Dördüncü Senem

Yazmasam olmaz! Dört senesini geride bıraktığım Hollanda serancamemi. Ortalama bir insan evladının yeni bir ülkeye ayak uydurma süresi; beş senedir. Toprağın, onu; onun, toprağı tanıma süresi. Yapı taşımız olan mayemiz. Bizi meydana getiren algoritmanın kökü; toprak. Önce toprağına alışıyorsun, sonra hava ve suyuna. Anasır-ı erbanın üç temel unsuruna. Burda ısı, sıcaklık veya ateş kavramı yok. Soğuk ülkenin soğuk rüzgarlarına. Bir de soluk benizli insanlarına. Aynı toprağın mayesiyle mayelenmeye başladıkça, solan rengin ile beraber alışıyorsun burda ki insanlar gibi olmaya. Değişen, savrulan hücrelerinle beraber sen de savruluyorsun. Rüzgarların sert ve soğuk oluşundan mı? Yoksa toprağın çamurluğundan mı? Alıştığımızın çok ötesinde her yerin sularla kaplı olmasından mı? Ya da; tamamından mı? Ama; değişen her bir hücerenin acısını içinde yaşayarak! Güz mevsiminde dalların ucunda, kopmamak, yere düşmemek için sıkı, sıkıya sarılan yapraklar gibi. Akibetin; esen soğuk rüzgarlarda savrulmak olduğunu bilerek. Bir o yana, bir bu yana savrularak alışıyorsun toprağa. Toprağa düşüp tekrardan toprağın bağrında yok olunca doğuyorsun. Sen, toprak oluyorsun. Toprak, sen olmuyor ama! Tanıdıkça, tanıştıkça. Yeni bir sen ile devam ediyorsun yoluna. Unutarak, unutularak…

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın