Yazı

Bismillah;

Yazılar karalamaya çalıştım.Belki bir gün, bu yaşadıklarımı unutmaya başlar isem,hepsi bir not olarak kalsın diye.Akıl ve zeka,insana bir yere kadar destek sağlar.Tarih ve müktesebat;ikisinin de yanı başı el kitabıdır.Hayatın kullanma kulavuzu gibi.Aklın,düşüncenin olgunlaşıp istikametli karar vermesinde etkin rol oynarlar.Eskilerin tabiriyle;hafızai beşer nisyan ile malüldür.Unutmamak için.Söz uçar,yazı kalır…

Dünya yaratıldığından beridir;yazılan kitapların haddi hesabı yoktur.Yazdıklarımın bir kısmını medyayı sosyalde yayınlarken;bir kısmı da bende mahsus kaldı.Yayınladıklarımın hiç birini kaldırmadım.Yazdıklarım bana ait doğrulardı.Arkasında durdum.Bir gün bir delikanlı sormuştu;Abi sen niye yazıyon böyle,amacın ne demişti?Ben de omuzumu silkeleyerek”ne biliyim,bu da bir ihtiyaç işte” demiştim.Evet;yemek,içmek gibi ihtiyaç oluyor bazen.

Yazdıklarımın nerdeyse hiç birini imha edip yok etmedim.Yazarken bazan usul bilmemezlik,softalık ta yapabiliyor insan.Keşke dediği de oluyor…

İmla,dil bilgisi bilmem!Okurken soluk alması veya beklemesi gerektiğini hissettiğim yere uygun olduğunu düşündüğüm noktalama işaretlerinden birini konduru veririm.

Fasıldan,asıl’a gidebilmektir asıl olan mantığıyla,asla odaklanmaya çalışırım.Yazı aletimde;elimde ki,cebimde ki hayatımın her noktasını işgal eden,telefon desem basite indirgemiş olacağım teknolojik cihaz.Bu alete sadece telefon demek biraz hafif kaçar.

Ziyadesiyle geceleri tercih ettim.Sakin ve duru.Zihnimi gündüzden odaklamaya çalıştım.Önce kafamda mizanpajını olşturdum.Sonra;gecenin ilerleyen saatlerini.Yalnızlık ve sukunet.

Konuşan,düşünemez.Düşünen de konuşamaz.Konuşmak için;önceden düşünmek gerek.Kafanızı karıştıran düşünceler var ise;o zaman da konuşamazsınız.Yazı da böyle;yazmak istiyor iseniz duru bir ortamdır;ideal şart.

Yazdım,yayınladım.Sanki;sabah yayına yazı yetiştirmeye çalışır gibi.Geceden sabaha kadar dört tane yazı yazdığım oldu.Sabah ta yediyüz kilometrelik bir yola gidecek olmama rağmen.Yazmam gerektiğine inandığımdan dolayı.Kadri bilinsede,bilinmesede..

Her yazımı tekrar,tekrar okumuşumdur.Kargaya yavrusu,şahan görünürmüş misali.Baktıkça hoşuma gittiler.Bazan de dönüşler aldım!Senmi yazıyon bunları diye?Bazan de bu NL ne demek?Biri de gaundreyi sormuştu.Nerde yazdıysam oranın ismini de altına eklemiştim.Yeri de belli olmalıydı.Kısa hayatı kendi adıma biraz ekzantirik hale getirmeye çalıştım.Meşgale eksikliği beni böyle mecralara yelken açtırdı.

Eskiden;ticaretle uğraşır kafamızı o’na yorardık.Meşguliyet olunca da bu gün ki gibi yazı mecramız çok olmuyordu.

İstanbulda lise üçte başladığımı hatırlıyorum.Evden,arkadaşlarımdan ayrılıklar başlatmıştı yazı yazmaya.Kırgızistanda geçen üç senem de ise;çok yazı karaladığım vaki.Eskiden ajandalarıma yazardım.Hepsinden ayrıyım şimdi.Her bir konunun kendine ait ajandası vardı.Seçerdim.O gün bu gündür yazar,karalarım.Bazan göz çıkartıp,baş yardığım da oldu yazılarımda…

Üç nokta işareti bana aittir.Babandamı kaldı diye sorarsanız?Hayır ama;söyleyeceklerim varda söyleyemiyorsam hep sonuna üç nokta koydum.Veya etkili olsun diye.Her yazı yazanın da böyle kendine ait noktalamaları olduğunu gördüm.Kimi çok ünlem kullanır,kimi çok nokta,kimi de iki nokta.

Her yazının bir yazılma sebebi olur mutlaka.Bazan içinizi dökersiniz,bazan da bir şeyler anlatmak.Ama her yazımı sevdim.Kirpi’nin yavrusunu pamuk tüylü yavrum diye sevdiği gibi.İnsanoğlu;kendini beğenmezse çatlar ölürmüş…

Anacığım derdi ki “İnsanların akıllarını kendilerinden çıkartıp karşıda bir masanın üstüne koymuşlar.Herkes gitmiş kendi aklını geri almış derdi”.

Vesselam.Bir yazı daha bitti.

***Resime teknolojik aletin;yazdığım ekran görüntüsünü koyayım dedim***

Saat 3:35

31.8.2019

NL

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın