Dördüncü senem…
Evet.
Dört sene oldu.
Sadece seneleri sayıyorum. Beklenti ve beklemekle geçen dört sene. Hayatın, bizi karşılaştıracağı nasipleri bekleyerek, eskiye duyulan hasretle geçen. Ve daha ne kadar süreceğinin belirsizliği içinde geçen dört sene. Ben çıkarken çocuk olan kızların; gelin, erkeklerin; damat olduğu zaman mefhumu.
Çıkışımda ki sosyoekonomik durumumla, bugün ki arasında oluşan değişikliği yaşadığım hal-i ahvalim. Köprülerin değiştiği, suların çok başkalaştığı hayat serancamem. Emrine şükür dediğim piskolojik halim…
Dünya dönüyor ve bizden sonra da dönecek. Tarihe, şahsım adına düşülmesi gereken bir not olması hasebiyle; düşmem gerektiğine inandığım için yazmak zorunda hissettiğim bir vesika olarak kayda geçmesi adına beyanda bulunuyorum. Bizimle veya benimle alakası olamayan mevhum hadisenin yıllar sonra da olsa konuşulacağına binaen, benden sonra gelecek; çocuklarıma, torunlarıma; ola ki aleyhimizde konuşulması durumunda, savunabilmeleri adına küçük bir not babından olsun diye yazıyorum. O günler geldiğinde bugün konulşulamayanlar, konuşulmaya başlandığında onların da söyleyeceği bir şeyler olsun diye…
İnsanları çalıştırıp işveren durumundayken, bugün işçi durumundayım. Çalıştırdığım insanların belki kalbini kırdığım olmuştur. Fakat; hiç birinin, bila istisna kuruşuna haksızlık yapıp haklarına girmedim. Ticaretteki durumum da malumunuzdur. Bununla beraber; şimdi ki durumum, günlük panelvan bir araçla 200 ila 500 km arasında yol kateden, 2 ila 4 ton arasında ki taşıdığı malları tahliye edip indiren, asgari ücretle geçim edip çalışan biriyim. Halimden şikayet; bilakis. Lakin can yoruluyor.
Arkamdam milyon dolarları götürdü diyenlerin kulakları çınlasın…
Şimdi ki işimi de, bir şirketi nasıl yönettiysem aynı hassasiyet ve intizam içerisinde, binlerce ton buğdaya gösterdiğim ihtimam dairesinde gerçekleştiriyorum. İşin kötüsü yoktur, işini kötü yapan vardır prensibine binaen. Düşen, eksilen sadece cebim; karekterimde, izzetimde, onurumda, şahsiyetimde ve bildiği doğruları söyleme konusunda değişen hiç bir özelliğim yoktur ve söz konusu değildir. En küçük bir menfaat için bile olsa bir milim eğilmeyen boynum hala aynı durumunu muhafaza etmektedir. Yani anlayacağınız: kişiliğimde ve şahsiyetimde santim değişiklik bulunmamaktadır. Bir gün nasip olurda döndüğümde; her ne kadar yaşlanmış olmanın verdiği bazı bedensel değişiklikler görsenizde, şahsiyet olarak aynı Adil’i bulacaksınız.
Vatanımı terk ettiğim yıllarımın üstüne bir yıl daha eklemiş bulunmaktayım. Daha ne kadar sürer bilemiyorum. Her ne kadar benim bu vatan hasretime kızan arkadaşlarım da bulunuyordur mutlaka. İnsan kendi gerçekleriyle çatışmamalı kaidem gereği; gerçeklerimle çelişmiyorum. Bir Candostum; buralar aynı, senin için söylenenlerde bir değişiklik yok. Buraları da önemseme, boşver. Yazıyı da yazma dedi. Ben, onlar için yazmıyorum. Tarihe, küçük bir nokta miktarı da olsa bir not olması adına yazıyorum. Yoksa ben, onların insanlıktan nasiplerini, hayatta menfaatten öte düşüncelerinin olmadığını gayet iyi bilirim. Bundan dolayı muhatabım onlar değil…
Sonuç olarak: bende değişen sadece cebimln durumu. Onun da zamanla tekrar değişme ihtimali mevcuttur. Fakat anladığım kadarıyla sizlerde değişime uğrayan hiç bir şey bulunmamaktadır. Aynı nasipsizliklik içinde hayatınıza devam etmektesiniz…
14.6.2020
NL
Yorum bırakın