Sürgün
Zorla topraklarından çıkartılmak. Ölümü gösterip kaçmaya razı kılmak. Toplum nezdinde şeytanlaştırıp; toprağından, toplumundan uzaklaştırmak. Sürünsün diye sürgüne göndermek.
Yazı, okkalı olsun istiyorum. Bir cümle yüzlerce mana barındırsın. Sürgünü anlatmaya yetmesin kelimeler! İçimi dışıma çevirmişçesine anlatmak istiyorum. Sürüldüğüm, sürgün günlerimi. Çaresizce, ülke aramak için çıktığım yolculuklarımı. Acemice yeniden hayata başlama çabalarımı. Cümleleri baş aşağı tutup anlatmak istiyorum. Kan, tepesine yürüsün cümlelerin. Benim beynim’in döndüğü gibi onların da dönsün. Sadece yazıp geçmekle kalmasın harfleri. Yan yana gelirken tren kazasında üst üste çıkan vagonlar gibi üst üste çıksınlar. Harfler ya yere yapışsa yada hepsi göğe doğru uzanan bir “İ” harfi olsa. Anlarlar işte o zaman sürgünün ne demek olduğunu. Harfler, kelimeler, cümleler bir türlü anlamıyor. Ya da anlamamazlığa vuruyorlar. Ama; ben biliyorum onlara ne yapacağımı. Acı, merhamet et diyene kadar ayaklarından yukarı asıp bekleteceğim. Belki o zaman anlamaya başlarlar. Benim, bütün kimliğim değişti, biraz da onlar yamulsun bakalım. Belki hakkıyla bir yazı yazmak için daha bir intizamlı davranırlar. Harfler yerli yerinde durur, kelimeler; cümlelerin önünü açar. Uzaktan; oralar, buralardan iyi demekle olmuyor işte. Adı üstünde “SÜRGÜN”.
Yorum bırakın