Karışık

Karışık…

Her hâl bir sebeb’in gereksinimi olarak insan üzerinde vuku bulur. Anne karnında ki bir çocuğun, el ve ayaklarının ancak dünyaya gelince anlayacağı faidelerini, dünya üzerinde iken, binbir zorluklarla elde edilen tecrübeler’in sadece bu dünya’ya ait olarak mı kalacağı merakıyla yaşayacağız. İnsan her şeyi tecrübe ederek öğrenir. Veya tecrübe etmişlerin deneyimlerinden istifade ederek. Peki onca kazanım ölümle son mu bulacak? Öğrenilen o kadar şey boşa mı gidecek?

***

Abim’den ayrılalı üç sene, yedi ay, yirmi dokuz gün olmuş. Hesaplaması bile biraz sürdü. Süleymaniye otagar’ından beni, Tahran’a doğru yolcu ettiği günden beri bu kadar zaman olmuş. Yarın nasipse schipol’den almaya gideceğiz. Amerika’ya ulaşıpta ilk sesini duyduğumda ağlayarak “çocuklar’a sahip çıkamadım, emanetini sahip çıkamadım kardaşım” sözleriyle açıyordu telefonunu. Ben ise yeni geldiğim Hollanda’nın, mülteci kampında hollandaca öğrenmeye çalışırken -sen nasılsın abi, diyebilmiştim?

Yarın inşallah kavuşma günü.

***

Abim’in, İstanbulda okurken bize getirdiği basketbol topu sayesinde basket’e karşı sempati oluşmuş; az, çok oynamasını öğrenmiştik. Sempati, bu oyunu iyi oynayanlara karşı da oluşmuştu. NBA’yi izlemek hobylerim’in arasına girmişti. İlk NBA’lilerde Karim ve Lary Bird idi. Sonrasında bir Jordan çıktı ki sormayın gitsin. Adam bütün rekorları ve aklınıza gelebilecek her şeyi alt üst etti. Evet; O Jordan’ın hayat hikayesini kameraya almışlar. Rekabet ve yenme arzusunun bir insanda ancak bu kadar olabilir denilecek türden bir hayat.

***

Bu arada hayatım’ın tamamını değiştirip, yeni bir hayat sunan gün’ün yıldönümü “15TEMMUZ”…

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın