Geçsin diye uğraşılan bir meşkaleye meşale olmadan zoraki sürdürülen zaman mefhumu. Dakikaları, saatlerin insafsızca öğütmesine sessizce şahit olunan; akrep, yelkovan kovalamacası. Kandırmacalarla, zihni algoritmaya müdahale içerisinde, günleri aktarıp döndürme gayreti. Âzami kazançtan ziyade, âsgari ziyan doğrultusunda bir hedef varmışçasına! Sabah kalkınca “Rabbim ne yapacağım dedirmesin” diyerek bizlere dua eden eden Anam’ın, dediklerini aynel yakîn müşehade ederek geçen sekiz sene. En azından bu olsun temennisinin bile gerçekle yüzleşmeden, sönük bir ateşin gökyüzüne ulaşmadan dağılan dumanı gibi dağılan, gri bulutların altında sönen seneler. Kaşif olmasan da; keşiflerin her köşe başında önünü kesip, burdayım el sallamalarına, başında kasketin varmışçasına sağ kenar ucunu tutup selamlama eşliğinde. Sahnede vazifeli her bir aktör veya aktiristin, aslında hiç birinin bir SUAT abi etmediğini, ruhunun derin anlamları arasından çekip çıkartan seneler. Zamanın durağanlığını bozma aşkın’ın verdiği cehd ile mantığına sığmayan işlere yelken açma. Her işte olduğu gibi akim kalışını, solgun renklere bulanışını sukunet içerisinde izleme. Öğrenmeyi hep bir tecrübe saymanın getirdiği son noktada; tecrübelerin yersizliğine ve yetersizliğine şahit olma. Tecrübe denen olguyu, tecrübe edecek mecra bulamama! Canlı bir varlık olan düşüncenin değişkenliği içerisinde, santim santim savruluşlara gark olma. Ne medet umma ne de medet olma.
Hasılı vel kelam; iddayı hayatı değil de, idamei hayatı öğrenme.
BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN.
Yorum bırakın