Gündüz başka, gece başka hallerin insanı. Gündüz amele, gece entellektüel. Biri diğerine benzemeyen iki hal! Bir raya oturtulamayan hayatın serancamesi. Gece mi ben, benim; yoksa gündüz ki mi? Yoksa; her ikisi de ben miyim? Biri ben isem; diğeri kim? Geceleri, Paris düşünürlerini andıran haller; boynunda fular, elinde pipo, gözlüğünü burnunun ucuna düşürmüş, bir mecmuanın son baskısını en dikkatli şekilde idrak etmeye çalışan eda; gündüz terleyen boynu gömleğin yakasını eskitip yırtmasın diye sarılan mendil; biri gelipte, işimiz var diye; ipi sırtında amele durağında bekleyen yevmiyeci. Gece, eski hallerin devamı; gündüz, yeni hayatın yansıması. Biri alışılmayı bekleyen, diğeri alışala gelmiş. Değişen şartların, haller arası geçişte sindirilmesi. Bir varmış, bir yokmuş hikayesinin yok olan kısmının anlatısı! İki hâlin bir insanı. Hayatın öğrettiklerini öğrenerek. Hayatı yaşıyor gibi değil, sürerek!
Yorum bırakın