HARFLER…
Her harfini yaşayarak yazdım. Yudumlayarak, nefes alır gibi. En derinlerine daldım his deryasının. Yazmak için yazmadım. Kendimi alıkoyamadığımdan! Her harfin ağırlığını yaşadım. Taşların altında kalmış Bilal gibi. Vaz geçmedim, vaz geçemedim! Harfler beni esir aldı; ben, onları değil. Kaçmadım; esaretin mutluluğunu yaşadım. Parmaklıklar arkasında kalmış mahpus gibi. Zoru severdim; imkansıza talip oldum. Çivilerin üstünde ayıklanan yün gibi ayıklandım. Ruhumun içinde ki boşluktan ayrıldım. Nefsimi biliyordum. Fakat gem vuramadım! Bazan peşinden sürükledi beni; bazan yerimde kalakaldım. Çöllerde ki fırtınalara denk; beynimde fırtınalar yaşadım. Bu gün yüksek olanlar; çukur; çukurlar; yüksek oldu. Her gün yandım; her gün evrildim. Ama; vazgeçmedim. Ya bela mı bulacaktım; ya da Mevla mı? Benliğin rüzgarında savruldum. Benin, ben olamadığı dünyada. Ben, ben dedikçe yokluğun, boşluğuna yuvarlandım. Her harfini yaşadım yazılarımın, yaşamadan yazmadım. Çok sonraları okuduğumda dayanamadım; ağladım. Ağırlığını yaşadım her satırın. Hoby, alışkalık değildi. Aşkla, tutkuyla yazdım. Yazmasam ölmezdim. Ama; yazmadığım gün ölüp, ölüp dirildim. Rakamlar çıktı yine bahtıma. Karşılaştık yeniden onlarla. Harflere vefasızlık edemezdim. Rakamların değil harflerin vefası vardır insana. Rakamlar değişkendir. Değiştirirler birbirlerini. Çarparlar, bölerler, çıkartırlar. Birbirlerine düşman gibidirler. Fakat; harfler öyle mi?Yan yanalar; omuz omuza. Harfler vefalıdır. Rakamlar insanları birbirine düşman eder. İnsanı, insan yapan harflerdir. Harfleri seviyorum, meftunum; rakamlara mecburiyetim var…
24.9.2020
NL
Gece yarısı 3:19
Yorum bırakın