Her davranışın bir nedeni vardır! Herhangi bir davranışı gerçekleştiriyorsanız bunun temelinde bilinç altında oluşturduğunuz sebepler, sizi o davranışa doğru gitmekten alıkoyamaz. Bir devleti, devlet yapan, onu bir araya getiren; halklarıdır. Halk yoksa; devlet yoktur! Yani; devlet mi halk için yoksa halk mı devlet için sorusu aklınıza geliyorsa? Halk dediğimiz kavram’ın en bariz özelliği ise; sağduyusudur. Yani; MENFAATİ…
Sistem yozlaşmış ve halk seçeceği yöneticiyi sistem için değilde, menfaatine uygun şekilde arıyorsa, buna sağduyu denir.
Halk seçtiği siyasileri de, yöneticileri de hep bu denklem doğrultusunda seçer. Kim, benim menfaatime uygun! Menfaatine daha uygun birini bulduğunda veya menfaat denkleminde hali hazırdakini yetersiz gördüğünde; değiştirmekten çekinmez.
Bu tür davranışlar insan psikolojisi açısından nasıl isimlendiriliyor bilemeyeceğim. Fakat; ben, sağduyu veya menfaat olarak adlandırıyorum. Bir taraftan da kimin ne olarak adlandırdığı umrumda da değil. Tezimi, birilerinin dediğinin üzerine bina etmek, bana her zaman çok iğreti gelir.
Halkımız, yine sağduyusunun sinyallerini vermeye başladı. Arayış içerisinde olduğunu, menfaatine en uygun yöneticiyi aramanın peşine düştüğünü göstermeye başladı. Hadi be nerden çıkardın? Seslerini duyuyorum oralardan. Ben çıkrmadım! Sağduyuyu takip ediyorum. Veya; sağduyu sahiplerinin yıllar sonra da olsa benim ile irtibata geçmek için facebook aracılğı ile bana arkadaşlık göndermelerinden anlıyorum. Her gelen arkadaşlık teklifini böyle değerlendiriyorum. Bunca senedir selam vermeyenler bir anda benim farkıma varmaya başladılar. Bayram değil, seyran değil! Enişte’nin bu faliyeti nedendir? Tamamiyle sağduyu kaynaklı.
Memleketim menşeili ilk başta gelen arkadaşlık teklifleri biraz dostluk koksa da şu son iki günde aldıklarım tamamen sağduyu merkezli. Peki, ben bu sağduyunun neresindeyimde kendimi böyle bir zehebe kaptırıyorum? Benim eski memleketim tarım ile geçimini sağlayan bir ilçedir. Ve tarımsal ürünlerin kendi ilçemde çevre il ve ilçelerinde ki fiyat baremlerinde, alım satımlarında yüksek derecede etkinliğim vardı. Güçlü ve ciro yönü ile kuvvetli idim. Esnafların tamamının geçim kapısıydım. Bana sormadan hiç biri mal alıp satmazlardı bile. Abartıyor gibi gelebilirim. Düşündüm. Hepsinin ticaretlerinde benden fikir aldıklarını dün gibi değil bir beş dakika kadar öncesi gibi hatırlıyorum. Ticaretimi övmek için mi anlattıyorum bunları. Kesinlikle hayır! Ben de bir sağduyu merkeziydim! Onlar, siyasi veya yönetici olarak boy gösterirken; ben de ekonomik bir merkez halindeydim. Ben, tıkandıkları her noktada işlerine yarıyordum. Belkide; altı buçuk senedir yüksek miktarda eksikliğimi hissetmişlerdir. Adil olsaydı diye çok defa akıllarından geçirip, eksikliğimi her zarar ettiklerinde damarlarında ki alyuvarlarında hissetmişlerdir. Çok işlerine yarıyordum çok. Benim tekrardan ülkeye döneceğim konusunda ümitlenmeye başladılar. Döndüğümde onların işlerine yaramaya başlıyacığım günleri sabırsızlıkla bekliyorlar. Fakat; benim veya benim gibilerin dönüşü için bir müddet daha zaman var. Gittiğimde de herhalde ticarete de bulaşmam. Burda ki yapacağım işlerime odaklandım. Bir de; burda da başarılı olmak istiyorum kaynaklı bir sebepten de olabilir. Aynı başarının insan’a sunacağı farklı bir mutluluk olmadığından mütevellit. Yeni bir şey denemek istiyorum. Yeni başarılar.
Burdan ulaşmak istediğim temel konu şu; malum yirmi bir senedir ülke yönetiminde bulunan hükümet’e yol gözüktü. Çok aksi bir durum söz konusu olmadıkça da; sağduyu sahipleri tarafından böyle olacağı öngörülüyor. Tüm bekleyenlerin gözü aydın olsun. Benim için önemli bir gelişme değil. Siyasi figüranlar değişse de, devlet yine aynı devlet…
Yorum bırakın