HOKKABAZLAR…

Her şey insan’ı oluşturur! Coğrafya, toplum, toprak! Karekterini, kaderini belirler yaşadığı topraklar. Belirlenen çizgilerin dışına çıkmak pek olası gözükmese de! Bazan ayak uydurur, bazan da toplum ona. Sürüklenir herkes, rüzgarın estiği yöne doğru. Yönsüzlük çıkar bazan bahtına. Vermez fayada, pusula da.

Beslenirsin, sanki faydalı olduğunu zannettiğin haber ağından! Faydanaymışçasına! Onlar da seni oluşturur! Girdaplarına yön vermek istercesine. Farkında olmadan büyür gelişir zihninde! Her bir fikir kırıntısı. Seni, sen yapanların aslında sen olmadığını eylersin müşahade. Hepsi gündemi değerlendirir. Gün’ü, anlamlandırdığı, gördüğü gün kadardır. Ne geçmişi bilir ne de geleceği okumaktan haberdar. Yarın, yok olacak birine bina ederler tüm olup bitenleri. Halbu ki, bir gerçeği hem göz ardı ederler hem de göz ardı ettirirler. Verirler kendilerince coşkuyu! O gidince her şey düzelecekmiş havası estirirler. Ne geçmişi bilirler ne de gelecekten haberdar. Varsa yoksa kendi ikbal ve popülariteleri. Şunu dersem şöyle yankı bulur, bunu dersem şöyle teveccüh. Söylemlerinde hep gizli kalmış bir hedef! Dertleri değildir, ne zulüm gören ne de zulumkâr. Tek dertleri, kaybolan kalem ve sözleri! Yeniden keskin bir bıçak gibi olmak isterler. Yeniden isterler sözlerinde ki; okkalı etkiyi. Kullanırlar hali hazırda ki kitleyi. Yönlendirirler yönsüzlük içinde. Nere dönsen hepsi kuzey. Ne kıbleyi bulabilirsin ne de Kabeyi. Yön göstermek değil ki zaten dertleri. Kullanarak yükselmek ellerinde ki kitleyi. Hayal dünyalarında yaşar, hayal satarlar. Hayallere daldırırlar! Kendilerinin bir hayalet bile olamayacakları gerçek dünya’da. Yazarlar, çizerler! Adları yazar, soyadları pazarlamacı. Pazarladıkları kendilerinden gayrısı değildir. Yazarken konuyu, pazarlarken kendilerini satarlar. Yoksa; yoktur dertleri doğruyu halka söylemek gibi. Bildikleri, sakladıkları; benlikleri. Yüceltme derdindeler, yücelmeyen kimliklerini. Hayal satar, hayallere inandırırlar ellerindeki kitleyi. Onlarda ki hadsizliğin sebebi; her bilgiyi sorgusuzca kabul eden kitlenin düşüncesizliği. Üç kağatçıların ikbali, kitlenin önü alınmaz kabullenişliği. Etmeseler kabul, son bulur bu tarrakayı davul.

Ziyanı akıl eyleme ey mübarek; ben, sana senin anlayacağın şekilde anlatayım. Zihnini besleyen (fikir dünyanı) bilgi akışını belli medya hokkabazlarına bağlama. Özellikle kendini hizmet’ten yana olduğunu idda eden zatı muhteremlere! Her yeri oku. Her düşünceye açık ol. Belki gelişir o zaman efakarı umumiyen…

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın