Aha geldik, gidiyoruz; şen olasın Halep şehri. Yirmi bir sene olmuş; aşkım, eşim, iki gözümle dünya evine gireli. Bazan; İlk günlerimizden bu güne kadar yaşadıklarımızı konuşuyoruz. Birbirimize söylediklerimizi hatırlatıyoruz. Ben, şunu demiştim hatırlıyor musun? O, ben de şöyle demiştim diyor. Çocuklarımız olduğunda, iyi yetişmeleri için; birbirimizi desteleyelim, benim söylediğimi sen, senin söylediğini de ben destekleyim diye yirmi bir sene önce kararlaştırdığımız söylemlerimiz olmuştu birbirimize. Rabbim, iki yavru nasip etti. Dediklerimizi de az-çok tuttuk. Bu gün, aha geldik, gidiyoruz dedim. Mütebessim, gözlerimin içine baktı. Yine ne diyorsun der gibi! Yirmi bir sene öncesinde konuştuklarımızı hatırlattım. Fakat; bu sefer yirmi bir sene sonrasının programını yapmak için; Ben ölürüm! Sen de; ben’den beş-on seneye kalmaz peşimden gelirsin derken birbirimize sarılıyor, ağzımdan şu cümleler dökülüyordu; inşallah toprağın altında da böyle sarılırız…
Yorum bırakın