Size bir yazı yazacağım! Şimdi bu da nerden çıktı, ne oldu sana böyle, yine sıyırıyor bizim ki demek yok! Baştan anlaşalım, sonrasında küsmek te yok.
Ömrün yarısı olduğu idda edilen sınırı geçeli on sene kadar oldu. Kırkından sonra dünyasını değiştirenlere; sebebi neymiş diye sorarlar. Öncesindekilere; genç ayrıldı aramızdan. Benim için; sorulacak sorunun normal olduğu bir döneme geldim galiba. Biraz afallama yaşasa da tanıyanlar, sonrasında ilk soracakları; neden miş? Bir nedene bakan sonla hayattan kopup gitmek o kadar yaklaştı ki. İhtimal; nedensiz gitmek te var. Stew jobs’un dediği gibi; en büyük icad. İnsan ırkının gözüyle gördüğü her şey üzerine derinlemesine analizler yaptığı dünyada, üzerine yorum yapıp, analiz dökemediği tek hadise. Kimsenin konuşmadığı, konuşamadığı, sessizliğin sis gibi çöktüğü; ağır atmosfer. Bazan hayal ediyorum; ruhum’un bedenimden ayrıldığı ilk anı. Sanki bir kaç metre yukarıya yükselmiş halde, benden arta kalan bedenime bakıyorum. Gözlerimde ki ifadesizliği, hayatın mücadelesinden yorgun düşmüş cansız cesedimi görüyorum. Üzülüyorum ona, uzun bir müddet içinde bulunduğum dünyalık vucuduma. Sonra iki damla göz yaşı döküyorum. Seninle bir hayat sürmek güzeldi diyebiliyorum. Ama; o, bana bir şey demiyor, diyemiyor. Çok üzülüyorum ona. Hıçkırıklara boğuluyorum. Çekip götürmeseler uzun bir süre başından ayrılmak istemiyorum. Hayata karşı hep aykırı duruşuna saygı duyarak ayrılıyorum. Göz yaşlarımla cansız bedenimi ıslatmış olarak. Hazırlıksız yakalanılılan, ani karşılaşma! Kendimi hazır hissediyor muyum? Neye hazırlandığını bilmeyen, neye hazırlanabilir ki? Cevapları elimizde olduğu söylenen sınav deyip te işin kolaylığından bahsetmeyin! Cevapların içeriğine bakılıyor, cevabın kendine değil. Herkese söyleyebileceğin yalanların hiç bir işe yaramadığı yer. Vakit yaklaşıyor! Her sabah kalktığım sıcak yatağımdan bir gün soğuk bedenimi kaldırırlarken; belki bir kaç damla göz yaşı ve çığlık eşlik edecek soğukluğuma. Küsmek yok! Neye bunları yazıp çevrendekileri üzüyorsun; demek te. Hepimiz öleceğiz! Hayata dair her şeyi analiz edip kendimce yöntemler geliştirmeye çalışıyorum. Fakat; hepsinin sonu buraya çıkıyor: ölüm. Babam hastayken yalandan vah, vah çekenleri gördükçe; sadece babam ölmeyecek, hepiniz öleceksiniz demek geçmişti içimden. Babamdan sonra hepsi de öldü, ölmeye de devam ediyorlar. Sadece ben ölmeyeceğim! Hepimiz; bir önce, bir sonra; bir, bir öleceğiz. Fakat; bu sözlerin dünya neşvesini söndürüyor da demeyin. Dünya; yaşanacak yer değil. Piskolojik halim mi, sosyal durumum mu bunlara sebep oluyor acaba? Yok; bunlar da değil. Bazan kendimi o kadar çok plenyeye vuruyorum ki; düzlenmedik yerim kalmıyor ama; çıkan sonuç, malesef bunlar da değil. Abim’in dediği gibi; ben evlendiğimde babam, benim yaşımdaydı. Kızmak, gücenmek yok. Kırkından sonra ölene; sebebi neymiş derler…? Rahmet dilerler.
Yorum bırakın