Anam-Babam

Bismillah;

Babam ve Anam…

Hayatı birlikte göğüslediler. Bir sabah kalktığımızda aşırı yağan yağmurdan başımıza uçan damımızla karşılaşmamızmı, sobaya doldurulan kömürün ev’in içinde tütmesimi yada sofraya konulan tek tas çorbamızmı? Tüm zorluklara beraber göğüs gerdiler. Babam uzun yola giderdi.Tır ile çıktımı bir aya yakın eve gelemezdi. Anam hem analık, hem babalık yapardı bizlere. Zordu kadıncağızın işi. Babaannem bizde kaldığı günlerde, Anam’ın bizimle ilgilenirken karşılaştığı zor durumu ifade etmek için “anam, senin çocukların önüne çelikten, demirden bir adam ilazım” dermiş. Yanisi şu; dayanıklı, yeni üretim bir alaşım. Anam öyleydi. Bizimle çok baş edemezse ; etkili üç

silahından birini kullanırdı. Terlik, oklava veya süpürgenin sert olan tarafına verdiğimiz ad ile gavur tarafıyla bizleri etkisiz hale getirirdi. Beş erkek uşağı ve nerdeyse hepsi de hiper aktif. Akşama kadar dışarda oynar eve girerken mutlaka Anam’ın kontrolünden geçer, öyle eve girerdik. Ayak ve eller bir güzel Anam tarafından yıkanılır, Anam’ın bizler için diktiği gafur pijamaları (kalın ve boyuna çizgili olan) üzerlerimize çekilirdi.Çok titizdi Anam. Evinin temiz ve düzenli olmasına çok önem verirdi. Son günlerine kadar da evine hep bişiler yaptırdı.

Babama “heriif” derdi. Babam, O’na “kekliğim” derdi. Çoğu konuda anlaşamadıkları gibi bu konuda da anlaşamazlardı. Ama aralarında ki yapışkan çocuklarıydı; bizlerdik. Her ikisi de çocuklarına karşı merhamet doluydu. Babam herbir yavrusunu ayrı, ayrı severdi. Anam; arkada kim kaldıysa, onu severdi. Durumu bozulan, hali zorda olan o’nun önceliğiydi. “Neren ağrırsa canın ordadır” derler ya; Anam da öyleydi. Hangi yavrusunun canı sıkıntıdaysa Anam’ın canı ordaydı.

Bacımız yoktu bizim.Babam çoğu zaman “bir kızım olaydı da, bitmek tükenmek bilmez borcum olaydı”derdi. Ben bir anlam veremezdim. Ta ki bir kızım olup ta anlayana kadar. Tam da anladığım söylenemez ama. Babam’ın ilk torunu kız oldu. Tûba Nur. Babam ilk kızmızla bizim hepimizi mukayese ederken şöyle derdi “beş oğlan, iki gelin (o zaman gelin sayısı ikiydi) bir de kekliğim dahil hepiniz bir kefeye, Tûba Nur’u bir kefeye koysam hepinizden ağır gelir derdi”. İlk kız torununa karşı duyduğu sevginin boyutu buydu Babam’ın. Bütün torunlarını da ayrı, ayrı severdi. Anam biraz ayırt ederdi. Bir gün abim’in hanımı” anne farkında değilim zannetme ama Dağıstanı ayrı seviyon bak” demiş. Anam; yok anam ne dediysem de inandıramadım dedi. Hafif gülerekten. Çocukları büyüdükçe zorlukları arkada kalmış, hayatlarından zevk almaya başlamışlardı.

Babamların oturdukları ev, bana ve Zafer’e kalmıştı. Ben üzerime almadım tapusunu.Kimse de almasın demiştim. Olurda bir gün Anam da bu dünyadan göçer giderse, şehir dışında ki Kardaşlarımın bir yerleri, yurtları olsun, orası Anamızın evi olarak kalsın istemiştim. Gel gör ki biz gidemez olduk memlekete. Bir gün dönmek nasip olurmu bilmem.Ama sağ kalır, ölmez de dönersek, ocağını tekrar şeneldiriz Anam’ın. Anasız, Babasız da ne kadar şeneldilirse artık…

Bunları yazarken, ne kadar da çok şeylerimizi arkamızda bırakmışız dedim.Kendi, kendime. İnsan bazan kendi, kendine konuşuyor işte…

29.9.2019

NL

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın