Kafam karışık,
Notlar, bir umumhane kapısında bekleyen selpakların arasında!
Ya kaybolmayacak olanlar?
Hepsi bir menengiç kahbe peşinde!
İlkbaharın kokusu gelmiyor gözlerime,
Körlere bayram, sahillerde ki et pazarından,
Kim anlar, kim bakar, kim satar?
Karanlığa gömülmüş hovarda gönüllerin okkasını!
Suçlu bekler, ama; katil’in gözü yolda,
Vurmadan sormazlar faliyetin sebebini,
Kafa tasından saçılmış beyin kalıntıları,
Ne sende, ne onda ne de farede var!
Haykırmak; yüzlerini saklamayanların yüzlerine,
Be hey utanmaz derken; her kelimede tükürmek,
Öcü alınmamış her kahbeliğin intikamını alırken,
Geber bre deyus diyerek,
Gök yüzünde ki kuşların özgürlüğüne denk!
Vermez yolları, saklamış hokkabazlar;
Yalan, müzayede salonlarında en yüksek miktara satılmakta,
Orusbuluk, kahbelik; alım satımla meşgul,
Böyle mi geldi dünya derseniz?
Evet! Böyle geldi. Böyle gitmeyecek mi?
Hayır! Böyle de gidecek…
Yorum bırakın