Zaman çok hızlı ilerliyor. Arkaya dönüp bakma fırsatını bile vermiyor. Baktığında flulaşan yaşanmışlıklar. Belli belirsiz. Beyazlaşan saçların arasına saklanmış hatıralar. İçinde patlamaya hazır gezegenler taşırken, sönmüş yanardağların sessizliği. Yarım bırakılmış başlanmışlar. Uhde olarak kalan tamamlanmayanlar. Zaman çok hızlı. Ayak uyduramayacak kadar.
Zamana ayak uydurmak diye bir kavram’ın anlamsızlığı çöküyor göz kapaklarına. Yorgun ve manasız. Mânasızlığın altında mâna arayan yokluk işçileri. Bulabildikleri sadece hiç. Bulabilecekleri de! Helezon’un bir başından girip diğer ucundan tahilye oluyoruz. Yaşıyoruz amansızca. Sonu yaklaşan anlıyor, sonlu yaşamı. Genç iken anlaşılmayan gerçeği.
Hedefleri oluyor insan’ın. Biri diğeri den farklı. Ulaştıkları oluyor, ulaşamadıkları.. Uğruna göz yaşı döktükleri.. Ama; hedefinden hiç vazgeçmedikleri…
Yorum bırakın