KİMSE KIZMASIN…

Kimse kızmasın lütfen! Ne gerek vardı böyle bir yazıya da demesin. Ama, dert depreşince yazdırıyor. Bana da zor geliyor yazmak. Ne yaparsın, elden gelen ve de  son kalan dert dökme kurnası. 

Anlaşmıştık kızmak yok. Yazacaklarım da yanlış ta yok! Sadece, bakışta ki açı farklılığı.

Müsadenizle.

Yirmi üçten sonra başladı. Cumhuriyet’in yaşı ilerledikçe modası günden güne arttı. VATAN HAİNLİĞİ! İstiklal marşını yazan Akif, Mısır’da geçirdi ömürünün ahir günlerini. Soluğunu kesmek isteyenlerden kurtulmak için Moskova’da aldı soluğunu Nazım. Bir çıkış aradığı milleti için kominist olarak dünyasını değiştirdi. Köy köy, mezra mezra gezdi Tahir Kemal. Gördüklerini romanlara döktü. Döktü de ne mi oldu? Bir müddet soluğu dört duvar arasında almak zorunda kaldı. Ülkesinde yaşam hakkı elinden alınan  Sebahattin Ali, bari özgürlüğümü kurtarayım derken canından oldu meriç’in kenarında. Şimdi nerden çıktı bu koministler demeyin! Akif’i başa koydum! Daha din ve diyanet için canını ortaya koyanlardan hiç bahis açmadım. Üstlerinden tank gibi geçen kürtlerden, mübadeleye maruz kalan rumlar’dan, ayrımcılığa tabi tutulan alevi’den de bahis açmadan devam edelim o zaman. Yoksa liste bildiğiniz gibi değil. Yirmiüç’ten beri halkının en az yarısını hain ilan etmiş bir ülkenin listesi tüm yaşamış bireyleri hesaplarsak;  galiba çok yapıyor ben hesabın içinden çıkamadım. Çıkan varsa lütfen yorumlara yazsın. 

Düşünmenin suç olduğu bir ülke! Veya eski tabir ile söyleyecek olursak “YASSAK HEMŞERİM”.

Yasaklarla etrafını sarıp korkmanı istiyorlar. Korkarsan rahatsın. O zaman kimse sana değmez. Sen, zaten kimseye değmezsin. Korkanlar, rahat ve uzun yaşarlar. Vicdanlarını işe karıştırmadıkça! İstiklal marşının başladığı gibi değil mi? Korkma! Fakat korku çemberine alınan bir ülke. Sürekli halka gösterilen bir pankart…

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın