ANAM.

Bizim hiç oyuncağımız olmadı! Tüm kardeşlerim oyuncak nedir hiç bilmeden büyüdük. Bisiklet te alamamıştı babam bizlere! Öyle caddelerde büyüdük hepimiz. Kibrit kaplarını çöpten toplar, onlarla koleksiyon yapardık! Gazoz kapaklarının içini çamurla doldurur birbirimizin kapaklarını ütmeye çalışırdık. Komşularımızın bahçeleri vardı. Bazan bahçelerini müsade almadan ziyaret etmek mutat sporlarımızdandı. Kollarımızı kırarak büyüdük. En dik rampalar bulurduk, karların arasından slalom yapmak için. Donmadan eve ulaşırsak ne mutluluktu. Çamurların içinde top oynayıpta saçımızın her teline kadar çamura bulanıp evin yolunu tutmak. Yokluk içinde! Sadece maddi yokluk. Mutluluk çoktu ama. Bizim evde Nurhanım hatın vardı! Azami disiplin ve titizlikle işleri yoluna koyardı. Her gelen yavrunun el ve ayakları yıkatıldıktan sonra içeriye alınırdı. Nurhanım Hatın pek bir prensipliydi. Somyalarını bozdurmaz, berdi yastıkların üstündeki oya işlemeli örtüleri de hep yerinde sabit dururdu. Olur da somyanın örtülerini kaydırırsak, kıçınızda tarak mı var sizin diye fırçalardı? Nurhanım hatın pek titizdi. Eskiden kar yoğun yağardı. Karda oynayıpta üşüyüp geldiğimizde. Vah yavrum buz tutmuşsunuz diyerek ellerimizi hemen koltuğunun altına alır ısıtırdı. Nurhanım hatın pek te tasarrufluydu. Gerçi bazan tasarruf amaçlı elindeki parayı sakladığı yerleri unuttuğu da olurdu ama; evin içinde olduğundan dolayı pek endişeye mahal olmazdı. Bana kırk iki yıl gibi bir süre ANAlık yaptı. Diğer kardeşlerime de takriben üç aşağı beş yukarı bu minhalde. Bizler’den ayrılalı tam olarak bu gün beş yıl oldu. Rabbim, hepimizin gideceği yer olan ötelerde zorluklarla karşılaştırmasın inşallah.

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın