Ülkem ve İnsanları

En iyi, en güzel, en anlamlı, en büyütülesi, en gerçekçi ve en çok ben severim. Benim sevdiğim gibi kimse sevemez! En iyi ben kollarım. Siz ne anlarsınız sevmekten. Kimseyle paylaşamayacak kadar çok sever; başkaları sahiplenmesin diye çekiştirirken; sağını solunu kopartacak kadar. Herkes bir yol tutar sevgisini göstermek için. Kimi bombalar yağdırır emperyal güçlerin üstüne; neticesi yağlı ilmek de olsa. Kimi, sokaklarda megafonla insanlar toplar peşine, bir kısmı menfaatin kalesi siyaseti seçer, bir kısmı da tekkelerde kendine gelecek sırayı. Biri diğerinden fazla sever ama; kimse ben gibi sevemez. İnanmaz başkasının da kendi gibi sevebileceğine. Bırakmaz kem gözlerin insiyatifine. Göğsüne bastırırken kırar da üç beş yerinden sevdiğini, haberi bile olmaz. Sadece sever, bilmese de sevmeyi. Bekleyen, beyaz atlı prensini beklemez ama; beyaz atını alan düşer yolllara. İlla ki ben olacağım kara gözlü dilber’in beklediği. Bazan sağı öne çıkar bazan da solu. Sevdiğini göstermek için sahneye. Kara gözlü dilber yakar her ikisini de. Lavları andıran harlı ateşiyle. Sevmek zordur benim ülkemde. Çünkü sevsen de yâr etmezler ülkeyi sana. Sahibi başkası olunca; alıp götürürler önünden sevdiğini götürürler gibi. Çaresiz, bitkin, yorgun bakışların arasında…

Türkiyede ki bütün oluşumların, bir diğer yapılara karşı ülkesine beslediği duygu.

Yazar notu: İnsan’ı sevmeyi öğrenemediğimiz günden beri; kırmak, dökmekten öte olmadı yaptıklarımız…

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın