Başarı

Başarı…

İnsanın yazılımına yüklenmiş doyumsuzluk dürtüsü. Başarıdan, başarıya koşmak, rekorlar kırmak, herkesi arkada bırakacak buluşlara imza atmak, pazar payının en yükseğine ulaşmak, sınavlarda en yüksek notu almak, paranın en çoğunu kazanmak ve daha aklınıza gelebilecek enlerin sonunun olmadığı doyumsuzluk dürtüsü. Dünya adına bir müddet rahatlama veren; bir zaman sonra yenisini aramak zorunda olduğumuz, doymak bilmeyen ve bizi sürekli zorlayan içimizde ki canavar. Ana, babanın çocuklarından beklediği, çevrenin etkisiyle kendimizi bir çember içine hapsettiğimiz, olmazsa, olmaz deyip dağları kucakladığımız, gem vurulmayan içimizde ki aygır.

Başaramadığımız da kendimizi yeyip bitirdiğimiz, tarifi imkansız travmalar, görünmek istememe duygusu ve tekrardan silkinip ayağa kalkabilmenin zorluğu. Başarmak için gecenin siyahlığını, gündüzün renklerine karıştırdığımız, kan, ter kokan mücadeleler. Vaz geçmek istesek te geçemediğimiz, insan doğasında bulunan fıtrat. Fakat bunların tamamının dünya hayatımızın bittiğinde bize bir faydası olmayacağının farkında olmayarak. Öyle bir hayat yaşamalı ki insan; başarının peşinden koşarken neden ve niçinlerini en iyi şekilde anlayarak yapmalı. Sonunda ki neticeyi, sefer ve zafer denklemimde ki zaferi; Sahibine bırakmayı bilmeli.

İnsan kendi iç dünyasını yazarmış. Aslında size bir şeyler yazarken kendi iç dünyamı yazıyorum. Yaşadığım ve yaşamak zorunda olduklarım…

25.10.2020

NL

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın