Anam-Babam

Bismillah;

Babam ve Anam…

Her Ana ve Baba’nın gayret ve çilesi çocukları içindir. Her şeyden önce gelir çocukları. Yemez; yedirir, giymez; giydirirler. Çocukları vefasızlık etse bile, Onlardan vefasızlık namına bir cümle sadır olmaz. Merhamet; Onlarda tecessüm eder…

Benden önce üç kardeşim var. Aralarındaki yaş farkı bir veya iki.Ben dördüncüyüm ve bir büyüğümle fark; iki yaş. Anam zaten zor gelen hayatını biraz daha zorlaştırmamak için beni gözden çıkarmış. Beni doğurmadan, düşürecek! Çok uğraştım seni düşürmeye ama, sen düşmedin yavrum derdi. Gülümseyerek gözlerimin içine bakardı. Ben de işi muzipliğe vurur;”benim inatlığım ta oralarda başlamış gız derdim” gülerekten. Anam’a takılmayı, şöyle hafif kızdırmayı pek bi severdim. Olurda durumu fark ederse “zevk etme beniminen kele” derdi. Yok gı ne zevk etmesi, falan desemde; yemezdi…

Babam’ın gidişinden sonra günde iki defa uğrardım Anama. Bi öğle namazında bir de akşam üstü. İki lafın belini kırardık, Anamla. Sözleri okkalı olurdu. Cümlede hedef yoksa diline dolamazdı. Eskilerden açardık konuyu ilk evvela.Çok hoşuma giderdi, Anamdan eskileri dinlemek. Çocukken de hikayeler anlatırdı. O anlatır ben dinlerdim. Anam’ın sesi huzur verirdi. Çok sıkışıp, bunaldığım da yanına giderdim. Eh be dünya alacağın olsun emi…

Analar’ın öncelikli yavruları; oğullarıdır. Babalar’ın; kızları. Babam öncelikli yavru tadını kendi yavrularında tadamadıysa da, torunlarında fazlasıyla çıkardı. Oğlum Dağıstan’ın yüz vermediği zamanlar olursa; yarın Büşra gelir, pabucunu dama atarım senin derdi. Yaşı ilerledikçe Babalık, dedelik yapmaktan çok dostluk yapardı bizlere. Tatillerde, bayramlarda bir araya geldiğimizde, biz içerde oturmazda balkona çıkarsak; ulen sıpalar nere gettiniz diyerek yanımıza gelirdi. Son onbir senesini beraber geçirdiğimizden dolayı, benim muhabbetim de tamamen başkaydı. Bizim ki; Baba, oğuldan çok arkadaşça, kardaşçaydı. Bir dönemde O, bana baba demişti. Bazan sitem eder; sen, benimle niye hiç ilgilenmiyorsun derdi. Ben gülerdim. Bir gün; Hadi gidelim bana bi ayakkabı al dedi ve ekledi; sen nasıl babasın? İşlerimin yoğunluğu biraz da anlayamadığımdan “yav Baba kredi

kartın, paran var cebinde kendin alsana dedim gayri ihtiyari. Babama bakınca anladım ki, Babam evladının sefasını sürmek istiyormuş. Hadi kalk gidelim deyip, nerden alalım, hangi ayakkabıcıya? Önceden zaten belirlemiş olduğu ayakkabıyı bana aldırtarak mutlu oluyordu. Babalar; evlatları’nın gününü görmek isterler. Bazan üzdüğüm günler oldu ama, biz iyi birer dosttuk Babamla…

29.9.2019

NL

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın