Can Dostlarım

Ülkeden çıktıktan iki sene sonra tekrar görüşmeye başladığım can dostlarım vardı. Değişmeyen düzenin devamında; biri içeriye geri girebilirim, biri de buralar biraz karışık, altıncı ay’a kadar görüşmeyelim dedi. Yine başa döndük dedim; kendi, kendime. Ve bu böyle devam edecek. Hiç bir

Şey istediğimiz gibi gitmiyor. Ben, buralara gelin dedikçe; onlar gelmemek için ayak diriyorlar. Bir şeylerin tekrardan yoluna girebilir mi düşüncem, yaşadığım inişli, çıkışlı durumlardan ötürü; parlaklığını her gün yitiriyor. Zihnime yüklediğim veya yüklemeye çalıştığım geleceğe yönelik planlarım; kalb’in ritim çizgilerini gösteren ekran görüntüsünden öteye gitmiyor. Zikzaklar çiziyorlar. İkisiyle de bir hafta oldu görüşmeyeli. Son görüntülü görüşmemizde, haberi olmadan ekranda ki resmini çektim. Cümleye başlayınca anlamıştım. Nasıl söylesem bilemiyorum deyince; endişeli durumuyla alakalı söylemlerde bulunacağını. Anladım dedim kısık bir sesle ama; o yine de meramını anlatmak istiyordu. Altıncı ay’a kadar sabret ondan sonrasına bakarız. Önce kendime küsüyorum. Bu kadar duygusal oluşuma. Sonra da o’na gönül koyuyorum. Kendisine değil! Konuşamayacak oluşuma. Onlar, benim rahatlama terapim, konuşunca dertlerimden arındığım havuzlarım, içtikçe huzur bulduğum sularım. İnsan İçecek su bulamayınca nasıl oluyorsa; ben de öyle oluyorum…

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın