HİS.
Artık insanların acılarını hissedemiyorum. Veya önemsemiyorum! Hiç tanımadığım bir insanın ölüsüne ağladım mı bilmem? Fakat herhangi bir insanın öldüğünü duyduğumda; yüzümde ifade değişikliğini andıran bir kıpırdama bile olmuyor. Hissizleşiyorum! Tepki vermiyorum. Onlar, benim yaşadığımı yaşadılar mı diye içimden geçiyor. Anamı kaybettiğimde kim biliyordu benim acımı? Kim yüreğinde hissede bildi? Bir tek en yakınlarım. Ölüsüne ağlayamamanın acısını bilirler mi acaba? Sürekli gözüne düğümlenen acıyı! Bir türlü içinden söküp atamadığın. Öyle olduğu günden beri kimsenin acısı malesef ilgilendirmiyor. Nerde bir dertli, ihtiyaç sahibi varsa koşardım halbu ki. Derdi olanın yanına oturur ağlardım da. Çok duygasaldım. Zaten bu duygasallığıma yenildiğim değil mi beni böyle perişan eden!
***
Menfatle bezenmiş sahte dünya tiyatrosunun figüranları. Dilleri ve kalpleri arasında köprü olmayan yalancılar. Kârın dan öte hiç bir duygusu olmayanlar. Her yanlış işlerinin perdesi olarak “Allah’ı” kullananlar. Malesef benim gibi basit insanların yazılımlarıyla oynuyorsunuz. Benim bünyem kaldırmıyor bu kadar menfiliği. Sonrasında dilin kemiği olmadığını ispatlarcasına yalanlar dizmenizi. Sizlere benzeyip sizin gibi bir menfat perest olmam, olamam da. Fakat; eskiden olduğu gibi insanlara ne yaklaşabilir ne de onların yardımına koşabilirim.
Yorum bırakın