Yabancının şehri

YABANCININ ŞEHRİ…

Bütün hikayelerin başladığı gibi başlar, hayata dair yenilikler; bir gün, şehre bir yabancı gelir…

Şehre gelen yabancıdan dolayı mı değişir şehir, yoksa; değişmeye hazırdı da gelen yabancı mı tetikler, veya yabancı aslında kendini değiştirirken şehri de mi değiştirir, komplikasyonu içerisinde önü alınamayan değişiklikler zinciri başlar. Bu muamma içerisinde ki asıl oğlan; yabancıdır. Yeniliklere hazır olan şehir, yabancıyla beraber yenilenmeye başlar. Yabancı ilk geldiğinde güçsüz, ama iradelidir: muktesebatsız, ama; sebatkardır. Uykular girmez gözüne geceleri. Mecbur kalmıştır yeni şehrine gelmeye. Yaşadığı eski hatıralar gözünde sürekli tüllenir. Her gün adapte olmaya çalıştığı yeni simalar. Farklılığını hissettirir. Çünkü eskiden de farklıydı. Her ne kadar başta fark edilmese de. Ne şehir, ne de yabancı kolay benimsemezler birbirlerini. Asidir her ikisi de. İp taktırmayan yaban aygırları gibi. Biri, diğerinin sırtına binecektir muhakkak. Ne o bindirir, ne de diğeri. Sınarlar birbirlerini her fırsatta. Biri amansız çiftelerini savurur; diğeri bu güne kadar kurtulanı olmayan kemendini. Şimdiye kadar kimseyi sırtına almamış bir aygırla, bu güne kadar elinden kurtulanın olmadığı yabancı. Mücadele çetindir. Ortalık toz, duman.

Gayesini unutup, boşluğun verdiği meşguliyetsizlikle yolunu şaşırıp, bilmeyerek yaptığı işler de olur yabancının.. Lakin hedefinden sapmayan ok gibidir. Bazan kar, boranla; bazan yağmur, çamurla yaka paça olur. Yabancı inattır! Bilge değildir amma; bildiği doğruları vardır. Şehir elinden geleni ardına koymaz. Yabancı bunları daha önce de yaşamıştır. İddalı cümleler kurmaz, istikrarlıdır.

Ne şehir kendini teslim eder yabancıya, ne de yabancı onu almaktan vaz geçer.

Tüm muhteşem hikayeler böyle başlar; şehre bir gün, bir yabancı gelir……..

7.9.2020

NL

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın