Her hâl’in bir durumu vardır. Hâl, gelmedikçe tepkinin ne olacağını kimse kestiremez. Hâl, durumu belirler. Durum, hâl ile ortaya serilir. Her nesnesi, her hâli insan oğlu için meydana getirilen dünya hayatı, yaşanılan hadiseleri yumşatmayı becerecek geniş sineler ister. Yoksa çarpışmada yere serilen bir bünyenin parçaları göze ilişir. Sabah’ın aydınlığıyla başlayan gün, gelen bir haberle siyah’ın hakim olduğu alalığa bürünebilir. Fakat; asıl olan, karanlıkların arkasında kalan güneş’in hep orda olduğunu bilmek. Önü siyahlıklarla kapatılsa da, orda vâr olduğunu bilmenin ruh’a verdiği huzuru yudumlamak. Hâl’i değendiremezsen; halsiz kalırsın!
Yorum bırakın