Anlam ararız! Anlamlandırmak isteriz. Mana katmaya bir mana oluşturmaya çalışırız. İsim koymaya gayret ederiz! Sebep, gaye buluruz. Olmazsa olmazımız; UMUT. Acıkınca bölüp bölüp yediğimiz koltuğumuzun altında ki ekmeğimiz! Her şeyimizi kaybederiz ama; yaşadığımız müddetçe umudumuzu asla. Bir umuttur yaşamak deriz. Ufkumuza, umudumuzla tutunuruz. Tüm şartlar aleyhimize dönse, dönmeyen tek savunma kalemiz. Bir kez daha doğrulup tekrardan gayrete geçme motivasyonumuz; umut. Kalp, her attığında “umut,umut” diye atar. Her açılıp kapandığında umutlarımızı yeniden yeşertir, gözlerimizi yeniden ufka dikeriz. Yeni, yeniden der; ayağa kalkar, tekrardan dikiliriz. Hiç kaybetmeyiz onu! Umuttur insanı yaşatan! Öldüren umutsuzluk. Umutlarımız olur yada; bir umudumuz! Her tepen’in ardında bizi bekleyen. Vazgeçmeyiz! Hatta vazgeçemeyiz. Vazgeçersek; hayattan vazgeçeceğimizi biliriz! Yaşadıkça, hep yarınların hayalini kurarız! Yarın’ın, bugün’den daha iyi olacağı düşüncesi bizi ayakta tutar! Tüm olumsuzluklara tüm zorluklara rağmen. Bir umuttur hayata tutunmak. Veya; umut insanı hayatta tutar. Bu güne kadar umutsuzluk hiç olmadı. Son nefese kadar da olacağını düşünmüyorum. Umudum olduğu müddetçe de; yarınlar, bugün’den daha iyi olacak. Solmayacak, solduramayacaklar! Bir umuttur yaşamak! Ya da, umutlu insanlar ancak yaşar! Diğerlerini yaşıyor saymayın.
Yorum bırakın