Dondurma

Bu gün hayatım’ın en güzel dondurmasını yemişimdir desem abartmış olmam. Doksan adres vardı. Son iki adres kalmış onlara da vaktinde varıp bitirmenin telaşesi içerisinde ilerlerken; bir çok kez önünden geçip, her geçtiğimde şurda bi dondurma yesem diye içimden geçirdiğim yerde. Bu arada bir aydır kargo dağıtıyorum(ne iş yaptığıma dair not bırakıyorum ki, ilerde hatırlayabileyim). Hava sıcaklığı ülke normallerinin, hissedilen ise benim suyumu çıkartacak kadar yüksek. Dar bir cadde üzerinde çok itinalı olmasa da arabamı park edip dondurmacıya doğru ilerledim. Dondurma dedim dondurmacıya. Sanki ilk defa dondurmacıdan, dondurma alıyormuşçasına. Hangisinden dedi gözümün içine bakarak. Fark etmez diyecektim ki; beyaz, beyaz olsun dedim üstüne bastırarak. Dondurmanın külaha dolduruluşunu, bir heykel traş’ın veya bir ressam’ın elinde ustalığını sergilemek için tuttuğu aletini kullanır gibi kullanan dondurmacı’nın sanat eserini alıp, önce arabaya sonrasında arabada yenir mi bu diyerek dondurmacının önünde ki tahtadan yapılmış eski bank’ın üstüne oturarak ve hayatımda yediğim tüm dondurmaları hayal ederek yedim. Hiç biri bu dondurmaya benzemiyordu. Çok hoşuma gitmişti. O kadarını söyleyim…

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın