Sen okumadığın günden beri, yazdıklarımdan da zevk almıyorum. Yazdıktan sonra seninle enine, boyuna değerlendirme yapamadığımdan; kuru geliyor yazılar. Boğazıma takılıp, kanatıyorlar. Bazan girip baktığını görür, okuduğunu anlardım. Şimdi; hasret bıraktın. Sen de yazmıyorsun bu aralar. Her ne kadar benim yazılarıma iltifat etsen de; senin yazıların’ın müptelasıyım ben. Her şeyi özletme üzerine dönüyor dünya son dönemlerde. Özleyerek yaşıyoruz birbirimizi. Sen, beni; ben seni. Bazan öyle sıkışıyor ki yüreğim; kalmakla, gitmek hesabı hiç aklımdan çıkmıyor. Kimselere diyemediklerimi yazılarıma diyorum. Aslında; onlara dediğim de yarım, yamalak serzenişten öteye gitmiyor. Ateş’in üzerine dökülen bir avuç su misali. Hele şu bir kaç gün daha geçsin, belki o zaman okumaya başlarsın yeniden. Anlarım ki, başında ki gaileler azalmış. Sen okumayınca, ben sadece karalıyorum. Ne yazdığımdan bile haberim yok. İltifatlarının yanında, bazan dokunuşlar yapardın yazdıklarıma. Pür dikkat dinlerdim diyeceklerini. Çünkü; sen, benim yazma sebebimsin…
Dayım’ın Gül’ü🌹
Yorum bırakın