YAŞAR VEYA İNSAN

Yaşar diye yazılır “İNSAN” diye okunur. Aklı yetmeye başladığında annesiz kalmış! Herşeysiz, kimsesiz. Hayat, savurmuş savuracağı kadar. Fakat, Yaşar rüzgarın şiddetine hiç aldırmamış. Sanki bir tüy hafifliğinde, hafife almış hayatı. Ne kadar üstüne gelse de dünyanın tüm fecaatleri; kaşını kaldırıp nedendir bu bana böyle demeyi bile hadsizlik saymış! Yaşar, yaşanması gerekteği gibi yaşamış. Gösteriş, riya, kendini beğendirme gibi duygular Yaşar’ın beyin algoritmasında doğuştan mı yoktu, yoksa sonradan mı kayboldu bilemem ama; bildiğim bu duyguların hali hazırda malesef; Yaşar’ın ne gönlünde ne de kalbinde yer bulamadıkları! İnsan, menfaatini sever. Tabi bir durum! Fakat; Yaşar’ın kavram uhdesi içinde menfaat diye bir kelimeye rastlama imkanınız da malesef yok. Üzülerek söylüyorum çok değişik bir varlık! Karşıdaki ile merhaba ederken; ilk gördüğü biri de olsa öyle bir sarılıyor ki, zannedersiniz kırk yıldır görmediği bir dostunu kucaklıyor. Halbuki daha adını bile bilmiyordur sarıldığı insanın. Kalbinde ki hangi duygu, karşıdakine böyle sarılma hissi veriyor derseniz? “İNSAN” olması herhalde derim. Biz, insan değil miyiz derseniz? Onun ile mukayeseye kalkışmamanızı tavsiye ederim. Bu yazıyı yazarken bile, kendi adıma iyi yazıyorum diye içimden geçiriyorum. Fakat; Yaşar abi okuduğunda kendinden çok utanacaktır. Böylesi iltifatlar ettiğim için belki bir iki damla göz yaşı döküp şöyle seslenecektir ”Ya Rabbi, beni böyle biliyormuş bu kardeşim, ben öyle değilim ama; onu mahcup etme” diye! Yoksa; o kendini hiç öyle kabul etmez. Yani bildiğimiz bir insan varlığına çok benzemiyor YAŞAR…

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın