İngiliz ve Faransız’ın kurduğu devleti vatan, üçyüz elli yıl tebamız olan; Yunan’ı düşman, Anadolu’da ev komşularımız olan; Rum, Ermeni ve Süryani’yi kan düşmanımız olduğu yalanlarıyla büyüdük. Kürd’ü hain, Alevi’yi zalim bilerek kundaklara sarıldık. Geçilmediğine inandığımız, Çanakkale’den ellerini kollarını sallayarak giderlerken Osmanlı’nın son hanedanını da yanlarında götürdüklerini unutarak büyüdük. Bir neslin et tahtasında doğranır gibi doğranışını kahramanlık diye yutturularak olgunlaştık. Kandırıldık! Millet’in, necip bir millet olduğu yalanlarıyla, son kale olduğu safsatasıyla, mistik hikayelerle, yüksek motivasyonlarla aldatıldık. Hiç bir zaman gün ışığına çıkmayan İngiliz ve Fransız’ın siyasi manevralarının altında can vererek yaşadık. Müslümanlığı, kendimize göre uydurup yaşadık. Aklımız yoktu ama; cin fikirliydik. Vah ki ne vah. Ömrümüz yalanların esaretinde geçti. Daha ne yalanlara gebe!
Yorum bırakın