ANAM

Anam, desem!

Sonra diyecek bir kelime bulamasam. Demeyi bile canım istemese. Gün ortasında, karanlıkta kalmış gibi kalsam; güneş, üstümden çekilmişçesine zifiri karanlığın ortasında. Boğazımda düğümlenen çığlığı önce içime, sonra yırtılırcasına dışıma taşırsam; kimselere göstermeden, gözlerimden yaş yerine kan akıtsam; Anam’ın acısını hafifletebilir miyim?

*

Analar, oğullarıyla güçlüdür! Birini saymazsak dört oğlu vardı Anam’ın. Her biriyle ayrı gurur duyardı. Herbirini ayrı severdi. Hepsine ayrı, ayrı yanardı. İnsan bazı şeyleri zamanla anlıyor; erkek halimle ve anlayabildiğim kadarıyla, Ana olmak ne kadar zor bir şey! En vefasızına karşı bile, merhametinden bir şey kaybetmiyordu. Allah’ın vasıflarından biri olan vasfı, Analar’dan başka kimse barındıramazdı. Merhamet! Küçükken anlamıyorsun. Yaşadıkça, yaşlandıkça anlıyorsun. Ana kelimesinin sözlükte bulunmayan anlamını.

*

Analar anlamaz, ağlar! Yavruları için; canı dahil her şeyini ortaya koyabilen bir varlığı anlayabilmek, benim gibi anlayışı kıt insanların becerebileceği bir iş değil. Yeni, yeni ; düşündükçe anlamaya çalışıyorum. Ben, Ana olamam ama; bir Ana’nın yavrusuyum. Anam’dan anlamaya çalıştığım kadarıyla, çok zor bir iş. Anam’a karşı en mütessir hâlim; O’nu tam anlayamamak! Şimdi biraz daha iyi anlıyorum. Ama; biraz.

Bu gün, iki sene oldu Anam gideli.

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın