Anam-Babam

Bismillah;

Babam ve Anam…

Babam; idealleri olan bir insandı. İdealleri doğrultusunda hareket ederdi. Eğitimi sever, eğitimli insana saygı duyardı. Okuyamamıştı. En büyük ideali de çocuklarını okutmaktı. Hem de bütün maddi imkansızlıklarına rağmen. Kafasına koyduğunu ne pahasına olursa olsun gerçekleştirirdi. Her çocuğun Babası, o’nun süpermenidir. Fakat benim Babam gerçekten süpermendi. Dünya kurtarılacaksa, o’na omuz verirdi. Cesurdu, gözü karaydı. Bir o kadar da yufka yürekli.

En büyük abimle başladı; ufkumuzu açma adına ilk hamlesine. Anam’ın tabiriyle “o gün için İstanbula gitmek bizim için ulaşılmaz bişiydi”. Babam ulaşılmaz olanı yaklaştırma adına; Abimi Kabataş erkek lisesine kayd ettiriyordu. Arıyor, tarıyor bir yolunu buluyordu. O gariban halinde. Zengin çocuklarının okuduğu okula Abimi gönderiyordu. Takdire şayan bir olaydı. Garibandı ama; hayalleri vardı. Babam’ın, bizim adımıza çığır açan bu hamlesi gün geçtikçe her açıdan meyve veriyordu. Abim; güneşten aldığı aydınlığı bize yansıtan bir ay gibiydi. Sonrasında amca, dayı, hala çocuklarının da okumasına vesile oluyordu. Bir taraftan da hepimizin hizmetle tanışmasına.

Eğitim denildiğinde, Babam için akan sular dururdu. Okuyana başım göl, ayağım pınar derdi. Ceketimi satar okuturum derdi.

Benim kafam matematiğe çalışır, sayısal yönlüydüm. Eğitim hayatımı hitama erdirmeden bitirdim. Çok üzüldüğüne şahit oldum Babam’ın. Olsa da nasibimiz ticaretten yanaymış. Mahcup etmedim Babamı.

Eğitime olan iştiyakından dolayı; hizmete dört elle sarılmıştı. Koştu, koşuşturdu. Son nefesine kadar eğitim sokukladı. Ufuk insanıydı. İnsandan anlardı. Gördüğü adamın notunu verir, pek yanılmazdı.

Dürüstlüğünü anlatmak ne benim ne de yazı’nın harcı. O’nu tanıyanlar gayet iyi bilirlerdi. Yardıma ihtiyacı olan her kim ise oraya yetişirdi. Yakınından, uzağına gidişinden sonra O’nun boşluğunu kimse dolduramadı…

29.9.2019

NL

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın