Lise birinci sınıfta, edebiyat öğretmeni sınıf içinde iki grup kurrak münazara yaptırmıştı bize. Gençliğin buhran yaşamasında ideal eksikliği mi yoksa eğtim yokluğu mu etkili oluyor? Başlığı altında konuyu savunmamızı istemişti. Bana kalsa, eğitim yokluğunu alacaktım ama; karşı grup çok ısrarcı olunca, vazgeçmiş; nasıl olsa her halükarda sizi yeneriz edasıyla ideal eksikliğini almak zorunda kalmıştık. Yendik te! Bu güne kadar haksız olduğum bir konuda bile, iyi ifade ettiğimde karşı tarafı ikna edebileceğim düşüncesiyle yaşadım! Münazarada, bana göre eğitim daha önemliydi. Fakat; öyle olmadığına inandığım bir argümanı savunarak kazanmıştık.
Bu gün, evet bu gün Ali şöyle dedi; (Hollandaya geldiğimde dokuz günlük hapis sürecinde tanıdığım arkadaş) elimizden idealimiz alındığından beri ne yapacağımızı bilemez olduk. Her şeyimizin önündeydi idealimiz, yok olunca hayat direğimiz çöktü dedi. Halbu ki eğitim açısında az çok donanımlıydık. Bir insan yavrusuna yüklenebilecek en yüksek dozajda idelle yüklüydük eskiden. Ne zaman idealimiz elimizden alındı; işte o gün hayat gözümüzde anlamını yitirdi. Yeni anlamlar yüklemeyi beceremiyoruz. Veya; yeni anlamlar bir şey ifade etmiyor. Yolun sonu nereye çıkar bilmiyorum.
Yorum bırakın