bu aralar. Her ne kadar benim yazılarıma iltifat etsen de; senin yazıların’ın müptelasıyım ben. Her şeyi özletme üzerine dönüyor dünya son dönemlerde.…
-
Babam ve bayram
Ciddi adamdı Babam. Ama; bayram sabah ki ciddiyeti ayrıydı. Bayram’ın hassasiyetine yakışır şekilde hazırlığını yapar cami’nin yolunu tutardı. Biz de peşine takılırdık. Bu hâl, yaşımız ilerlemiş olmasına rağmen devam etti. Namaz’a başlamadan önce göz ucumla cemaat’in arasında Babam’ı bulur, ciddeyetini bir kez daha gözlemlerdim. Çok ciddi adamdı! Şaka bile yapmazdı. Mütebessimdi fakat; laubali değildi. Aynı…
-
Düşüncesiz
Karete kit diye bir film’den hatırlıyorum yanılmıyorsam. Öğrencisini yetiştiren sensei, film’in bütün özetini iki kelimeye sıkıştırıyordu; hiç düşünce. İfade ediliş şekli ile çok ta zarif gözükmese de, deriliğini kimsenin çözmeye muvaffak olamayacağı değerde olan bir kelime! Hiç düşünce, düşünme aritmetiğine gem vurmuş, düşüncelerini zapt edebilmiş veya etme gayreti içerisinde ki insan’ın hâli. Karmaşık ve çok…
-
Nefes
Arada bir görüştüğüm Orhan hoca, senin meditasyona ihtiyacın var dedi. Yoga gibi mi diye ben ekledim, gülmemek için kendimi zor tutarak! Yani; sayılabilir aslında diye gayet ciddi bir şekilde cevapladı. Nasıl olacak peki diye ciddi bir soru da benden gelince; nefes kontrolü iyi olur, denemekte fayda var sözüne binaen bir kaç gündür aynı ciddiyet içerisinde…
-
Halka
Yeni şeyler keşfediyor insan! Hem de her gün. Öğrendiklerini yeniden öğreniyor. Bu sefer başka şekil ve açıdan. Nefes’i duracak gibi oluyor. Öğrendikleri’nin yanında yeni öğrendiklerinden. İhmallerini anlıyor. Yerine getirmeyi unuttuğu veya bu güne kadar hiç yapmadığı sorumluluklarını! Halkaları birbirine karıştırdığının farkına varıyor. En yakında ki halka yanında dururken, uzak halkaların peşinden koşmanın vehametiyle sarsılıyor! Fizik,…
-
Alışkanlık
Alışıyorsun, her şey’in değişmesine. Şartlara, duruma, pozisyona. Düşüncelerin de yeni duruma göre şekil alıyor. Kabul etmediklerini, kabulleniyorsun. Yeni biri oluyorsun…
-
Enkaz yığını
Eskiden hayal ederdim! İsterdim ve olurdu. Son dönemlerde olmamaya başladı. Hatta tersine gittiği de söylenebilir. Hayallerimi torbaya doldurmak istemiyorum. Fakat; bazan hayal etmekten bile korkuyorum. Çünkü; hayallerim beni çok zorluyor. Ya ulaşmalıyım, ya da; elimden kaçıp giden her hayalin ardından enkaz kalıyor. Enkazın altında ben.
-
Başlıksız
….. olanlar anlarlar. Anlarsın sanmıştım! Ya da ben anlatamadım. Anlardın aslında, ben anlatabilseydim. Cahillik işte. Bilmediğimin cahiliydim. Fakat öğrenmemek gibi bir ayıbım yoktu. Öğretseydin madem. Ne sen öğrettin ne de ben anlatabildim. Ama bildiğim bir şey vardı o da; ya bir gün sen öğreteceksin ya da bir gün ben anlatacağım!
-
Kalp, Akıl
Yazmak, avare adam işidir. Zihni boş ama; gönlü dolu! Boş kaldıkça değil, doldukça yazar. Dolunca taşar, taştıkça yazar. Dünya değil yazdığı; kalbin, aklı ile buluştuğu yeri yazar. Birbirine uzakmış gibi dururlar ama; insanda ki, iki en önemli hazine. Biri sezgi, diğeri realite. İnsanı oluşturan gerçeklik…
-
Çaresizlik
İnsan’ın çaresizliği diye bir şey yazmak icap etseydi; bildiğini zannetmek derdim! Bilmenin sonsuzluğunun yanında bildiklerini, bilmek saymanın çaresiz dökülüşü. Mutlak bilgi diye bir kavram insanlık tarihinde yer almamıştır. Sürekli değişen, yenilenen bilmek; bir sonra ki gelene yer açmak için orayı işgal edegelmiştir. Bir müddet sonra eski bilmekler rafa kaldırılıp yenisi tezgaha konmuş. İnsan hiç bir…
-
Kader coğrafyası
Coğrafya’yı acıyla yoğur, yıllar sonra filmi’ni yap; böylelikle geçmişinle helaleş. Çok fena oynuyorlar insan aklın’ın hücreleriyle. Kime ait olduğu belli olmayan ülkeyi bir dönem kemalistler’in (ne demekse) bir dönem ülkücüler’in ( bu da ne demekse) sonra da, aç tavuk misali anbar’a dadanan hırsızların sahipliğine ver, her dönem zulme uğraması gerekenlere zulmü yaptır, yüreklerini kanat, canlarını…
-
Bitecek
Yazmalarım bitmez benim. Bitse de bitmez. Bitsin diye bekledim ama; bitmiyor. Uzun süre devam edecek gözüküyor. Birbirimizi kandırıyoruz, bitecek, geçecek diye. İşte bu yüzden benim yazılarım bitmiyor. Eğer düşünceler hafiflese bitecek. Hafiflemesi bir tarafa, artarak devam ediyor. Her ne kadar nasır bağlasa da! Bitmiyor benim yazmalarım, çizmelerim. Yazmasam ayrı bir dert! Yazmam da ayrı. Sandığa…
-
Yön
Denizde yön yoktur, Yağmurda ıslanmaktan gayri, Göz yaşlarım bana, Ben onlara küstüm. *** Çok olurdu eskiden, Alamazdı önünü kimse, Güven bittiği günden beri, Ben, göz yaşlarıma küstüm. *** Deniz anlatır her şeyi, Yalan nedir bilmez. Yaş’ın geldiği yer gibi, Bazan; o da küser bize.
-
Sen
Suyun mermeri delmesine ısrar denir. Vazgeçmemeye, İstikrara, sürekliliğe! İnat’ın biraz daha ergonomik hali. Olması için can hıraş çalışma. Hedefe konulan gayenin büyüklüğüne göre. Bırakmak istese de bırakamama. Refleks gibi. Yapmak zorunda olmak. Mecburiyet. Fıtri bir durum. Zorlayarak olmaz. Kendinden olmalı. Israr; ancak istiyorsan olur. Diğer türlüsü, sana ait olmayan bir şarkıya playback yapmaktır. Seninmiş gibi…
-
Tükeniş
Her şey’in bitip tükendiği gibi, yazmalar da tükenecek. İhtiyaç bitecek. İnsan’ın, nefese ihityacı kalmadığı gibi. Her şey bir hacet’in karşılığıdır. Yaşam; tutkuların tükendiğinde, tükenir. Yazmalar da öyle. Dünya bir karşılık yeridir. Ne ekersen onu, ne yaparsan karşılığında yaptığının karşılığını bulursun. Dünya bir tarla. Burda da buralardan sonra da karşılaşılacak olan dünyada yapılanlar olacaktır. Değişmeyen tek…
-
Anlayamadıklarım
Anlayamadıklarım… Benim anlayamadığım, hâlâ hizmete yapılan uluslararası durumu; erdoğan, perinçek v.b bir sıkımlık canı olan dürzüler’e atfetmek cehaletini sergileyen basiretsizliğin devam edegelmesidir. Bir taraftan da konu’nun tamamen sahibi pozisyonunda ki; Avrupa ülkelerinden, Amerika’dan medet istercesine onlara çaresizliğini anlatmaya çalışan zeka noksanlığına da hayranlığımı gizliyemiyorum. Cambaz’a bakıtıyorlar. Cambazı boş verin! İp’in ucunu hangi dürzü tutuyorsa cambazın…
-
Avrupalılar
Avrupalılar; En küçük bir durumda bile kendi hakları ihlâl edildiğinde, en yüksek perdeden tepki veren; başkaları’nın canını okuyacak kadar hata yaptıklarında sırıtrak özür dilemekten sıkılmayanlar topluluğu. Dünya’nın bu gün ki halinin sorumluları…
-
Uyuşmazlık
Ahmet kaya gibiyim! Bir sabah anne, bir sabah çıka gelebilirim diyerek günler geçiriyorum. Sevemedim buraları! Beş senesini devirdiğim sürgün hayatım’ın Ahmet kayalı günleri. Ben yandım siz yanmayınlarla. Olmuyor, olmadı. İsyan yok ama; benimsiyemiyorum. Bir de can taşımanın, bilinmiyen yansımalarının bilinmezliği. Can, ruh; ezginliği ödemek zorunda kalanlar. Vucut; neticenin yansıma tahtası. Her bir çizginin akseden buruşukluğu.…
-
Dönüş
Zihnimi meşgul etmekle meşgulüm. Düşünmemenin en kolay yolu bedeni yorgunluk. Yoruyorum! Ruh yorulmasın diye bedenimi. Ben’ini yormak istemeyen, bedenini yorsun. Yoksa düşünceler ben’imi yoruyor. Yıl’ı unuttuğum da oluyor bazan. Ama; ay’ı ancak gök yüzünde ki güneş ile anlıyor, günlerden hangi gün olduğunu hiç bilmiyorum. Şaka değil! Çünkü; önem sıralamasında veya; hangi gün olmasında ki gereken…
-
Can
Can usanıyor bazan. Bazan yoruluyor, yıpranıyor, yanıyor, yalnızlaşıyor, caresiz kalıyor, düşünüyor; geleceği, geçmişi. Can çıkmadıkça hepsini yapıyor. Can hergün farklılaşıyor. Her gün dibe batıyor. Can yoruluyor be azizim…
-
Dondurma
Bu gün hayatım’ın en güzel dondurmasını yemişimdir desem abartmış olmam. Doksan adres vardı. Son iki adres kalmış onlara da vaktinde varıp bitirmenin telaşesi içerisinde ilerlerken; bir çok kez önünden geçip, her geçtiğimde şurda bi dondurma yesem diye içimden geçirdiğim yerde. Bu arada bir aydır kargo dağıtıyorum(ne iş yaptığıma dair not bırakıyorum ki, ilerde hatırlayabileyim). Hava…
-
Yorgunluk
Yorgunluk… Yorulmakta buldum! Bulmak istediklemi. Düşenememe’nin verdiği huzuru. Aklın ferahlamasını, kalb’in ritmini. Yorgunlukta buldum yazamamanın iç rahatlığını. Yazmamayı, yazamamayı. Ama; yine de bir not olsun diye bırakmak adına karalamayı. Yoruldum! Yorgunum. Uzanıp yatacağım…
-
Kabul-Kamil
Kabul etmezsen, kamil olamazsın! Olanı olduğu gibi sindiremezsen, yol alamazsın. Şartlar arasında en kavisi; kabulleniş. Yaşadıkların, yaşayacakların değil; asıl olan şimdi ne yaşadığın. Anı yaşamayan geleceği göremez. Her hâl an’ın içinde ki sırlarda saklı. Ân’ı yaşayan, hâl’i kavrar. Hayat yorar insan’ı. Fakat; yormaktan var bir maksadı. Kâmil insan olmak fırsatı. Yanmakta bulunların erdiği liman. Yorulmaktan…
-
Devletin çocukları
Devlet denen aygıt’ın çalışma mekanizması belli daireler içinde gerçekleşip, devam edip gider. Gün içerisinde olup, biteni değerlendirirseniz; hiç bir zaman doğru bir bakış açısı yakalayamazsınız. Devlet’in çocukları vardır. Gün’ü geldiğinde onları kullanır, istifade eder sonra tekrar lazım olduğunda yine faydalanır. Onlar da devlet’ten yararlanırlar. Devlet’in sahipleri vardır. Hiç bir zaman bunlar, hükümetler olmamıştır! Hükümetler; insanlar’ın…
-
Girdap
Bu şehir girdap gülüm, Girdapta mehtap gülüm; Feleğin bir suyu var, Su değil kezzap gülüm. İnsanlar’dan usandığım günden beri, yalnızlığın mavi dalgaları’nın köpükleri arasına daldım. Her ne kadar dalgalardan ağıza kaçan sular kezzap gibi olsa da…
-
Gece
Gece’nin karanlığı aydınlatır mı insan’ın yolunu? Bu ne ahmakça bir beklentidir karanlıktan! Akıl uzaklaşmış ise baştan; ahmaklıktan öte yol yoktur…
-
Döngü
Hayat’ı bir cümleyle özetlemek gerekseydi eğer “DÖNGÜ” kelimesinin cuk diye oturduğunu görecektiniz…
-
Hedef
Çıktığın merdivenleri, geçtiğin yolları; tekrardan geçerken ilk gün ki bakıştaki şaşkınlık olmuyor artık. Sadece daha önce izlediğin bir film’in heyecansız sahnelerini andırıyor. Heyecan yok fakat; teyakkuzdan vaz geçemiyorsun. Sahneler bilindik! Ama yine de ihtimam. Başlangıç bazan sıfır oluyor, bazan bir. Ama; başlayacak bir yer arıyorsun. Önce kendini, sonra yerini; sonra da olup bitenleri kabullenip başlayacağın…
-
Klark Kent
Süpermenlik’ten, klark kent’liğe. İlçe’yi, il’i veya ülke’yi değil; dünyayı değiştirecektim. Çok büyüktü hedeflerim. Ve ben; bu hedefler için her şeyimi ortaya koyuyor, fazlası içinde fırsat kolluyordum. Dünya’yı bilindik dönme yönünden tersine çevirmeye and içmiştim. Ne gerekiyorsa da canım pahasına ortaya koyuyordum. Hedefte süpermen gibi dünyayı tersine çevirmek olunca ancak böyle olabilir diyordum. Başka türlüsüne de…
-
Karışık
Karışık… Her hâl bir sebeb’in gereksinimi olarak insan üzerinde vuku bulur. Anne karnında ki bir çocuğun, el ve ayaklarının ancak dünyaya gelince anlayacağı faidelerini, dünya üzerinde iken, binbir zorluklarla elde edilen tecrübeler’in sadece bu dünya’ya ait olarak mı kalacağı merakıyla yaşayacağız. İnsan her şeyi tecrübe ederek öğrenir. Veya tecrübe etmişlerin deneyimlerinden istifade ederek. Peki onca…
-
Bayram-Kargo
Bayram namazı’nın akabinde dağıtıma çıkılan kargo dağıtımı diye hatırlıyacağım bir kurban bayramı. Çok şeyler hatırlayacağız, eğer ömrümüz olursa.
-
Yazmak için
Yazmak için yazıyorum. Yazmasam da olur ama; yazmak için. Çok ta içimden gelmiyor. İçimden gelse de dışa taşan bir şey bulamıyorum. Bazı şeyler yazmak istiyorum ama; sonra onlardan da vazgeçiyorum. Belki de daha önce yazdığımdan dolayıdır. Yazacak bir şey kalmadı belki de. Yazmak isteğinin azalması da cabası. Bir sebeb bir müşkül olmalı. Şu anda bulamıyorum.…
-
Drop
Beyaz perdeye yansıtılan filmler gerçek hayatla örtüştüğü veya gerçek hayat’tan alıntı yapılarak çekildiği zaman etki miktarı yüksek olabiliyor. Bir dönem hızlı bir hayat yaşamış, sonrasında sıradan bir hayata uyum sağlamak için uğraşan ama; bir türlü kendini o türden bir hayata kabul ettiremeyen, sessizleşen fakat; içinde fırtınalar kopan türden adamlar olur ya; öyle bir hayatın parçası…
-
İtalyanlar
İtalyanlar, Avrupa milletleri içerisinde en doğal, en sıradan ama en farklı olanıdır. Arkada duryor gibidirler fakat; yaptıkları işlerle hep en önde olmuşlardur. İkinci dünya savaşından sonra tekrardan ayağa kalkmya çalışan İtalya’nın öyküsü”Vespa”. İtalyanlar bir çok yönleriyle Türkiyelilere de benzerler. Asi, inatçı bir o kadar da aile içi birliktelikleri kuvvetlidir. Risk almayı mücadeleyi bilirler. İtalyanları diğer…
-
Dağınık
Yapacak çok işi olup ta, bir türlü başlayamayan; beceriksiz ev kadını gibiyim. Aklıma gelen yazıları bir türlü yazmaya başlıyamıyorum. Hizmet’e ait meseleleri rafa kaldıralı çok oldu. Halledemediğim meselelerden vaz geçeli bir zaman mühleti kadar. Geleceği düşünmeyi bırakmak, yorgunluk hasıl olduğu günden beri uzak kaldığım hasletim. Fakat; son beş sene’nin nerdeyse haftasını sektirmeden adet haline getirdiğim…
-
Sistem
Sistem, herhangi bir şirketi, işletmeyi veya bir ülkeyi ayakta tutan yegene unsurdur. Sistemde belirsizlik, kara delikler, insiyatif var ise; malesef o yapı çökmeye mahkumdur. Bilinmeyen, belli olmayan, kim’in; kim olduğu, kime çalıştığı meçhul bir yapı belli bir müddet yoluna devam edebilir. Sonrası; herkesin birbirine suç isnat ettiği, ayrılıklar rüzgarı’nın en derin şekilde hissedileceği kopuşlar. Ölçü…
-
Yetinmek
Yetinmek, hayat’ın sana verdiği kadarıyla. Bilsen de, bilmesen de! Öğrenmenin yolu; düşmek, kalkmak olsa da. Öğretiyor hayat sonunda, elde ki kalanıyla. Zorlama’nın bahtsız akibetinde. Umutlara tutunmanın, umutsuz yollarında…
-
Akıl, delilik…
Birincisi herkeste bulunan donanım, ikincisi ve üçüncüsü belirli insanlara verilmiş ihsan. Delilik te mi? Evet! Deli diye adl ettiğimiz insanlar belki de bizim müşahade edmediğimiz dünya ve ötelere ait bir çok şey’e matufturlar. Bilememek le beraber, ihtimallerin en yükseği ile inanıyorum. Delilik makamı’nın bu dünyada çok değer görmemesi hasebiyle, asli meselemiz olan zeka konusu dünya’nın…
-
Tekil
Yalnız doğar, yalnız yaşar, yalnız ölürsün! Ne doğarken, ne yaşarken, ne de ölürken kimse yanında olmaz. Var zannedersin! Fakat; yalnızsındır. Yalnızlığı, Rabb’e atf ederler. Lakin; kendi yalnızlıklarından bi haberdirler. Yalnız düşünür, yalnız konuşur, yalnız karar alırsın. Yalnızlığını, yalnız kaldığında anlarsın. Kalabalıklar içinde olman durumu değiştirmez. Senin içinde, senden başka kimse yoktur. Sen, seninle; baş, başa…
-
Karmaşa
Güven kazanmak yıllar alır, kaybetmek bir kaç dakika. Beynim sorular harmanı. Bilinmezler içinde, bir bilineni bulmak. Yanlış ile doğru arasında ki ince çizgide kayboluyor. Doğru veya yanlış dediğimiz şeyler göreceli mi peki? Doğru diye öğrendiklerim’in doğruluğunu sorgular iken! Kaybolan zaman’ımı geri alabilir miyim? Yoksa onlar da benim gibi yokluğa yelken mi açtılar? Giden, gittiği yerden…
-
Nakarat
Aynı nakarat. 1990 kışı’nın ilk günlerinde askeri mekteb’e başladığında, sabahları hopörlerden yayılan şarkının vurgulu kısmını belkide bu günlerde benim için okurdu dayım’ın gülü. Yarısı bayat, hep aynı nakarat. Günlük rutinim öylesine nakarattan ibaret ki; bazan çok bayat geliyor. İş’e git, geri gel, ekmeğini ye ve yat uyu. Nakarat bundan ibaret.
-
Onlar
Hayat’ı; geçim, kazanç, makam çerçevesinde hedefleyen dar kafanın çocukları olan bizler! Dünya’nın tamamına düzen verip, bizleri istedikleri gibi hizmetlerinde kullanan onlar. Zekamız’ın noksanlığından istifade edip, bizleri istedikler gibi yönlendiren, süründüren, yok eden, öldüren onlar. Ve bütün bunları belli söylemler üzerinden tekrardan kendimize kabul ettirmeye çalışan dimağlar haline getirilmiş bizler. Kabullenişten öte hiç bir tepkisi olmayan,…
-
Yalnız
Sessizliğe bürünüyor zihnim, Ruhum’un yalnızlığında! Kalp, kafa bir olmazsa, Yalınızlık düşer bahtına…
-
Durum
Civanın yoğunluğu gibi yoğun fakat; akışkanlığı kadar akışkan olmayan düşünce dünyam. Ümraniye çöplüğünde ki patlamaya benzer bir grizu patlaması bekler gibi bekliyor. Patlayıp, ya ortalığı dağıtacak ya da; beynini!
-
Muhasebe
İnsan’ın kendini haklı görme açısı, tamamiyle vicdanını ikna edecek gerekçeli sebepler uydurmasına bağlıdır. Ne kadar sebep uydurabilirse, huzura o kadar hızlı ulaşır. Mesela; benim nazarımda en adi meslek hırsızlıktır(tayib’i kastederek söylemiyorum). Gerçekten de öyledir. Ama; gel gör ki, o işi yapan şahsa sorsanız vicdanını rahatlatacak ne kadar sebebi vardır. Saymakla bitiremez. Vicdanı rahatlatmak; kişinin öğrendiklerini…
-
Asıl olan
İddalı şeyler söyleyeceğim. İddam’ın temeli; gördüklerimden anladıklarım. Anladıklarımı, anlatmaya çalışacağım. Dünyaya düzen verenler var. Hem de canlarının istedikleri gibi. Bir düzlemin içinde ki bilye’yi; bir aşağı bir yukarı yuvarlama kolaylığında yapar gibi yapıyorlar. Dünyada meydana gelen her türlü terör faliyetlerinin de; FAİLLERİ olarak. Terör, bizzat öncelikle bulundukları devlet’in, bir hayat kadın’ın dan peydadıkları fakat; hiç…
-
Yanlışlar
Tilki’nin kırk türküsü varmış! Kırk’ı da tavuk üstüne derler. Benim ki de bir aşağı, bir yukarı aynı! Son beş yılını yaşadığım hayatım; bundan önce ki yaşadıklarımı sorgulamakla geçiyor. Dönüyor, dolaşıyor eski defterleri karıştırıp duruyorum. Çok mühimsenecek bir tarafı da kalmadı gözükse de, bende bu kuyruk acısı olduğu müddetçe; bu konulara ucundan, kıyısından dokunmasam edemiyorum. Test…
-
Sukunet
Sukunet; sesiz kalmanın, bir şey söyleme ihtiyacını hissetmemenin, haline razı olmanın; kafa, kalb bütünlüğünden ziyade ruhi sessizliğin insanda vucut bulmasıdır. Deniz’in ortasında veya bir ada’da yalnızlığı bir nefes gibi ciğerlerine doldurmak istercesine solumanın farklı bir hali. Kendini, kimselere hissettirmeden yaşama tutunmanın yeni adı. Kimseler, senin farkında olmasa da olurun yaşam tarzı. Kalb’in ritimlerinin yavaşladığı; nefes…
-
Yarım kalan
İhmal ettiğim roman’ım! Yazmayı ihmal etmiş olmama rağmen, haddi zatında çok istediğim, fakat; bir türlü kendimi veremediğimden yazmaya devam edemediğim roman’ım. Sürekli aklımda yazacaklarımı planlanlayıp depoladığım, haleti ruhiyem’in müsadesizliğinden ötürü terkip edip takdimine ulaşmaya hali hazırda muvaffak olmadığım roman’ım. Efkarım’ın bulutları her ne kadar seni bana getirmese de, bilirim ki bir gün ben, sana mutlaka…
-
Fanus
Bir fanus’un içinde yaşamış. Ta ki; fanus kırılıp ta gerçeklerle veya gerçek dünya ile yüzleşene kadar fanus’un üzerine nameler, güzellemeler dizip kendisinden çıkmayı, ayrılmayı hiç düşünmemiş, aklın’ın kenarından bile geçirmemiş. Ta ki fanus kırılana dek! İlk başta korkup fanus’u tekrardan bir araya getirme gayrtine kalkmış, sonra; aslında hiç bir şeylere değişmelere kıyamadığı fanus’un gerçeklerini görmeye,…
-
Huzur
Bazan yirmi kilometre’nin üzerine çıkıyor koşularım. Ama; on kilometreninde altına düşürmüyorum. İşten sonra da olsa gözümün yaşına bakmıyorum. Koşacaksın diyor, yola düşürüyorum kendimi. Eskiden olsa top oynamaya giderdim. Şimdilerde elimde kalan ve en sevdiğim spor faliyeti koşmak. Koşunca enerjimşn kalanını da harcayıp huzura eriyorum. Huzur böyle bir şey….
-
Nietzsche ağladığında
Nietzsche ağladığında! Bir seneye yaklaşmıştır belkide, telefonuma indiripte psikoljimin müsaitsizliğinden dolayı okuyamadığım. Bir kaç haftadır yaşam’ın kıyısında diye bir kitabı; hiç hoşlanmıyor olmama rağmen bitirmek için uğraş veriyordum. Sonunda mağlup oldum ve uğraşımdan vazgeçtim. Yeni kitap, dediğim gibi; hatta ne zaman indirdiğimi bile tam hatırlamıyorum fakat; son bir senenin içinde olduğu kesin! Bu gün başladım.…
-
Hali ahvalim
Sigara günlük hayatım’ın küçük bir parçası. Beş sene önce Çad’a çıktığımda severek içme seviyesine getirdiğim alışkanlığım, son bir kaç aydır azaltma veya az içme yönlü tezahür etmekte. On adet’i aşmamaya çalışıyorum. Kargo dağıtırken arabaya almıyorum. Son paketin arkasına koyuyorum ki; ancak işin sonuna geldiğimde ulaşabiliyorum sigaraya. Eve çıkarken de almıyorum. İki adet alıyorum yanıma. Birbirimizden…
-
Aldanış…
Geriye çekilip bakıldığında oyundan öte bir şey olmayan hayat’a karşı verdiğimiz mücadeleleri gördükçe, sadece şunu diyorum; salağız! Çok klişe, yoksa; çok mu sloganist oldu? Hadi be ordan mı diyorsunuz. Haklısınız da! Ama; malesef öyle. Salağız! Kendimizi aldatıyoruz. Sonra da başkalarını. Aldandıkça, aldatıyoruz. Aldatılmış olmanın verdiği acıyı başkalarını aldatarak kapatmaya çalışıyoruz. Hayat; başlı başına bir aldatmaca.…
-
2022
Bazan yaşam’ın kıymetliliği veya her anı’ın değerli olduğu duygusuyla yapacağım işleri öylesine önemli bir şekilde yapmaya çalışırken; bazanda hiç bir şey’in önemli olmadığı inancıyla; başluğa çakılan iki göz’ün sahibi bir ahmak gibi oluyorum. Buralara gelişimizi kıymetlendirmek için düzenlediğimiz senelik kutlamalardan vazgeçeli iki sene oluyor. Hollanda veya Avrupa’nın nezdimde ki değerini kaybedeli bir kaç ay. Hepsi…
-
Babam
Onbirinci sene! Dünyalık yaşamını terk edeli beri. Ahiret diye ifade ettiğimiz kavrama yelken açışının onbirinci senesi. Son nefesini verdiğinden beri geçen zaman. Bu gün toprağın altına, son istiratgahına koyduğumuz gün. Bir bitişin başlangıcı. Ayrılığın, göz yaşına karıştığı. Babam’ı dünya gözüyle gördüğüm son gün bundan onbir sene önce bu gündü! O da, babasından sonra ki her…
-
Motivasyon
Hayat, bisiklet sürmek gibi; pedala bas karşıya bak. Yapmazsan düşersin! Eğer ayağını yere koyacak kadar vakit bulma şansın varsa, belki düşmekten kurtulursun. Veya; düşsen bile her fani gibi tekrardan ayağa kalkma gayretine kalkışmaktan başka bir yol’un elinde olmamasıdır. Kalkmak ve tekrardan pedala yüklenmek zorundasındır. Düştüğün yerde ağzın açık, aval aval bakma şansın yoktur. Kalkacaksın! Kalkmak…
-
Güç
Gücünü kaybetmek, söz’ün etkisini yitirmesi veya kendine olan güvenin dejenere olması; hepsinin toplamı “güçsüzlük”. Tekrardan eski konuma gelir mi yoksa aynen devam eder mi? Onu ancak zaman gösterir. Fakat; inancım şu yönde ki, her mücadele mutlak surette bir hedefe ulaşır. Bundan önce hep ulaşmıştı! İnancımda anlık düşüşler yaşasamda; istikametten ayrılmak söz konusu olmuyor. Yola devam…
-
Kemalat
Zihni erişkinlik, ancak doğru beslenmeyle mümkün! Yazılan her kitap ve mecmua’ya aynı mesafede, ön yargısız bakmak kaydıyla erişilebilir. Deist, ateist, sağcı, solcu kavramları ne kadar saçma bir yaklaşımsa; benden, bizden kavramları da o kadar saçmadır. Aslında bütün kitaplar isimsiz yazarsız basılsa. Belki o zaman, her kitabı ön koşulsuz okuma şansına erişebiliriz. Her düşünce kıymetlidir. Bir…
-
Yalanlar
İngiliz ve Faransız’ın kurduğu devleti vatan, üçyüz elli yıl tebamız olan; Yunan’ı düşman, Anadolu’da ev komşularımız olan; Rum, Ermeni ve Süryani’yi kan düşmanımız olduğu yalanlarıyla büyüdük. Kürd’ü hain, Alevi’yi zalim bilerek kundaklara sarıldık. Geçilmediğine inandığımız, Çanakkale’den ellerini kollarını sallayarak giderlerken Osmanlı’nın son hanedanını da yanlarında götürdüklerini unutarak büyüdük. Bir neslin et tahtasında doğranır gibi doğranışını…
-
Baba
Baba olmak, sadece biyolojik olarak çocuğun spermlerine sahip olmak olsaydı; günümüz dünyasında bu tür hizmetleri sunan bankalar bulunmazdı! Yani, herhangi bir anne adayı isterse ordan da bu tür bir hizmeti satın alabilir. Baba olmak başlı başına bir mesuliyet ve yerine göre de büyük ustalıktır. Baba, çocuğu’nun ustasıdır. Kız veya erkek fark etmeden. Anne’nin yeri ayrıdır.…
-
Hayal-Hedef
Hayeller mi önce gelir? Yoksa hedefler hayalleri mi tetikler? Yada; hayeller hedeflere ulaşmamıza yardımcı olan metafizik gerilim midir? Önce hedef belirlenir; sonra hayeller ulaşılacak olan hedefin süslemesini yapar. Nasıl varacağını, vardığında yaşayacağı hazzı daha şimdiden mutluluğunu paylaşacağı dostlarına tebessüm eder. Bir Türkiyeli kaidesi mi yoksa tüm dünya insanlarına ait bir söylem mi bilmiyorum ama; hayal…
-
Özlem
Hayat, doğru cevapları belli olmayan sınav. İnsan, hayatına dair seçimleri bilerek yapmaz. Toplum, kültür hazır olan seçenekleri onun önüne koyar. Seçebilecekleri, seçeneklerin içine sıkıştırılmıştır. Zaman, ucu törpülenemeyen elmas kesici. Aynı hızla sürekli yoluna devam eden. Önüne geleni öğütmüyor, yok ediyor. Bilinmezin kollarına gönderilen geçmiş. Bir yanımız geçmişle yaşar. Özleyerek, özlemle yâd ederek…
-
Kadın
Biraz komik, bir o kadar da ciddi görünen dünyaya geliş sebebi ve gideceğimiz yerde ki büyük hedeflerden (erkekler için) biri olan “kadın” meselesi. Bunu eşimle bazan konuştuğumuzda kendimi tutamam gülerim. Erkekler’in düştüğü içler acısı durumu gördükçe (ben de bir erkek ırkındanım). Adem’in, İnsanlığın dünya’ya gönderiliş sebebine katkıda bulunan Havva ile atmosferden intikallerinden bu güne kadar…
-
Tutulmak
Hayatım’ın son iki buçuk senesinde yaşadığım çalkantılı ruh halimi birebir ortaya koyan bir kitap okudum. Nietzsche ağladığında! Breur ve Nietzsche’nin yaşadıklarıyla birebir örtüşen aynı olay. Bir kadına tutulmak! Yazarken bile korkuyla yazıyorum. Son iki buçuk senede yaşadığımı ömrümün hiç bir döneminde yaşamamış biri olarak. Bir kadına, ben de tutuldum. Belki de aynı onlar gibi kafamda…
-
Dördüncü Senem
Yazmasam olmaz! Dört senesini geride bıraktığım Hollanda serancamemi. Ortalama bir insan evladının yeni bir ülkeye ayak uydurma süresi; beş senedir. Toprağın, onu; onun, toprağı tanıma süresi. Yapı taşımız olan mayemiz. Bizi meydana getiren algoritmanın kökü; toprak. Önce toprağına alışıyorsun, sonra hava ve suyuna. Anasır-ı erbanın üç temel unsuruna. Burda ısı, sıcaklık veya ateş kavramı yok.…
-
Terapi
Psikolojik terapi online olur mu? Oluyormuş! İki seans veya iki doz aldım. Son okuduğum kitap ta psikolojik bir travma’nın savruluşunu anlatıyordu. Yalnızlığın katı temsilcisi Nietzsche’yi ağlatan! Terapi, içinizde düğümlenen kelimeleri dökecek yer ararken bulduğunuz dipsiz kuyu. Boşaltabileceğiniz kadar boşalttığınız veya kustuğunuz. Aklımla, dil’im arasında ki mesafenin kısalığı da buna destek sağlıyor. Şimdilik ben anlatıyorum, hoca…
-
Feza
Uzay, evren, kainat. Hepsi de sonsuzluğun ifadesi. Uzaklıklar ışık yılı ile ifade ediliyor. Bir ışık yılı yaklaşık dokuz trilyon kilometre. Gök yüzü veya altı, boşluk. Samanyolu galaksisi’nin dışına çıkabilmek için ihtiyaç duyulan ışık yılı mesafe birimi; ikiyüz bin yıl. Uzun bir yolculuk. Muhteşem sonsuzlukta, insanlar gibi canlılık gösteren bir organizmaya rastlanmadı daha. Bu ara uzay…
-
Dördüncü doz
Bu gün müsattim, dördüncü doz’u aldım. Hoca her seansın sonunda nasıldı, ne dersiniz görüşmemiz hakkında diye soruyor? Konuşmak iyi geliyor hocam diyerek cevaplıyormuşum her defasında. Başlarken de görüşmelerimizden ne bekliyorsunuz diye sormuş? Bi beklentim yok hocam, konuşursak iyi gelir demişim!Konuşuyoruz şimdilik. Değişik taleplerle gelenler oluyor dedi. Mesela dün biri geldi -hocam kendime olan güvenimi artırmak…
-
DPD
Pek değerli mesai dostlarım. Mesailerimiz hep bir dostluk havasında geçti. Kimin yardıma ihtiyacı var ise bir diğeri hemen onun yardımına koştu. Sizlerle altı ay mesai yaptığım için kendimi bahtiyar adl ediyorum. Gerçekten güzel dostlara sahip oldum. Bana karşı da hep anlayışlı olduğunuzdan dolayı müteşekkirim. Sizlerle daha fazla devam etmek isterdim fakat; kendime tanıdığım süre bu…
-
Hayat
Hayat bizatihi zordur. Mutlu olmak, zorluklara karşı göğüs gerip, başa çıkabilmektir. Kimse hayatını gül, gülistan yaşamaz. Bazan hayat kaldıramayacağınız yoğunlukta gelir üstünüze. İşte burda kişinin farklılığı ortaya çıkar. Başlangıçta çözümsüzlüklere çözüm bulmak, hayatı zorluklardan bigane kılmak. Sonrasında karar verebilmek ve irade sergilemek. O zaman mutluluk elinizin içinde olur. *** Yazıdan bağımsız olarak, her gün kendi…
-
Zihin
Zihnin çöplüğünde eşelenmek! Seni, sana bırakmayan bir data. Olabilecek bütün bilgisayarların tamamından daha fazla data barındıran; zihin. Bilgisayar’ın işi kolay! Lazım olan bilgi istendiğinde senin hizmetine sunmak için hali hazırda ki data’dan bilgilendirme yapmakla mükellef. Ya bizim zihin denilen datamız, senin istediğin veya istemediğin her şeyi bilincin arkasından alıp göz retinası’nın önüne getirmesine ne demeli?…
-
Kamuoyu
Komuoyu! Yaklaşık dört ay önce oturduğumuz ev’in arka tarafında ki yeşil alana, belediye; okul yaptırmak istediğini bildirdi. Tabi ki bunu duyan mahalle ahalisi olay’ın vuku bulmaması için elinden gelen her şeyi yapmaya başladı. Facebook sayfası kuruldu, istisnasız bütün evlere okul’un yapılmaması gerektiğini bildiren afişler ve NEE yazılı bez pankartlar asıldı. Mahelle sakinlerinin tamamından imza toplandı…
-
Yaşam
Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen hemen her nasıla dayanabilir! Varoluşçu pisikolji’nin temeli. Veya ben öyle adlandırıyorum. Zorlu hayat patikasında ilerleyebilmenin bir yolu. Kendine bir hedef koymak. Sıradan, basit değil. Gerçekten bir hedef! Gerçek bir sebep! Sıradan insanların ki kadar sıradan olmayan…
-
İrade
İnsan’a bir isim vermek gerekseydi; saçının her telinden en aşağıda ki baş parmak ucuna kadar “ irade” derdim! İnsan, iradesinin neticesini yaşar. İradesiyle yaptığı bütün tercihlerinin. Tercihlerinde yalnızdır, yaşarken de! İradesiyle karar verdiği yanlışların acısı içini kavurur. Kendine döker içini. Dökse de anlamaz kimseler. Başı, ellerinin arasında; kendiyle konuşur ancak; kendisiyle dertleşir. Tercihlerine bakar. Sonra;…
-
İMTİHAN
Bir hafta içinde altı imtihana girdim. Sadece birinde başarılı olabildim. Zor bir hafta oldu benim için. Hala da devam eden bir hafta. Zorlanıyor muyum? Evet! Fakat bununla beraber bir dönüş arefesine girmek için uğraşıyorum. Cahilliğiyle müsemma ben, cehaletimi gidermeye çalışıyorum. Öğreniyorum! Hem de her gün. Yeni yeni şeyler. İyi bir baba, iyi bir koca olmak…
-
Laf
Büyük laflar ediyorum bazan. Boyumdan, cürmüm den daha büyük. Sonra söylediğim lafların altında kalıyorum. Altından kalkmak için çok uğraştığım laflar.
-
Odak…
Bir şeye fazlasıyla odaklanmak insanı yorar. Tek bir şeye değil birden fazla odaklanın. Alternatifleri mutlaka olsun. Olmazsa hüsran olmasın. Alternatifler üzerinden devam edebilme şansınız devam edebilsin diye.
-
Tefeül
Yoruluyor insan! Ben de yorulmuşum. Bir seneyi aşkın zamandır soluk almamışım. Bir şeyleri yakalamak sevdasıyla. Yorulduğumu fark ettim bu gün. Bir senenin içinde saçlarım daha çok ağardı. Risalei nur’dan tefeül yaptım. Uzun zamandır elime almıyordum. Sayfayı sonuna kadar okudum. Son cümleye kadar zülme tarafgir olmanın müslümanca bir tavır olmadığından bahsediyordu. Fakat son cümle, bir selam…
-
GÖKHAN
Değmen benim gamlı yaslı göynüme ben bir selvi boylu yardan ayrıldım ayrıldım. Ayrılık bir hüzün, ayrılık yağmur dolu duygu bulutu.yaşınmışlıkları tekrardan hatırlama,hüzne gark olma ve yalnız kaldığını hissetme.gönlünde ona ayırdığın yerin büyüklüğünü görme,ancak ondan ayrıldığında farkedecen derin bir boşluğu anlamanın adıdır ayrılık.akşam olunca caddelerde gayesiz,nereye gideceğini bilemeden dolaşmanın,gözleri dolup dudaklarını ısırıp ıstırabını yüreğine gömmenin,ufka hedefsizce…
-
Sûkunet
Allah istemezse hiç bir şey olmaz. O istemezse hiç bir şey yapamazsın. Hırslarıma yenik düştüm. Bir şeyler ararken Rabbimden uzaklara düştüm. Her hırs yaptığımda bir kez daha yüz üstü kapaklandım. Rabbimi untunca korkar oldum. Kimden yardım isteyeceğimi bilemedim. Bir şeyler öğreniyor zannederek hiç bir şey öğrenemedim. Hırslarımdan kendimi yedim. Sakinliği sukuneti unuttum, öğrenemedim. Göz yaşlarıma…