Medya; en büyük ,en etkili, en tehlikeli silahtır. En büyük bombanın atom bombası olduğunu varsayarsak; etki dairesi hiroşima veya nagazakiyi yerle bir edecek kadardır. Fakat bu silah, milyon hatta milyarlarca insanı öldürecek büyüklüktedir. Direk cana kast etmesede; fikir ve düşünme kabileyitini elinden aldığı için; kişiyi ölü sayabiliriz. Bir insanın canlı olduğuna dair ispatı düşünüp, aklıyla karar vermesi olduğu hipotezini ortaya koyarsak, medya yolu ile düşünebilme yetisi elinden alındığı için; artık o bir ölüdür. Düşünüyorum öyle ise, varım. Mefhumu muhalifi; düşünmüyorsam, yokum. Evet, medya insanı yokluğa sürükler.
Tüm dünyada ki medya organları belli odaklar tarafından istedikleri şekilde yönlendirilebilir. Hadi canım sende diyenlerin tepkisini duyar gibi oluyorum. Bakın şöyle izah edeyim; adamlar yemiyor, içmiyor uzaya olmadık yatırım yapıyor mekik, uydu gönderiyor; sonra sen kalk ben onların istediğinin dışında yayın yapacağım de. Yok devenin nalı. Adam o kadar yatırımı sen kendi propagandanı yap diyemi icra etti. Yaptırmazlar hacı. İstedikleri gibi yapmazsanda bir yolunu bulur kapına kilidi vururlar.
Bir operasyonun ana unsurudur medya. Önce bilinç oluşturulur, sonra medya yoluyla köpürtülür, akabinde rızası alınan halkında onayıyla her türlü faliyet devreye sokulur. Anlaşılması açısından bizim yaşadığımız sürecin parke taşlarının nasıl döşendiği bizi sonuca götürür. 15 temmuza gelene kadar son 8-10 sene içerisinde aleyhimize oluşturulan bilinç, 15 temmuzla tavan yaptırılıp; akabinde medya yolu ile köpürtülüp, necip milletin de yaklaşık olarak % 90 lık onayı alındıktan sonra; ki bu kısmı hepimiz gayet iyi biliyoruz; bu kısmı anlatmaya pek gerek yok zannımca. Bu arada bizim lehimize olacak bütün medya organlarının da bir kısmının 15 temmuzdan önce bir kısmının da 15 temmuzdan sonra kapatıldığınıda unutmamanızı rica edeceğim. Sonrasında; canlarının istediği gibi dövdüler bizi. Zalımlar; çok profosyonel. Biz mi? Daha çoook fırın ekmek yememiz gerek.
Bunu sadece bizim ülkemizde yapıyorlar zannında iseniz; kafanızı kaldırıp Mısır’a Hasan el benna’nın cinayete kurban gitmesi , Mursinin akıbetini de okumanızı öneririm.11 eylül sonrasında Afganistan operasyonunu, Kaddafiyi, Arap baharını ve ben burda saymakla bitirmeyeceğimden dolayı siz içinizden saymaya devam edebilirsiniz!
Bütün film sektörleride bunun içindir ve çaktırmadan en iyi propaganda aracıdır. Bütün filmlerde Almanlardan daha aşağılık bir millet yoktur, istisnasız. Çinliler ikinci sırada gelir. Müslümanlar sürekli terörist. Kiminle dostluklarını veya ticaretlerini artırmak istiyorlarsa veya düşmanlıklarını azaltmak; hemen onlarla alakalı dostluk dozajı yüksek filmler hazırlanıp gösterime sokulur. Son samuray bu konuda hep ilgimi çekmiştir. Sen adamlara atom bombası at, sonra yok kardaş yanlışlığınan oldu demeye getir. Japonlar yermi bilmem ama; iyi senaryo yazmış keratalar. Bununla ilgili binlercesi. Ruslarıda her zaman gayri meşru, anlaşılamaz gösterirler. Zaten öyleler demeyin, içlerinde kaldım, öyle değiller. Filmler bilinç altı oluşturmaktan başka bir iş yapmazlar. 15 temmuzda film konuları medya yoluyla cilalanan tiyatro darbe halk nezdinde meşrutiyet kazandırılmya çalışılırken, rte’nin reytingi çakılan filmi şöyle bi saksıyı sallayarak düşünürüsek, bize yapılanların kim tarafından yapıldığını da az çok anlama bahtiyarlığına ermiş oluruz.
Bunlar rte’nin beyinciğinin içinden çıkamayacağı şeyler. rte; uyumaya meyilli bir kitleyi, uyutmak için naralar atmaktan başka bir misyonu olmayan bir kişi olarakta bakabilirsiniz. Tıpkı hiç bir formatı olmadığı halde onbaşı hitlerin Almanların alnına hiç çıkmayacak bir kara çalması için vazifelendirildiği gibi. Şimdi; benim gibi bir deli de çıkmış adamların mecrasında onların aleyhine bir şeyler yazıyor. Yusuf Hayaloğlunun yazdığı bir parçayı, ki Ahmet kayanın çoğu parçalarının yazarı o idi; Ahmet abi şöyle seslendirmektedir:
“ Ceketimi yağmulara astığım günden beri, tehlikeli şarkılar söyler; dünyaya sataşırım”. Bu kadar akıllının arasına bir deli de lazım yani…
Yorum bırakın