Egemenler

Dünyaya geri çekilip baktığınız da; dünya üzerinde etkiniliği olan kaç ülke görüyorsunuz? Yirmi, otuz, kırk dahamı fazla? Yoksa iki ülkemi? Avusturalya’dan başlayıp, Japonya’ya, devamında Çin’e, Honkong’a uğrayıp, uzak doğuda ki orta büyüklükte ki ülkeri de unutmadan, Hindistan ve Rusyayı ihmal etmeden, İran’a da küçük bir sorti düzenleyip Arap yarım adasınada kuş bakışı göz atıp Afrika’nın tamamını bir bakışta anlayıp, Türkiye üzerinden Avrupa’ya geçip irili ufaklı ülkekere göz attıktan sonra Kanatlarımızı biraz daha geniş açarak kuzey ve güney Amerikayı da bakışlarınıza aldığınız da; hepsinin uzak yada yakın tarihlerin de İngiltere ve Fransa’dan başka devlet göremezsiniz! Ama Çin var diye ordan bir kaç ses duyar gibi oluyorum. Tek marifeti işçilik yapıp piyasaya ucuz iş gücü sağlayan, yenice kominizmden çıkmış, kendi halkıyla kavgalı olan bir Çin’in gücü ne olabilirse o kadar gücü var. İki binli yılların başında çıkartılan safsata bir hastalıkla (SARS) tüm ekonomisi yerle bir edilecek kadar güçlü bir Çin. Honkongu yüz seneliğine İngiltereye mecburen kiraya veren bir Çin. Rusyamı dedi birileri? Bence hiç demeseydiniz daha iyiydi! Tek gelir kaynağı gaz ve petrolden öteye gitmeyen, petrol varil fiyatları 40 dolarlara düştüğünde ekonomisi alt üst olan bir Rusyanın gücü sadece bu kadar olduğunu anlamamıza yeterlidir. Büyük işçi-amele millet Almanya damı değil yani diyenler için 1900 lerden sonraki yaşadığı süreci biraz araştırmasını tavsiye ederim. İki dünya savaşının çıkış sebebinin kaynağı ve her seferinde boyunduruk altına alınan Almanya. 1945 ten, 1952 ye kadar her türlü anlaşmaların kabul ettirilip yarısı Sovyet Rusyaya bırakılan bir ülke. Doksanlarda tekrardan sırtına almak zoru da kaldığı doğu Almanya. Bütün gelirleri yüksek ameleliklerinden kaynaklı maliyetli otomotiv sanayisi olan bir Almanya. Avrupa birliğinin bütün yükünü çeken, kendini yüksek ırk olduğu zannıyla yanıp tutuşan Almanya!

Japonya’yı da saymıyorsan yuh diyenlere siz hiç okumuyormusunuz derim. Dünyanın asi çocuğunu ikinci dünya savaşında en ağır bir şekilde cezalandırdılar. 1952 de çıktıklarında kendi sınırlarının dışında mantar tabancası bile patlatamayacak şekilde anlaşmalar imzalatarak. Ta ki 2003 te Irak savaşına asker göndermek suretiyle kendi sınırlarının dışında ilk mermilerini sıkabildilerse sıkmışlardır. Ekonomilerinin hızlı yükselişini 90 larda yapılan müdahale ile nasıl yavaşlatıldığını söylememe gerek yok zannedersem. İran’ı gidip görmediyseniz dışardan anlatılanların hepsinin yalan olduğunu anlama şansına sahip değilsiniz! Afika 500 yıldır yağmalanıyor. Amerika damı değil birader demeyin, küserim! Bütün donanımları İngitere ve Fransadan almış; kendi milleti olmayan bir ülke. Anyasası 240 yıl önce İngiliz anayasasından kopyala yapıştır şeklinde yapılmış bir anyasa olan bir devlet. Bütün vazifesi İngiltere ve Fransanın ulusal çıkarlarını savunmak olan bir ülke. Avrupa birliği bir mecburiyetin yansıması, birliğin eşşeği Almanya. Yükünü o çekiyor. İngiltere hiç bir zaman üye olmadı. Fransa hep dış dolanır. Hollanda, İngiltere ile dayı yeğen konumundadır. İngiltere, yeğenini seviyor, koluyor ve iyi anlaşıyorlar. Bu arada; Avusturalya, Zellanda, Kanada Kraliçenin valileri tarafından yönetiliyor. Devlet başkanı bile atma ihtiyacı hissetmiyorlar. Kanadanın bir kısmı (Alaska) Amerikalıların kullanımında. Yani siz anlamışsınızdır. Çok uzun yazı sıkar; sıkmamak için bu kadar…

5.11.2019

NL

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın